“Polis, herhangi bir milletvekilini soruşturmaya çağırabilir, ifadesini alabilir”

Meclis’in genel olarak itibarıyla ilgili bir sıkıntı yaşandığı ifade eden Erhürman, kavramların netleşmesi konusunda sıkıntı yaratıldığını kaydetti. Meclis ile ilgili olarak Anayasa’nın 84’üncü maddesini hatırlatan Erhürman, söz konusu maddenin yasama dokunulmazlığını düzenlediğini vurguladı. Bu yasama dokunulmazlığının farklı algılandığını söyleyen Erhürman, “Yasama dokunulmazlığı, kürsü dokunulmazlığıdır” dedi. Erhürman, suç işlediği ileri sürülen milletvekilinin, meclis kararı olmadan yargılanamadığını ve tutuklanamadığını dile getirdi ancak soruşturulmasına bir engel olmadığını ifade etti.


Erhürman, “Polis, herhangi bir milletvekilini soruşturmaya çağırabilir, ifadesini alabilir. Bunun önünde yasama dokunulmazlığı engel değildir” dedi. Söz konusu durumla ilgili bir tartışma yaşandığını, polisin, soruşturma ya da ifade alma anlamında milletvekillerini davet edemeyeceği yönünde sonuç çıkarıldığını söyleyen Erhürman, böyle bir şeyin olmadığına dikkat çekti.

Erhürman, polisin, her zaman milletvekillerinin ifadesine başvurabileceğine işaret etti.

“CTP milletvekili de olsa, dokunulmazlığın kaldırılması konusunda oyumuz evettir”

Milletvekillerinin de ifade vermeye gitmekle yükümlü olduğuna vurgu yapan Erhürman, “Polisin soruşturması sonucunda savcılık bir dava açılması kanaatine ulaşıyorsa, o zaman olması gerekeni de içtüzük düzenliyor. İstemi meclis başkanına başsavcılık iletir. Meclis genel kuruluna geldiğinde, dokunulmazlığın kaldırılması oylanır” dedi. 2014’te CTP’nin öncülüğünü yaptığı ve meclisten oy birliğiyle geçen Anayasa değişikliğinin referandumda reddedildiğini anımsatan Erhürman, söz konusu değişiklikte dokunulmazlığın kaldırılmasının da yazdığını vurguladı.

“Bu ülke 36 üniversite kaldırmaz”

Yükseköğretimle ilgili de konuşan Erhürman, bir komite kurulduğunu hatırlattı ve soruşturma sürecinin devam ettiğini söyledi. “Soruşturma süreciyle ilgili hepimize düşen görev, yürütülen soruşturmayı müdahale dışı bırakmaktır. Her söylenen söz, bir müdahaleye düşünebilir” diyen Erhürman, 36 tane üniversite olarak verilmiş ön iznin bulunduğuna vurgu yaptı. Faaliyette olan üniversite sayısının ise 23 olduğuna işaret eden Erhürman, 12 tane de ön iznin bulunduğunu ifade etti. “Ön izinler de hayata geçerse, bu ülkede 36 tane üniversite olacak. Bu kökten yanlıştır” diye konuşan Erhürman, 36 tane üniversite açma ön izninin zaten verilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Üniversite ön izinlerinin, “fındık, fıstık” gibi dağıtıldığına vurgu yapan Erhürman, ön izinlerin bazılarının da hava parasına satıldığını kaydetti.

Açılmamışların ön izinlerinin iptal edilmesi çağrısında da bulunan Erhürman, “Bunun için komite raporuna gerek yoktur. Bu deniz bitti. Bu memlekette yükseköğretimi bozuk para gibi harcama haddimiz yoktur” dedi. Ön izinlerin iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Erhürman, bunun sonucunda 23 aktif üniversitenin kalacağını, bunları da “doğru, dürüst, nitelikli yükseköğretim” verir noktaya çekme zorunluluğu bulunduğunu kaydetti.

“Önce temizlik…”

Milli Eğitim ile YÖDAK arasında yıllardır süren sürtüşme bulunduğunu ifade eden Erhürman, kimin ne yaptığı belli olmadığı bir nokta olduğunu söyledi. YÖDAK’ın ve Eğitim Bakanlığının yanına, muhakkak üçüncü ayak eklenmesi gerektiğine dikkat çeken Erhürman, “Bu üçüncü ayak resmi bir ayak, hükümetin yetki alanı içerisinde bir ayak olmaması lazım. Yükseköğretimdeki öğretim elemanlarının birliğinin oluşması lazım” dedi. Tufan Erhürman, “Yeni bölüm açılacaksa, YÖDAK’ın ya da Eğitim Bakanlığının iki dudağı arasında olmayacak. Önce raporlar hazırlanacak, bir tür vize işlemi açısından devreye girilecek” diye konuştu. “YÖDAK 7 üyesi, 7 personeliyle bu işleri yapamaz” diyen Erhürman, öğretim üyeleri birliğinin oluşturulmasının önemine işaret etti. Merkezi veri tabanının oluşturulması gerektiğine işaret eden Erhürman, bu veri tabanının herkese açık şekilde, bütün sınav sonuçlarının ve diplomaların işleneceği bir alan olması gerektiğine dikkat çekti. Erhürman, geçersiz diplomaların da bir an önce iptal edilmesi gerektiğini vurguladı ve “Önce temizlik” ifadelerini kullandı.

“Bugüne kadar yapılan işlerin bedeli de ödenmeli”

Bir yatay geçiş tüzüğünün de oluşturulması gerektiğini kaydeden Erhürman, bir öğrencinin geldiği üniversiteden mezun olması gerektiğini belirtti. Yatay geçişin, sıkı kurallara tabi olması gerektiğini dile getiren Erhürman, “Nitelikli üniversite, doğru-dürüst sınav yaptığı zaman, öğrencisini kaybetmeyle karşı karşıya kalıyor. Bunlar tüzükle düzenlenecek şeylerdir, bunu durdurmamız lazım” dedi. KKTC öğrencileri için merkezi sınav yapılması gerektiğinin altını çizen Erhürman, “23 aktif üniversite var, biz bileceğiz kaç diş hekimine ihtiyacımız olacağını. Kendi kadrolarımızı, bu ülkenin kadrolarını merkezi sınavla belirlemek zorundayız. Öyle üniversiteler oluştu ki her giden kaydolabiliyor. Böyle bir şeyi bir an önce engellemek zorundayız. Kimse de artık bağırıp çağırmasın. Hızla, bu alanda gerekli temizliği yapmamız lazım. Biz geldiğimizde yapacağımız şeyler bunlardır” dedi. Bugüne kadar yapılan işlerin bedelinin de ödenmesi gerekliliğinin altını çizen Erhürman, “Hangi hesaba göre kaç ön izin verildi? Bu olaylar olmasaydı, 50’ye kadar ön izin vermeye devam mı edecektik?” diye sordu ve nitelik sorununun, sadece “sahte diplomanın” çok ötesinde bir sorun olduğunu vurguladı.

“Türkiye’nin Kıbrıs’ta hava ve deniz üssü kurma zamanı geldi” “Türkiye’nin Kıbrıs’ta hava ve deniz üssü kurma zamanı geldi”

“2 senede 22 eğitim kurumu”

Tufan Erhürman, “YÖKAS, yükseköğretim kurumlarıyla ilgili bir sistem. EKAS ise eğitim kurumlarıyla ilgili bir sistem. 2021 öncesinde bu alanda faaliyet gösteren 15 eğitim kurumu vardı. 2022 seçimlerinden şu ana kadar, 22 tane daha kuruldu. İki senede artı 22 eklendi” dedi. Buraların üniversite değil, sertifika veren yerler olduğuna vurgu yapan Erhürman, “İnsan kaçakçılığı iddiaları üniversitelerden fazla buralarda yoğunlaşıyor. Burada yoğunlaştığını bile bile 22 tane daha mı verdik? Yasa hiçbir sınır tanımıyorsa idi, neden yasayı değişmedik?” diye sordu. “Bu kadar para ve nicelik üzerine kurulmuş bir yapının kafamıza çökeceği belliydi” diye konuşan Erhürman, yargılama aşamasındaki konularla ilgili herkese düşen görevin ise, polisin ve savcılığın önünü açmak olduğuna dikkat çekti. Komitenin raporunu görmeden önce hızlıca, yukarıda söylediklerinin yapılması gerektiğini belirten Erhürman, “Yükseköğretim, sanayi, narenciye, hepsi aynı anda krizde. Bunun altını çiziyorum. Bu, ülkede ekonominin ve maliyenin çöküş işaretleridir. Bir an önce bu kadar sorundan sonra, bu meclisin yenilenmesi gerekiyor. Erken seçime gidip bu işi temizlemek gerekiyor. Çığın sonucu doğurmasını beklemeyin, bu işi akıl yoluyla çözelim” çağrısında bulundu.

“Toplu taşımacılık sektörü de hızla çöküşe geçen sektörlerin arasında”

Geçtiğimiz günlerde toplu taşımacılarla görüştüklerini söyleyen Erhürman, “Bu alan da hızla çöküşe geçen sektörlerin arasında. Toplu taşımacılıkta, bu ülkede, şirketleşme gibi bir proje varsa, T izni vermeyeceksiniz. Hem bir tarafta şirketleşme, bir taraftan da T izni. T izinleri iptal edildiyse, bunu resmi yoldan listesiyle birlikte açıklayın. İnsanlar iptal edildiğine inanmıyor” diye konuştu. Şirketleşmenin çok önemli olduğunu ifade eden Erhürman, toplu taşımacılığın, turizm ile yükseköğretimin rekabet riski altında bulunduğunu kaydetti. “Çok ciddi korsan, kaçak taşımacılık yapıldığı olgusundan bahsediliyor. Rus, İranlı, herkesin taşımacılık piyasasında olduğunu anlatıyor toplu taşımacılar. Bunun çözümü çok basittir. Kaçak taksicilik yapıldıysa, cezası ağır şekilde buradadır, caydırmak zorundayız” diyen Erhürman, sorunla başka türlü başa çıkılamayacağını belirtti. Güneyin, taksi ve vitolara uygulamaya başlatmaya hazırlandığını hatırlatan Erhürman, “Ehliyetin benden, muayenen de benden olacak, sigortan da çok pahalı olacak diyor güney. Bunun gelmesi halinde, bu memlekette taşımacılık sektörü yerle birdir. Şu an kaçak taşımacılık karşısında eğretidir. Bunu, güney ile doğru, dürüst görüşmek gerekir. Yeşil Hat örnek alınarak bir aranjmana gitmek gerekir” dedi. İki gün önce Güney Kıbrıs’ta bir anket gördüğüne işaret eden Erhürman, en büyük sorunun yüzde 40’ın üzerinde pahalılık olarak yanıtlandığını vurguladı. Erhürman, “Yarattığınız düzeni sorgulamak için ilginç bir durum var. Güney Kıbrıs’ta en önemli sorun pahalılıkken ve Euro 35 TL’ye tekabül ederken ve orada yaşayanların gelir düzeyleri daha yüksekken, buradan insanlar onların pahalı gördüğü yere alışverişe gidiyor. Gelinen durum ortada” diye ekledi. 

Editör: Haber Merkezi