banner152
banner151

GAÜ BAHAR DÖNEMİ PEDAGOJİK FORMASYON BAŞVURULARI İÇİN SON GÜN 13 ŞUBAT

Türkiye Kıbrıslı Türklerin en önemli müddefiki ve stratejik ortağıdır.

10 Şubat 2015 Salı 14:49
373 Okunma
GAÜ BAHAR DÖNEMİ PEDAGOJİK FORMASYON BAŞVURULARI İÇİN SON GÜN 13 ŞUBAT
İstismar edilmemiş olan aynı zamanda daha sık biçimde ana vatan kavramını kullanırım anavatanımızdır Türkiye fakat bugüne kadar çok istismar edildiği için çok sık kullanmam. Burada önemli olan bugün baktığımızda Türkiye ile ilişkilerimiz bence sağlıklı bir zemine oturmuyor. Neden bizi siyasilerimiz Türkiye’ye bir tür gammazlıyor Türkiye’de bizi gammazlıyor. Bir şeyleri hayata geçirmek için Türkiye’den belli bir talep geldiğinde genelde sorumluluğu kendi halkının üzerine atıyor. Halktan gelen talepleri hayata geçirme söz konusu olduğunda Türkiye izin vermedi denilerek Türkiye’nin üzerine atılıyor ben bunun sağlıklı bir ilişki olduğunu düşünmüyorum. Ülkeye giriş çıkışlarının iyileştirilmesi için adli konularda bir anlaşma var fakat yeterli olduğunu düşünmem yeni bir anlaşma ile daha sağlıklı olacağını düşünürüm. Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile hangi noktada ölçüştüğünü ve bunun nasıl hayata geçirileceğini iyi bir biçimde tasarlamaktır.

Bu güne kadar müzakere masalarında edindiği tecrübe konunun uzmanı görevde olduğunda Kıbrıs Türk tarafının yararına olan şeylerin kendi önerilerimiz ile geliştirilmesi ve Türkiye’nin de o konuda ikna edilmesi bağlamında çok güçlü bir bize güç katan bir şeydir. Konunun ehli olan birisi görevde olduğunda Türkiye ile birlikte bizim üretebileceğimiz politikaların ve bizim geliştireceğimiz önerilerin hayata geçmesi daha mümkün olur. Müzakereler bağlamında geçmişte pek çok kez yapabildik diye düşünüyorum. Uluslar arası zirve toplantılarının yapılmasında BM genel sekreterinin aktif hale getirilmesinde müzakere masasında çok uzatmadan bir al ver aşamasına gelinmesinde önerileri geliştirdiğimiz için yapıcı bir tutum ortaya koyduğumuz için aynı zamanda Türkiye’yi de ikna edip Türkiye’nin de gücünden yararlandığımız için ortak menfaatlerimiz için ileriye gidebildik çıkarları kavramına ben böyle bakarım. Türkiye’nin bölgesel çıkarları ile Kıbrıs Türk tarafının çıkarlarının örtüştüğünü düşünürüm.

Mesele sadece Rum tarafını müzakere masasına getirmek değildir. Bundan daha önemli husus var. Müzakere masasından Rum tarafının kalmasında yapılan sismik araştırmanın bir bahane olduğunu görüyorsak başka bir şeyler üzerinde durmamız gerekir. Yani sıkıntının kaynağı yönetimin ve zenginliğin paylaşılması konusunda Rum tarafının olumsuz yaklaşımıdır. 2004 yılında 10 yıl önce BM genel Sekreteri Kıbrıs Türk Rum tarafının yönetimi ve zenginliği paylaşmaya hazır olmadığı saplamasını yapmıştır dolayısı ile biz kapsamlı çözüm müzakerelerine devam ederken çözüm müzakereleri için çaba ortaya koyarken diplomatik girişimleri yoğunlaştırırken buna paralel biçimde Rum tarafının da yönetimi ve zenginliği paylaşmaya nasıl hazırlayabiliriz bunun üzerine kafa yormak gerekir. bence iki taraf arasında çözümü destekleyebilecek bir biçimde müzakere sürecini destekleyebilecek bir biçimde bu konularda iş birliği yapılması öneri geliştirmemiz gerekir. bu her iki tarafı paylaşmaya hazırlayacak şeylerdir. Turizm’de olabilir Enerji’de olabilir su elektrik olabilir öneri geliştirim her iki tarafın kabul edebileceği bir şekilde çözüm öncesinde bazı konularda iş birliği yapabilmemiz için fikir ortaya koymamız gerekir. Basında yapacağımız açıklamalar ile değil geliştirebileceğimiz çözüm önerilerimiz ile anlatarak diğerler aktörleride ikna ederek masaya gelmesini sağlayarak kapsamlı müzakerelere paralel biçimde her iki tarafı da paylaşmaya zorlayacak iş birliği modelleri üzerinde çalışmamız gerekir. Çözüm müzakerelerinde ise Rum tarafı bu kazıları devam ettirsin ama Kıbrıs Türk tarafı buraya ilişkin hakkında vazgeçsin anlayışı doğru değildir. Rum tarafının müzakere ile ilgili olarak bunun sonuç alıcı fikriniz var mı benim vardır. Örneğin Kıbrıs’ta veya başka bir yerde oturarak BM sekreterine mektup yazıp müzakerelerinin başlamasına hazırım denildiğinde müzakere başlamaz.
Türkiye’nin Maraş konusunda atmayı düşündüğüm adıma karşı çıkacağını düşünmüyorum. Marifet bunun hem Kıbrıs Türk tarafının hem de Türkiye’nin lehine olduğuna Türkiye’yi ikna etmektir. Başka konularda yetkilileri ikna ettiğimi bilirim ben dolayısı ile yani bu konuda ikna edemeyeceğim gibi bir tereddüt’üm yoktur.

Müzakere tarafında tecrübesi olan bir ismin cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda benim cumhurbaşkanlığı adaylığım öyle gündeme geldi. Kıbrıs Türk tarafının kendi önerilerini geliştirmesi yapıcı bir tutumla yerine göre Türkiye’yi yönlendirmesi mümkün olur bence daha aktif bir diplomasi ile uluslar arası platform’larda görünür bir duruma gelir. Nihayetinde çözümü kendi başına Kıbrıs Türk tarafı bulamaz dolayısı ile kimse ben size çözüm vaat ediyorum diyemez. Ben çok daha iyi temsil edilebileceğimiz bir durumu vaat ediyorum müzakerelerde de daha aktif ve süreçleri zorlayacağımız Kıbrıs türkünün daha ön planda olacağı bir dönem vaat ediyorum.
Cumhurbaşkanı bu güne kadar sadece müzakereci olarak algılandı. Cumhurbaşkanının anayasalarda ve belli başlı yasalarda da yetkileri var bu ülke de yaşanan sorunların bir kısmının çözümünde cumhurbaşkanının yetkilerinin ya doğrudan doğruya ya da doğali bir biçimde yetkisi olacağına inanıyorum. Bugün kamuda yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesi partizanlık ve adam kayırmacılıktır bunun köklerine baktığımızda çok önemli bir kurum görürüz. Kamu hizmeti komisyonun başkanını da üyelerini de cumhurbaşkanı tayin ediyor. Kamu hizmeti ailesinden ve herhangi bir yakınına bir olanak sağlarsa kamu hizmeti komisyonu başkanı görevinden alınır. Bugüne kadar dönem dönem sorunların dışarıya çıkarıldığını biliyoruz.

Ben Kıbrıs sorununu çözmekle uğraşacağım görevim orada bitecek demeyen beklide Kıbrıs Türk siyasi tarihinde ilk adayım. Cumhurbaşkanının yetkilerini anlatmamın sebebi de budur ben çözümden yanayım deyip cumhurbaşkanlığı sarayında oturacak değilim. Hem müzakere bağlamında hemde bunun dışındaki konularda da inisiyatif almayı düşünürüm. Doğalgaz konusunda fikirlerim var daha önce bir miktar açıkladım ama bunların dışında içerideki yetkileri kullanarak Türkiye’den su gelecek Türkiye’den gelecek olan suyun bu ülkede kullanım konusu tam bir komediye dönüştü. Bir günden bir güne cumhurbaşkanı meclisi toplantıya çağırıp bu suyu ne yapacağımızı birlikte alalım devlet politikası şeklinde nasıl yönetileceğini ele alındığını hiç görmedim. Bu ve benzeri konuları hem hükümetin hem de meclisin gündemine getirip fikir üremesine yardımcı olmaktır. Su gelecek sulu tarıma geçiş konusunda tarım alanında artacak kullanımı da mümkün olacak bizim bir planımız veya projemiz şuan yoktur. İyi bir plan yaparsak mesarya bölgesinde ciddi anlamda var olan işsizliğin giderilebilmesi için sulu tarıma geçip belirli tür ürünleri üretip Türkiye’ye satılması için bir planımız olması gerekir. Bu işte istihdam açısından gerçekten bazı gençlere ciddi bir imkân sağlayabilecek olan bir şeydir.
 
Son Güncelleme: 10.02.2015 14:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155

banner130

banner146

banner50

banner68

banner40