Konuyla ilgili açıklama yapan bakanlık, IŞİD mensuplarının Musul'daki başkonsolosluk yerleşkesine baskın gerçekleştirerek personeli yerleşkeden çıkardığını ve şehrin başka bir bölgesine naklettiğini açıkladı. Bakanlığın açıklamasına göre, olay sırasında yerleşkede başkonsolos dahil 49 personel ve bazı aile fertleri bulunuyordu.
Dışişleri Bakanlığı ayrıca Musul'un Geyara ilçesindeki elektrik santralinde de 31 Türk vatandaşının IŞİD tarafından rehin alındığını ve serbest bırakılmaları için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çağrısı üzerine Çankaya Köşkü'nde, Musul Başkonsolosluğu’ndaki gelişmelerin ele alınacağı zirve toplantısı yapılıyor.
Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan katıldı.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA
Dışişleri Bakanlığı, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü mensuplarının bugün sabah saatlerinde Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu yerleşkesine bir baskın gerçekleştirerek, personeli yerleşkeden çıkarttığını ve şehrin başka bir bölgesine naklettiğini belirterek, "Olay sırasında yerleşkemizde Başkonsolos dahil 49 personelimiz ve bazı aile fertleri bulunmaktaydı. Söz konusu personelimizin emniyet içerisinde ülkemize dönmeleri için tüm imkanlar seferber edilmiştir" açıklamasını yaptı.
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, IŞİD mensuplarının son birkaç gündür Musul'a karşı başlattıkları saldırı sonucunda başta Batı yakası olmak üzere Musul'un önemli bir bölümünü ele geçirdikleri hatırlatıldı.
"IŞİD mensupları bugün sabah saatlerinde de Musul'daki Başkonsolosluğumuz yerleşkesine bir baskın gerçekleştirerek personelimizi Konsolosluk yerleşkesinden çıkarmış şehrin başka bir bölgesine nakletmişlerdir" denilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Olay sırasında yerleşkemizde Başkonsolos dahil 49 personelimiz ve bazı aile fertleri bulunmaktaydı. Söz konusu personelimizin emniyet içerisinde ülkemize dönmeleri için tüm imkanlar seferber edilmiştir. Bu bağlamda, Irak hükümeti nezdinde de girişimde bulunulmuş ve Başkonsolosluğumuzun emniyet ve güvenliğinin sağlanmasından sorumlu oldukları hatırlatılmıştır. Öte yandan, başta Birleşmiş Milletler ve NATO olmak üzere uluslararası kuruluşlarda da gerekli girişimler yapılmaktadır. Sayın Bakanımız BM Genel Sekreteri ve ABD Dışişleri Bakanı ile görüşerek durumu ele almıştır."
Musul'un Geyara ilçesindeki elektrik santralinde de 31 Türk vatandaşının aynı grup tarafından rehin alındığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Vatandaşlarımızın serbest bırakılması için çalışmalar devam etmektedir. Türkiye, dost ve kardeş Irak'taki mevcut durumdan derin kaygı duymakta, ülkede barış ve istikrarın bir an önce tesis edilmesini temenni etmektedir. Diğer taraftan, diplomatik misyonumuza ve vatandaşlarımıza karşı gerçekleştirilen saldırıları şiddet ve nefretle kınıyoruz. Başkonsolosluk personeli ve vatandaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Bu kabul edilemez gelişmeler karşısında sessiz kalmayacağımızın, gereği neyse yapılacağının herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir."
DAVUTOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI
Bu arada, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Musul'daki gelişmelere ilişkin, "Musul'daki diplomatik misyonumuzun güvenliği her şeyden önce Irak devletinin sorumluluğu ve o devletin devlet olmasının gereğidir" dedi.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
“İlk andan itibaren istihbarat birimlerimiz, güvenlik görevlilerimiz ve diplomatlarımız bütün kanalları kullanarak vatandaşlarımızın ve görevlilerimizin sağlıkları ve selametleri konusunda her türlü tedbiri almışlardır. Şu dakika itibariyle de sağlıklarından ve güvenliklerinden belli ölçülerde haberdarız"
Vatandaşlarımıza, görevlilerimize gelebilecek herhangi bir zarar en şiddetli şekilde mukabele görür. O bakımdan herkesin bunu da göz önüne alarak bizden ve bizim kudretimiz, vatandaşlarımızın güvenliği konusunda alacağımız tedbirlerden de şüphe etmemesi iktiza eder.
Biz riskler yükseldiğinde her zaman olduğu gibi tahliye talimatı gönderdik iki gün önce gece ancak çatışmaların yoğunlaşması sebebiyle nihai tahliyenin güvenlik içinde yapılabilmesi için kararı oradaki arkadaşlarımızın takdirine bıraktık. Çünkü Irak merkezi hükümeti de yerel otoriteler de 8 görevlimizin güvenlik şartları temin edilmeden tahliyesinin dışarıda doğuracağı risk, içerde kalmaları riskinden daha yüksek olduğu bilgisini bize ilettiler. Çünkü sokak sokak süren çatışmalar vardı ve aralarında aile mensuplarının da olduğu böylesine hassas bir grubu bulundukları yerden çıkarmak daha büyük bir risk ifade ediyordu"




