banner152
banner151

KKTC’nı̇n 5. Cumhurbaşkanı Ersı̇n Tatar görevı̇ devraldı

 KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bugün düzenlenen törenle görevi 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan devraldı.

23 Ekim 2020 Cuma 20:17
KKTC’nı̇n 5. Cumhurbaşkanı Ersı̇n Tatar görevı̇ devraldı

Saat 17.00’de  Cumhurbaşkanlığında yer alan devir töreni için Cumhurbaşkanlığına gelen Tatar'ı, Akıncı kapıda karşıladı. Tatar'a eşi Sibel Tatar, Akıncı'ya ise eşi Meral Akıncı eşlik etti.

Tören kıtasının selamlanması ile başlayan tören, saygı duruşu İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesi ile sürdü. Ardından Akıncı ve Tatar'ın biyografileri okundu.

 4.Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın konuşmalarının ardından , Cumhurbaşkanlığı forsu gönderden indirilerek 4. Cumhurbaşkanı Akıncı’ya takdim edildi, yeni Cumhurbaşkanlığı forsu göndere çekildi.

4. Cumhurbaşkanı  Mustafa Akıncı’yı Cumhurbaşkanlığından Cumhurbaşkanı  Ersin Tatar uğurladı. Daha sonra Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tebrikleri kabul etti.

Törene, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi  Ali Murat Başçeri, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, ana muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, askeri erkan, siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri, diğer yetkililer, davetliler ve aile fertleri katıldı.

AKINCI

Törende, 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı veda konuşması yaptı.

Akıncı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendine özgü özel yapısının imkan tanıdığı bir çok anomalinin yanı sıra salgın koşullarının da yarattığı ek zorluklarla dolu ve gereğinden fazla uzayan bir seçim sürecini geride bıraktıklarını söyledi. 

Akıncı, 18 Ekim’de gerçekleştirilen ikinci tur seçim sonucunda 5. Cumhurbaşkanı olarak bugün göreve başlamakta olan Ersin Tatar’a başarılar dileyerek, görevinin kendisine, ailesine ve topluma hayırlı olmasını temenni etti.

Mustafa Akıncı şöyle devam etti:

"2015 yılının 30 Nisan’ında yine  burada gerçekleştirilen devir teslim töreninde yaptığım konuşmada aynen şöyle demiştim: 'Bugün devralmakta olduğum makamda ve törenin ardından gireceğim bu tarihi binada mal sahibi değil, belli bir süre kiracı olduğumu hiçbir zaman unutmayacağım. Gerçek mal sahibinin halkımız olduğunu bir an bile hatırdan çıkarmayacağım.'

“GÖREV YILLARIMA BAKARAK GÖNÜL HUZURU İÇİNDE AYRILIYORUM”

Bugün geride kalan görev yıllarıma bakarak buradan kendi açımdan gönül huzuru içinde ayrılıyorum. Buraya nasıl geldiğim, görev sürem boyunca neler yaptığım ve buradan nasıl ayrılmakta olduğum herkesçe bilinmektedir. Bu dönemin başından sonuna, seçim süreci de dahil her aşaması gözler önünde yaşanmış ve tarihe not olarak düşülmüştür.

“BARIŞA, DEMOKRASİYE, TOPLUMSAL ÇIKARLARA HİZMETİ İLKE EDİNDİM”

Bütün siyasi yaşamımda olduğu gibi Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığım süre boyunca da barışa, demokrasiye ve toplumsal çıkarlara uygun olarak hizmet etmeyi ilke edindim. Bizi biz yapan toplumsal değerlere sahip çıkmaya, çağdaş ve laik yapımızı güçlendirmeye, demokratik ve çoğulcu anlayışımıza uygun davranmaya özen gösterdim. Atatürk ilke ve devrimlerine gönülden bağlı Kıbrıs Türk halkının bu ilkeler çerçevesinde daha ileri bir aşamaya ulaşabilmesi için var gücümle çaba harcadım.

“HALKIMIN YANINDA VE HİZMETİNDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİM”

Aktif siyasi hayatımın sonuna gelmiş olsam da elbette bu toplumun bir bireyi olarak toplumsal kaygılarla hareket etmekten geri durmayacağım. Bundan böyle sadece 4. Cumhurbaşkanı sıfatıyla değil, 45 yılını toplumsal hizmete adamış bir Kıbrıslı Türk yurtsever olarak da elbette halkımın yanında durmaya ve onun hizmetinde olmaya devam edeceğim. Doğru bildiklerimi ve halkımın yararına olduğunu düşündüklerimi yeri geldikçe dile getireceğim. Hayat bir mücadele alanıdır. Yaşam sürdükçe barış ve özgürlük mücadelesi, daha çağdaş, daha uygar, daha insani bir düzen mücadelesi devam edecektir. İnsanlığın daha iyiye daha güzele ulaşma çabasına elbette Kıbrıslı Türkler de katılacaklardır.

“İNANDIĞI DEĞERLER UĞRUNA MÜCADELE EDENİN MAKAMA İHTİYACI OLMAZ”

İnandığı değerler uğruna mücadele etmek bir insanlık görevidir. Bu mücadeleyi verecek olan kişinin makama ihtiyacı olmaz.

ÇÖZÜME ULAŞILMAMASINDA  KIBRIS TÜRK TARAFININ SORUMLULUĞU YOK”

Görevim sırasında, ekibimle birlikte yıllardır uzayıp giden Kıbrıs sorununun çözümü için samimi ve yoğun bir çalışma yürüttük. Kıbrıs Türk tarafının yıllar içerisinde masada kaydettiği ilerlemelerin üzerine yenilerini eklemeyi başardık. Türk tarafı olarak sorunu çözümün eşiğine kadar getirdik. Çözüme ulaşılamamışsa bunda özellikle Kıbrıs Türk tarafının bir sorumluluğu yoktur; ama hep söylediğim gibi ortada bir sorun varsa çözüm çabaları da devam edecektir. Bu yeni dönemde, zaman içerisinde elde ettiğimiz kazanımları ve son dönemde sağladığımız moral üstünlüğü dikkate alarak gerçekçi ve yapıcı bir tutumla hareket edilmesini dilerim.

Ortaklık haklarımızı gasp ederek, Kıbrıs’ı tek başına temsil etme avantajını kullandığı için çözüm konusunda gerekli iradeyi sergilemekte isteksiz davranan Rum tarafını rahatlatacak hamlelerden kaçınılmasının ve Birleşmiş Milletler çerçevesine bağlılıkla hareket edilmesinin önemini bir kez daha anımsatmakta yarar görüyorum."

Makamların gelip geçici olduğunu, asıl olanın topluma verdikleri hizmetler ve arkada bıraktıkları izler olduğunu ifade eden Akıncı, şöyle devam etti:

"Bugün buradan halkıma 45 yıl çeşitli kademelerde ve son 5 buçuk yıl da cumhurbaşkanı olarak hizmet etmenin huzuruyla ayrılıyorum. Bu hizmeti yürütürken en temel sorumluluğumun halkıma ve vicdanıma karşı olduğunu hiç bir zaman aklımdan çıkarmadım.

“SİYASETÇİNİN ULAŞABİLECEĞİ EN YÜKSEK MAKAM  HALKIN GÖNLÜNDEKİ YERİDİR”

Her zaman inandığım ve vurguladığım bir şey vardır: Bir siyasetçinin ulaşabileceği en yüksek makam halkın gönlündeki yeridir. Eğer halkımızın gönlünde iyi bir yerimiz olabilmişse ne mutlu.

Halkına hep inanmış bir kişi olarak, bugün bir kez daha tüm halkıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bu duygularla hepinize veda ediyorum."

TATAR

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da törende yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının takdiri ile seçildiği Cumhurbaşkanlığı görevini bu törenle devraldığını ifade etti.

“EN YÜCE GÖREVİ VEREN HALKIMIN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM”

Tatar, Özgür iradesi ile yaşamımın en anlamlı, en yüce görevini kendisine veren Kıbrıs Türk halkının önünde saygı ile eğildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Doğu Akdeniz’de ve dünyada önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde üstlendiğim bu görevin onurlu olduğu kadar, sorumluluk gerektirdiğinin bilincindeyim.

Konuşmamın başında öncelikle 5 buçuk yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan Sayın Mustafa Akıncı’ya Devletimize, ülkemize hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

4’ncü Cumhurbaşkanımız Sayın Akıncı ve değerli eşlerine bundan sonraki yaşamlarında sağlık ve mutluluklar diliyorum.

“İÇTİĞİM ANT BENİM İÇİN ANA REHBER”

Değerli konuklar bugün Cumhuriyet Meclisi’nde içtiğim ant benim için ana rehberdir.

Bizler, en büyük gücümüzün, demokratik parlamenter sistemimiz, halkımız, devletimiz ve Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti olduğunun farkındayız.

“ULUSAL DANIŞMA KONSEYİNİ YAŞAMA GEÇİRECEĞİZ”

Hedefimiz Kıbrıs Türk Halkının birlik ve beraberliğini en üst düzeye çıkartmaktır.Hemen çalışmalara başlıyoruz. Parlamentomuzla, hükümetimizle istişare ederek Ulusal Danışma Konseyi’ni mutlaka yaşama geçireceğiz.

Ulusal Kıbrıs Davamızın müşterek olduğunun bilinci ile kardeş Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileri ile uyum içinde hareket edeceğiz.

Gerek görüşmeci heyetimizin belirlenmesinde gerekse diğer ekiplerimizin oluşturulmasında halkımızın değerlerinden azami oranda yararlanmak kararlılığındayız.

Cumhurbaşkanlığı’nın kapıları halkımıza açık olacak, halkımız bizleri her zaman yanında, yakınında görecektir."

Tatar, yaklaşık 450 yıl önce atalarının Anadolu’dan gelişi ile başlayan Ada’daki varlıklarının, bir ara ciddi tehlikeler yaşamış olsa da bugün Doğu Akdeniz’de, önemi giderek artan bir devlet’e sahip olduklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Varoluş ve özgürlük mücadelemiz sonucu kendi devletimizde Anavatan Türkiye’nin güvencesinde daha müreffeh, daha güzel, aydınlık yarınlar için inanç ve kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bu vesileyle, Davamızın ilk Lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş ile bu mücadelede canlarını feda etmiş aziz şehitlerimiz, gazilerimiz ve kahraman halkımıza minnet ve şükranlarımı sunmayı bir görev bilirim.

“KİMSE BİZİ DEVLETİMİZİ KURDUK DİYE CEZALANDIRAMAZ”

Kimse bizi, özgürlüğümüz için mücadele ettik, egemenliğimize sahip çıktık, Devletimizi kurduk diye cezalandıramaz.

Üzerimizdeki izolasyon ve kısıtlamaların yarattığı prangalardan kurtulmak, başlıca hedeflerimiz arasında olacaktır.

Tarihi gerçekler ortadadır. Kıbrıs Türk halkı asla saldırgan taraf olmamış, Kıbrıs Rumlarının Ada’da eşit hak sahibi olduğunu inkar etmemiştir. Ama onlar bizim eşit hak sahibi oluğumuzu inkar ediyor. Bu yanlış, Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün esas sebebidir.

İnanıyorum ki, geç de olsa, Avrupa Birliği ve dünya bu gerçeği mutlaka görecektir.

Kıbrıs Türk halkının varoluş ve özgürlük mücadelesi ve kendi devletini kurması, kendisine yöneltilen saldırıların kaçınılmaz sonucudur.

Kıbrıs Türk halkı bugüne kadar hep uzlaşıdan, anlaşmadan yana tavır koymuş ancak Rum komşularından olumlu yanıt alamamıştır.

Uzun yıllardır Birleşmiş Milletler gözetiminde sürdürülen görüşmelerde bir sonuca ulaşılamamışsa bunun sorumlusu Kıbrıs Türk tarafı değildir.

2017 yılının Temmuz ayında Crans-Montana’da sona eren süreç bunun en son kanıtıdır.

Kıbrıs Türk tarafı ortaya çıkan uzlaşı fırsatlarına olumlu yaklaşmasına rağmen, Rum kesimi hep maksimalist davranmış ve uzlaşıyı reddeden taraf olmuştur.

Yaşananlar ortadayken ve hafızalarda yerini korurken, bizlerin hala izolasyonlarla cezalandırılması, verilen sözlerin tutulmaması ve baskıların Anavatan Türkiye ile bizlere yönlendirilmesi doğru ve hakça bir tutum değildir. Adil, kalıcı ve gerçekçi bir uzlaşıya da hizmet etmemektedir."

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E VE ULUSLARARASI CAMİAYA MESAJ…

Cumhurbaşkanı Tatar, bu tarihi günde, Birleşmiş Milletler ve uluslararası camiaya şu mesajı verdi:

"4 Mart 1964’te alınan 186 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı ile yaratılan haksız statükonun gerçek mağduru hala Kıbrıs Türk halkıdır.

Halk olarak hepimiz Kıbrıs meselesinin artık bir  neticeye bağlanmasından yanayız.

 Biz, yaşadıklarımız ışığında Kıbrıs’ta ve bölgemizde sürdürülebilir barış ve istikrar için, hiçbir tarafa üstünlük sağlamayacak şekilde, adadaki iki halkın egemen eşitliği ve iki devlet temelinde  işbirliğini bir gereklilik olarak görüyoruz.

“ARZUMUZ EN KISA SÜREDE KALICI EV ADİL ÇÖZÜM… GUTERRES’E GÖRÜŞLERİMİZİ BİLDİRECEĞİM”

Arzumuz en kısa sürede bu zeminde kalıcı ve adil bir çözüme ulaşmaktır.İlk etapta Birleşmiş Milletler Genel sekreteri Sayın Guterres’e görüşlerimizi açık bir şekilde bildireceğim.

“5’Lİ KONFERANS FİKRİNE SICAK BAKIYORUM”

Türkiye’nin ortaya koyduğu beşli konferans fikrine egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümün görüşme masasına gelmesi ve bir anlaşmanın mümkün olup olamayacağının belirlenmesi açısından son derece sıcak bakıyorum.

Birleşmiş Milletler’le Garantör ülkeler İngiltere ve Yunanistan artık üzerlerine düşeni yapmalı ve Kıbrıs konusunun adil , yaşayabilir bir sonuca bağlanması için Rum tarafını doğruya yönlendirilmelidir."

Tatar, Güney Kıbrıs’a da şöyle seslendi:

"Eğer Sayın Anastasiadis, iyi niyetle ve gerekli siyasi iradeyle beşli konferansa gelirse görüşmelerin olumlu sonuç vermemesi için bir neden yoktur.

Yeter ki Ada’daki mevcut gerçekler göz önünde bulundurulsun ve egemen eşitliğimiz, bizim de bu topraklarda eşit statüde var olma hakkımız olduğu göz ardı edilmesin.

“HİDROKARBONLAR RUM TARAFI İÇİN SAMİMİYET TESTİ”

Önümüzde duran hidrokarbonlar konusu bu bağlamda Kıbrıs Rum tarafı için bir samimiyet testidir.

Kendilerine bu konuda Kıbrıs Türk tarafınca sunulan ortak bir komite kurulması önerilerimiz hala masadadır.

Daha fazla gecikmeden bu önerileri bir fırsat olarak değerlendirmelerini bekliyoruz."

KIBRIS TÜRK HALKINA…

Tatar, Kıbrıs Türk halkına da şöyle seslendi:

"Değerli kardeşlerim; beni neden Cumhurbaşkanı seçtiğinizin bilincindeyim.

Kıbrıs konusunda haklarımızın savunucusu olurken iç sorunlarımızın çözümü için mutlaka yoğun çalışmalar ve çabalar içinde olacağım.

Ekonomiden, yüksek öğrenime, sanata, spora, gençliğe kadar pek çok alanda komiteler kurarak çalışmalar yapacağız.

Söz verdiğim gibi herkesin Cumhurbaşkanı olacağım ve tüm kesimleri, toplumumuzun tüm değerlerini kucaklayacağım.

Hükümetle istişare içinde, Cumhurbaşkanlığımızın anayasal görevlerini çağdaş anlamda başarılı olarak yapabilmesi, devletimizin bilinir ve tanınırlığının artırılabilmesi adına Cumhurbaşkanlığımız için yeni bir teşkilat yasası çıkarılması yönüne gidilecektir.

Her bakımdan devlet kurumlarımıza örnek olmak, halkımıza hak ettiği hizmetleri verebilmek için azami gayret sarf edilecektir.

Halkımızın tüm kesimleri ile diyalog ve iş birliği geliştirilecek, sorunların ortak akıl yoluyla ele alınıp hal çaresi aranmasına azami özen gösterilecektir.

Sözlerime son verirken, hepinizi en derin sevgi ve saygılarla selamlıyor, ayrılmaz bir parçası olduğumuz Yüce Türk Ulusu ile Kıbrıs Türk halkına aydınlık yarınlar diliyorum."

Haber: Emir Ertorun  Fotoğraf: Süleyman Önal / Cumhurbaşkanlığı

Son Güncelleme: 24.10.2020 02:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155

banner130

banner146

banner50

banner68

banner40