Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay Türkiye basınına KKTC'de satılan arazi ve konutlar üzerine önemli açıklamalarda bulundu.

Özersay'ın açıklamaları şöyle:

SORU-1:.Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntının İsrailliler tarafından satın alınan taşınmaz mallar olup olmadığı da belli değil. Zaten sıkıntı tam da budur, yani İsrail’den, Almanya’dan, Finlandiya’dan, İsveç’ten, Ukrayna’dan, Rusya’dan, İran’dan ve daha başka ülkelerden yabancı ülkemizden taşınmaz mal alıyor ve kimlerin aldığı, yoğun olarak hangi bölgelerden aldığı, toplamda ne kadar arazinin satıldığı konusunda şeffaf bilgi kamuoyu ile paylaşılmadı. Buradan çağrı yapıyorum yabancılara satılan arazi toplam arazi miktarı derhal kamuoyuna açıklanmalıdır.

Bakınız burada asıl sıkıntı inşaat sektörü çerçevesinde inşa edilen konutlar ya da villalar değil aslında, çünkü konutların yabancılara satışında birkaç iç içe geçmiş güvenlik süzgeci var. Bir kere yabancıların konut alımlarında sayı kısıtlaması var, öte yandan bu türden konutlar yabancılar tarafından satın alındığında Bakanlar Kurulu onayı gerekiyor ama bu onaydan önce bir güvenlik soruşturması yapılıyor ilgili yabancılarla ilgili olarak. İşte bunlar özellikle konutların yabancılara satılması açısından yeterli olmasa da bir emniyet sübabı aslında.

Asıl tehlike herhangi şirketler üzerinden yapılan arazi satışlarıdır. Normal şartlarda yabancılara ait olan şirket sınırsız arazi alımı yapamayacağı için KKTC vatandaşı kişilerin adına (çoğu zaman kimi avukatların) şirket hisselerinin %51’ini geçiriyorlar, yabancı şirket gibi görünmeyen bu şirketin adına sınırsız miktarda arazi satın alabiliyorlar. Ardından bir süre sonra hisse devri veya başka yöntemlerle %51 hisse perde gerisinde şirketin gerçek sahibi olan İsrailliye, Almana, Finlandiyalıya, Rus’a geçirildiğinde şirketin mal varlığının parçası olan bu dönümlerce arazi de yabancı bir şirketin malı haline dönüşmüş oluyor. Bir başka ifadeyle mevcut kısıtlamaların etrafından dolanmış oluyorlar ve yabancı şirketlerin üzerine dönümlerce arazileri satın alabiliyorlar.

Bu arazilerin büyüklüğü toplamda ne kadar dönüme ulaştı? Stratejik bölgelerde yoğunlaşma ve özellikle belirli uluslardan yabancıların yoğunlaşması var mıdır? Yabancı kişilerin mal alımında güvenlik soruşturması olmasına rağmen yabancı şirketlerin az önce tarif ettiğim gibi alengirli mal devirleriyle elde ettikleri büyük miktarda arazilere rağmen şirket sahiplerinin güvenlik soruşturması yapılmıyor olması ciddi sıkıntılı. Ancak her şeyden önemlisi devlet yetkililerinin bu kritik konularda rakamları dahi bilmiyor, takip etmiyor, tedbir almıyor ve kamuoyu ilede paylaşmıyor olmalarıdır.

Milli günlerde ve bayramlarda vatan topraklarına sahip çıkacağız benzeri nağralar atanların hükümette oldukları bir dönemde yabancılara memleketin bu şekilde plansız, hesapsız kitapsız ve stratejik araştırma yapılmaksızın satılması söz konusu olduğunda sus pus olmaları, bu konulara girmiyor olmaları büyük bir çelişkidir!

Tatar, Mehteran eşliğinde gerçekleştirilen Bayrak Yürüyüşü'ne katıldı Tatar, Mehteran eşliğinde gerçekleştirilen Bayrak Yürüyüşü'ne katıldı

SORU-2: Bu hükümet demokratik yollardan oluşmadı maalesef. Sandıktan başbakan olarak çıkan isim, ülkemizdeki demokratik teammüller yok sayılarak bir kenara çektirilmiş ve adeta bir sivil darbe ile sıradan bir milletvekili Başbakan yapılmıştır. Son bir yıldır görevde bulunan ve Halkın Partisi olarak bize göre gayrimeşru olan bu hükümet bir yıldır çok ciddi bir çürüme görüntüsü çizerek rant paylaşımı odaklı çalışmıştır. Her konuda koalisyon ortakları UBP-DP ve YDP bazı menfaatler elde ederek yollarına devam ettiler. Yabancı şirketlerin büyük miktarda arazi satın alışı benzeri konularda devir işlemlerinden tutun da başka bazı bürokratik işlemlere varıncaya kadar pek çok konuda çok büyük rakamların döndüğü dikkate alınacak olursa bu konularda niyeti kötü olanların kolayca rüşvet benzeri çürümüş ilişkiler kurabilecekleri kolaylıkla görülebilir. Zaten konuşulan ve bizim de duyduğumuz pek çok arazi spekülasyonu, satış, devir ve benzeri konularda bürokratik süreçleri hızlandırmak ya da engelleri aşmak için rüşvet iddiaları vardır, konuşuluyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Yapılması gereken şey acilen yabancı/yerli şirket kurallarını düzenlemek, konut alımında olduğu gibi güvenlik soruşturması süzgeci koyacak şekilde mevzuatı değiştirmek, şu anki toplam rakamları kamuoyuna açıklamak, bir haritalandırma yapılarak yabancılara satılan arazilerin belirli bölgelerde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığını incelemek ama hepsinden önemlisi rüşvet ve menfaat temelli politikaya hiç de uzak olmayan yozlaşmış siyasileri hükümetten uzak tutmaktır. Yani bugünkü UBP-DP-YDP gayrimeşru hükümeti görevde kaldığı sürece kimse beni yabancılara mal satışlarından doğrudan ya da dolaylı menfaat eld etmediklerine inandıramaz!

SORU-3: İşin vehameti bugün çıplak gözle gördüklerimizden de anlaşılır. Ancak gerçek anlamda durumun ciddiyeti ve riskler ancak ve ancak gerçek rakamlar kamuoyu ile paylaşılırsa anlaşılabilecek. KKTC çok zor şartlarda nice canlar feda edilerek kuruldu, Ortadoğu’da özellikle Filistin’de toprak meselesiyle ilgili acı bir tecrübe var. Yanı başımızdaki bu acı tecrübeyi dikkate almalı ve tedbirli olmalıyız. Kıbrıs’ın tarihinde de yabancılara (bir dönem özellikle Kıbrıslı Rumlara) Türk mallarının satışı dönemin Kıbrıs Türk liderliğinin onayına tabi kılınmıştı ve serbestçe isteyen istediğine mal satamazdı, bunun sebepleri vardı. Şimdi birileri hızla zengin olacak diye memleketin topraklarının bu şekilde hızla ve plansız kontrolsüz biçimde yabancıların eline geçmesine seyirci kalmamalıyız. Bu konuda acil veriye, planlamaya ve stratejik değerlendirme yapmak için istihbarat toplayıp tek merkezden bu konuları mercek altına alacak bir mekanizmaya ihtiyaç var.

Editör: Haber Merkezi