ve yetiştirilmesi dahi pekçok ülkede yasak olurken, son yıllarda gerçekleştirilen araştırmalarla
kenevire yönelik bu yasaklar tek tek kırılmaya başladı. Bunun da ötesinde, bazı ülkelerde yetiştirilmesi
serbest hale gelmeye de başladı... Peki, bunca zaman zararlı olarak bildiğimiz ve toplum hafızasına
“esrar” kelimesi ile yerleştirilmiş kenevire ne oldu da günümüzde yararlı hale gelmeye başladı?
Araştırmalar neyi gösteriyor? Bunca zaman yanıldık mı yoksa?
Yasaklarla Kenevir
Kenevirin araştırılmasının birçok sebebi var. Kenevirin özgürce yetiştirilmesi bir zamanlar dünyanın
birçok yerinde serbestken, 1925 yılında Cenevre'de düzenlenen Milletler Cemiyeti (şimdi Birleşmiş
Milletler) konferansında Türkiye ve Mısır'ın öncülüğünde tüm dünyada yasaklı maddeler arasına
girmesi sağlandı. Kenevir dünyanın birçok ülkesi tarafından yasadışı madde olarak tanımlanıp kabul
edildi ve böylece üretimi de yasaklandı. Yasaklardan önce araştırmacılar kenevirin içindeki
kanabinoidleri ayrıştırarak, nöbet ve diğer nörolojik bozukluklar gibi rahatsızlıkların etkilerini
hafifletmek, kronik ağrıları azaltmak ve tedavi etmek için çeşitli türler geliştirerek testlerde kullanıp
tedavi yöntemleri geliştirdiler.
ABD'de kenevirin yasadışı kabul edilmesinin ise Meksika Devrimi ile bağlantılı olduğu söylenebilir.
Devrim sonrası ABD'ye kaçan göçmenler kendi kültürlerini de ABD topraklarına getiriyorlardı.
Kaynaklara göre Meksikalılar ABD’ye gelmeden bu ülkede kenevir sadece tıbbi alanlarda kullanılıyor.
Fakat medyanın ırkçı tutumundan dolayı "rahatsız edici Meksikalı göçmenlerin" kültürü kabul
görülmedi ve muhafazakâr basın organlarında Meksikalıları kötülemek için kültürlerindeki keneviri
1937'de çıkan “Marihuana Vergi Yasası” ile marihuana satışı ve kullanımı tamamen yasakladılar.
Daha sonraları ABD'de de bilimsel çalışmalar adına konu kenevir olunca sıkıntılı, tartışmalı ve bilimsel
sonuçlara karşı yasa hükümlerin çeliştiği bir süreç başladı.
ABD’de Tıbbi çalışmalar için artan kenevir araştırmaları
Federal hükûmetin keneviri hâlâ tıbbi kullanımı olmayan bir uyuşturucu olarak sınıflandırması
sebebiyle, bilim insanları araştırmalarda kullanılmak üzere NIDA’dan kenevir edinmek için vakit alan
bir süreçle karşılaşıyorlardı. Klinik araştırma gerçekleştirenler ayrıca Gıda ve İlaç Kurumu’ndan onay
almak zorunda kalıyorlardı ve bu da bilim insanları için bayağı uzun bir sıkıntı dolu bir süreç oluyordu.
Şuan; uygun görülmüş tıbbi kenevir tüketicileri, kenevirin ülkenin birçok yerinde dispanserlerden
satın alabiliyorken, bireyin kendi özgür iradesi ve isteği ile kenevir kullanımına birkaç eyalette izin
veriliyor. Fakat araştırmacılar yalnızca Mississippi Üniversitesi’nin çiftliğinde yetiştirilen birkaç tür ile
sınırlı.
Bununla birlikte yayınlanan haberlere göre son günlerde ABD'de kenevir konusunda yeni gelişmeler
oluyor. Ülkede onaylı kenevir yetiştiricileri hızla arttırılmaya başladı.
Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi bu değişikliğin bilim insanlarının yüksek talebi ve kenevir
araştırmalarını teşvik etmek arzusu ile gerçekleştiğini ifade ediyor. NIDA yöneticisi Nora Volkow bir
açıklamasında, “Fazladan yetiştirici 'araştırmanın ihtiyaçlarını karşılayan fazladan çeşitliği
sağlayabilmek' anlamına geliyor” ifadelerini kullanıyor.
Kısacası ABD, şuan yeni bir yasayla keneviri tıbbi çalışmalar çerçevesinde yasallaştırıyor ve devlet
kontrollü kenevir üretimi için yetiştiricilerden başvurular bekliyor.
Peki kenevirin tedavi ettiği yâda şifa olduğu başka hastalıklar var mı?
Şöyle bir bilgiyle konuya girelim:
"Marihuana'daki THC yeme bozuklukları, AIDS, bazı kanser türlerinin kemoterapi veya radyoterapi
seansları süresince ve bazı nörolojik hastalıkların tedavisinde veya tedavisine destek olarak bazı
doktorlarca tavsiye ediliyor."
Bazı kanser türlerine iyi geldiği söylenilen keneviri belki de çok abartılı görünse de kenevirin
gerçekten de kanseri tedavisinde olumlu etkileri birçok kez kanıtlandı.
Kenevirin olumlu etki yaratabileceği hastalıklara bir örnek: Pankreas kanseri
Sabah Gazetesi'nin internet sitesinde yer alan Nisan 2016 tarihli bir haberde Pankreas kanseri bir
hastanın, hastalığının son aşamasında kenevirle kurtulduğunu yazıyor. Daha önce bilim insanlarının
farelerde ve insan dokularıyla üzerinde çalıştıkları kanseri kenevirle yendikleri belirtiliyor.
"ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü geçtiğimiz yıl, fareler üzerinde yapılan bir bilimsel çalışma sonucu
kenevirin sağlıklı hücreleri koruyarak kanser hücrelerini öldürdüğünün belirlendiğini açıklıyor.
Kenevirin pankreas kanseri üzerindeki etkisi İspanyol araştırmacıların 2006'da yaptığı bir araştırmayla
ortaya atılmıştı. Madrid Complutense Üniversitesi'nden bilim insanlarının iki hayvan modeli üzerinde
gerçekleştirdiği çalışmada kenevirin pankreas kanserinde tümör hücrelerini küçülttüğünü ortaya
çıkarıyor"
Buna kanıt olarak da aynı haberde ABD'nin Las Vegas şehrinden Wallace Rose isimli bir adamın
pankreas kanserinin son aşamasında olmasına rağmen klinik bir deney sonucu 7 ay sonra kanserden
tamamen kurtulduğunu ileri sürüyordu. Pankreas kanseri olan Rose, kemoterapi ve ağır tedavilerle
değil de kenevir sayesinde hayatının kurtulduğunu söylüyordu.
Dr. Mehmet Öz'ün bir programında marihuana kullanan bir epilepsi (sara) hastasının daha önce
ilaçlarla zor kontrol altına alınan epilepsisinin düzeldiğini ifade etmesinden sonra bu konuya
medyanın ilgisi artmıştır. Gerçekten de Amerika'daki bir epilepsi kliniğinde yapılan bir çalışmaya göre
marihuana kullanan epilepsi hastalarının yarısı epileptik nöbet sıklığının azaldığını ifade etmişlerdir.
Marihuana (cannabis sativa) 300 yılı aşkın bir süreden beri keyif verici bir madde olarak
kullanılmaktadır. Tıbbi kullanımı giderek artan bu ilacın multipl skleroz, HIV, epilepsi, kanser, artrit,
glokom ve ölümcül hastalıkların son döneminde kullanımı ile ilgili olarak giderek artan sayıda bilimsel
çalışma yapılmaktadır. Halen marihuana ile ilgili 300'ün üzerinde klinik tedavi çalışması
yürütülmektedir.
Nörolojik Hastalıklarda Kenevir Kullanımı
Cannabisin nörolojik hastalıklarda da kullanımı ile ilgili birçok bilimsel yayın vardır. Bunlardan en
önemlilerinden biri multipl skleroz hastalarındaki spastisite (kol ve bacak kaslarındaki sertlik)
üzerinedir. Bu çalışmalarda cannabis alan hastaların %40'lık bir kesiminin %30'unda bir düzelme
olduğu izlenmiştir. Cannabisin kronik ağrıda ve özellikle nöropatik ağrının şiddetinin azaltılması
üzerinde etkin olduğu gösterilmiştir. MS ve ağrı dışında nörolojik hastalıklardan omurilik
yaralanmalarında ve Tourette sendromunda da cannabis kullanımının olumlu sonuçlar verebileceği
gösterilmiştir. Buna rağmen diyabete bağlı nöropatik ağrıdaki etkisi azdır ya da hiç yoktur. Bunama
hastalarında izlenen davranış bozuklukları ile ilgili bir çalışmada etkisinin olmadığı ortaya konmuştur.
MS ve ağrı dışında nörolojik hastalıklardan omurilik yaralanmalarında ve Tourette sendromunda da
cannabis kullanımının olumlu sonuçlar verebileceği gösterilmiştir.
Kanser Tedavisinde Bulantı ve Kusma, AIDS Hastalarında İştahsızlık Tedavisi için Marinol
Duman şeklinde alınan marihuananın birçok istenmeyen toksik maddelerin de vücuda girmesine
sebep olması nedeniyle sağlık üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu çok iyi bilinmektedir. Bu nedenle
marihuana içindeki etken madde olan tetrahidrokanabinole yapısal olarak benzeyen dronabinol isimli
bir molekül üretilmiştir. Yaklaşık 25 yıl önce dronabinol içeren Marinol isimli ilaç kanser tedavisi
sırasında oluşan bulantı ve kusma için, bundan 15 yıl sonra da AIDS hastalarında izlenen iştahsızlığın
tedavisi için onay almıştır. Amerika'da 10 eyalette bu ilacın tıbbi kullanımı ile ilgili ruhsatı
bulunmaktadır.
İnsan Dokuları Kullanıldı
Alman araştırmacılar ise 2008'de kenevirin pankreas kanseri üzerindeki iyileştirici etkisini ikinci kez
gündeme getirdi. ABD'nin Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi isimli araştırma kuruluşunun internet
sitesinde yayımlanan çalışmanın deneyinde bu kez hayvan dokuları değil, pankreas operasyonu
geçiren kanser hastalarından alınan dokular kullanıldı. Araştırmada bellek, iştah, ağrı duyumu ve
duygu durumu gibi faaliyetlerde görev alan nöromodülatör ve reseptör sistemi olan endokanabinoid
sisteminin pankreas sisteminde kanserinde harekete geçerek iyileşme sürecinde etkili olabileceği
sonucu çıktı. Adını tıbbi ismi "cannabis" olan kenevirden alan endokanabinoid sistem, kenevirden
elde edilen esrara benzer kimyasal etkilere sahip endokanabinoid isimli moleküller içeriyor.
Geçmişte Yasak olan Kenevir Yağı ABD’nin 24 Eyaletinde Artık Yasal
Kenevirin tıbbi amaçlı kullanılmasının yasak olduğu İngiltere'de ise 38 yaşındaki Kieran McCrory isimli
bir beyin kanseri hastası da bir sene boyunca kenevir yağı kullanmasının ardından hastalığından
kurtulduğunu ve artık tedaviye ihtiyacı olmadığını öne sürüyor. Daha önce birçok ülkede yasak olan
kenevir yağının tıbbi formu şimdi ABD'nin 24 eyaletinde yasal. Kenevirin pankreas kanserinin yanı
sıra, beyin, meme bezi, uterus, hipofiz ve testis kanserlerine olan etkisi de araştırılıyor.
Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü: “Esrar kanser hücrelerini öldürüyor”
Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün geçtiğimiz günlerde internet sitesinde yaptığı güncelleme ülke
çapında büyük yankı uyandırdır ve ilgi çekti. Bu güncelleme ile eklenen araştırma sonuçlarına göre,
esrar (cannabis) kanser tedavisi için doğal bir tedavi yöntemi olarak belirtiliyor.
ABD’de esrar kullanımının yasallaşma süreci giderek hızlanırken, bu alanda çalışan kuruluş ve STK’lar
bilim insanlarının ortaya çıkardıkları sonuç ve tıbbı amaçlı kullanıma serbest olan yerlerde kenevirin
olumlu etkileri sayesinde seslerini daha çok duyurmaya başladı. InfoWars haber sitesinde yer alan
habere göre, NCI (Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü) de internet sitesinde bir güncellemeye giderek
esrarın tıp alanında yapılan çalışmalarına yer verdi.
Çalışma sonuçlarına göre, esrar, hücre ölümü sebebiyle büyüyen tümörü engelleyebilme özelliğine
sahipken tümörün büyümesine elverişli kan hücrelerinin gelişimini de engelleyebiliyor ve sağlıklı
hücrelerin korunmasını sağlıyor.
Cannabidiol (CBD) üzerinde yapılan son bir araştırmada, CBD vücuda alındığında sağlıklı meme
hücrelerine minimum zararı verirken iyi ve kötü huylu meme kanseri hücrelerinin de ölümüne neden
olduğu anlaşıldı. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, CBD’nin metastatik meme kanseri
hücrelerinin büyümesini durdurduğu, sayılarını azalttığı ve tümörün yayılmasını önlediği de
gözlemlendi.
Amerikan Cerrahlar Birliği’nin son 20 yıllık raporuna göre Esrar Kullanımından Hiç Ölüm Olmadı
Ayrıca 2010 yılında Portland Indymedia’nın yayımladığı verilere göre, Amerikan Cerrahlar Birliği’nin
son 20 yılda derlediği yıllık ölüm oranlarının sonuçları oldukça ilginç. Tütün kullanımından
kaynaklanan ölüm sayısı yaklaşık 400 bin civarındayken alkolden kaynaklanan ölüm sayısı 150 bin.
Kafeine bağlı hastalıklarda gerçekleşen ölüm sayısı ise ortalama 5 bin civarında. Aşırı dozda asprin
kullanımından kaynaklanan ölüm sayısı 500 civarındayken esrar kullanımından kaynaklanan ölüm hiç
gerçekleşmemiş.
BBC Türkçe‘nin yayımladığı habere göre, ABD’de yapılan bir araştırmada, erken yaşta esrar
kullananların ileri yaşlarda esrar kullanmayanlara oranla depresyon, psikoz veya astım gibi
rahatsızlıklara yakalanma oranlarının daha yüksek olmadığı belirlendi.
Amerikan Harward Üniversitesi Tıp Fakültesi bilim insanları, kenevir bitkisinin içerdiği bir bileşen
olan THC’nin akciğer kanserinde, kanserli tümörlerin yayılmasını engellediğini ve büyüme hızını
yarıya düşürdüğünü açıkladı.
Amerika’nın birçok eyaletinde geçtiğimiz yıllar içerisinde yasallaştırılan esrar/marihuana/kenevir,
özellikle kanser, HIV Pozitif yani Aids gibi ağır ve ağrılı hastalıklarda doktorlar tarafından ağrı kesici
olarak da ‘medikal marihuana’ adıyla reçete ediliyor.
Dünya’nın en saygın ve prestijli öğrenim kurumlarından Harward Üniversitesi’nin yayınladığı
araştırma raporuna göre, yakılıp içildiğinde akciğerlere mutlak surette zararı olan cannabis bitkisinin
içindeki THC bileşeninin, akciğer kanseriyle savaşta ise yardımcı rol oynadığını açıkladı. Laboratuvar
fareleri üzerinde yapılan deneyler, THC isimli etken maddenin akciğer kanserine sebebiyet veren
tümörlerin büyümesini yarı yarıya önlerken diğer bir yandan da kanserin yayılma yeteneğini
düşürdüğüne işaret ederken, New York Lenox Hill Hastanesi’nden Akciğer Hastalıkları Uzmanı Dr. Len
Horovitz ‘’THC isimli maddenin bir takım kanserli hücreler üzerinde baskılayıcı bir etkisi olduğunu’’
belirtti.
Araştırmacılara göre THC, agresif ve küçük hücreli kanserlerin yayılma ve büyüme hızını etkileyen EGF
isimli molekülü durdurarak kansere karşı mücadele ediyor. Uzman Dr. Horovitz’e göre THC, hücrelerin
EGF reseptör alanlarına giderek büyümeyi önlüyor.
Henüz araştırmaların başında olunmasına karşın konu diğer uzmanların dikkatini çekmiş durumda.
Amerikan Akciğer Birliği’nden Başhekim Dr. Norman Edeleman ‘’Bu ilginç bir araştırma, fakat daha
fazla hayvan denek üzerinde çalışılıp bu etkinin istikrarlı olduğuna ve toksik yan etkileri olmadığına
emin olunması lazım’’ şeklinde açıklamada bulunurken, ‘’Bu aslında ilgi çekiciden daha önemli bir
adım, çünkü bu insanın vücudunda ürettiğini bildiğimiz ve bir sağlık sorununa yol açmayan bir etken
madde’’ diye ekledi.
Araştırma bulguları Los Angeles’ta yapılan Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği (AACR) toplantısında
kamuoyuna sunuldu. Kanser türleri arasında EGF reseptörlerini daha çok üreten ve en çok ölüme
sebebiyet veren tür olan akciğer kanseri, kemoterapiye iyi cevap vermeyebiliyor. Hastalardan alınan
kanserli hücre örnekleriyle, iki farklı akciğer kanseri türünün cannabinoid reseptörü olan CB1 ve CB2
yi ürettiğini keşfeden bilim insanları; cannabinoidlerin doğal olarak vücutta üretilen
endocannabinoid’in cannabinoid reseptörlerine bağlandıklarında ağrı, telaş ve enfeksiyon üzerinde
etkili olduğunu belirtiyor.
Rapora göre, içerlerine insandan alınan kanser hücreleri yerleştirilmiş kobay farelere standart dozda
THC enjekte edilen 3 haftalık tedavinin sonunda, THC ile tedavi edilen farelerin edilmeyenlere göre
tümörlerinin %50 oranında küçülmüş olduğu gözlemlendi. Bu bulgular Dr. Horovitz’in 1960’larda çok
fazla marihuana kullanan jenerasyonda akciğer kanserinin neden tavan yapmadığı sorusuna biraz ışık
tutuyor.
Dr. Horovitz ‘’İnanılmaz, akciğer kanserinin neden tavan yapmadığının cevabı THC’nin akciğer kanseri
hücrelerini engellemesinden başka bir şey değil’’ diye belirtti. ‘’Bu durum çok ironik, fakat sigara içen
bir insana sigarasına marihuana katmasını söyleyemezsiniz.’’
AACR konferansında sunulan diğer bir bulguya göre virüs tabanlı gen terapisinin sağlıklı hücrelere
zarar vermezken, hem birincil hem de ikincil tümörleri hedefleyebildiği açıklandı.
Bu ‘’akıllı bomba’’nın enjekte edildiği prostat kanseri yerleştirilmiş 15 kobay farenin tamamında
kanserin tüm izlerinin tamamıyla geçerek, tedavinin sonuç verdiği gözlemlendi. New York Colombia
Üniversitesi araştırmacıların açıklamalarına göre bu tedavi hayvanlarda göğüs ve cilt kanserin
üzerinde de oldukça etkili sonuçlar gösteriyor.
Toplantıda sunulan üçüncü umut verici rapora göre Çocuk Hastalıkları Üniversitesi’nden Alman
araştırmacılar beyin tümörleriyle mücadelede kızamık virüsünü kullandıklarını açıkladılar. Ekibin
belirttiğine göre fareli deneylerde virüsün tümörlere içerden dışarı doğru bağlandığı keşfedildi.
BBC Türkçe‘nin yayımladığı habere göre, ABD’de yapılan bir araştırmada, erken yaşta esrar
kullananların ileri yaşlarda esrar kullanmayanlara oranla depresyon, psikoz veya astım gibi
rahatsızlıklara yakalanma oranlarının daha yüksek olmadığı belirlendi.
Kenevir Tarafından Öldürülebilen 9 Tür Kanser
Kenevirin tedavici edici potansiyeli neredeyse sınırsız görünüyor, çünkü sadece ölümcül hastalarda
bulantıyı veya ağrıyı gidermenin çok ötesine uzanıyor. Madrid’deki Compultense Üniversitersinden
moleküler biyolog Christina Sanchez 10 yıldan fazladır cannabinoidlerin moleküler aktivitesini
incelemektedir ve bu zaman sırasında o ve çalışma arkadaşları kenevirin ana psikoaktif bileşeni olan
tetrahydrocannabinol’ün (THC) sağlıklı hücreleri yalnız bırakırken tümör hücrelerini “intihar etmeye”
sevk ettiğini öğrendiler.
Sanchez ve ekibi aslında nasıl işlev yaptıklarını daha iyi anlama amacıyla beyin kanser hücrelerini
incelemekte oldukları için, bu keşif beklenmedik oldu. Bu süreç sırasında, THC’ye maruz kaldıkları
zaman tümör hücrelerinin sadece çoğalmayı ve üremeyi durdurmadıklarını aynı zamanda kendilerini
yok ettiklerini gözlediler, hem laboratuar testlerinde hem de hayvan denemelerinde. Bu ilk kez
1998’de bildirildi ve Avrupa biyokimya dergisi FEBS Letters‘da THC’nin anti – kanser etkileri üzerine
bir çalışmada yayınlandı.
İnsan Bedeni Kenevir Bileşenlerini Kullanmak Üzere Tasarlanmıştır
1980’lerdeki araştırma insan bedeninin THC için iki spesifik hedefini içerdiğini ortaya koydu. Bedende
çeşitli cannabinoid alıcıları içermekle birlikte, THC ve diğer cannabinoidleri işleyen endocannabinoid
sistemi olarak bilinen bir yapı vardır. Birlikte, bu iki doğal sistem bedenin kenevirde bulunan
cannabinoidlerden yararlanmasını sağlar, bu cannabinoidlerin bazıları doğada başka yerde bulunmaz.
Endocannabinoid sistemi birçok biyolojik fonksiyonu düzenler: iştah, besin alımı, motor davranış,
üreme ve birçok diğer fonksiyonlar. Ve bitkinin çok geniş tedavi edici potansiyelinin olmasının nedeni
budur.
Fare ve sıçanlardaki araştırmalar cannabinoidlerin hücre büyümesini bloke edip hücre ölümüne
neden olarak tümör büyümesini kısıtlamaya ve tümörlerin büyümesi için gerekli olan kan damarları
gelişimini kısıtlamaya yardımcı olduğunu gösterdi. Laboratuar ve hayvanlarda yapılan araştırmalar
cannabinoidlerin normal hücreleri korurken, kanser hücrelerini öldürebildiklerini göstermeye devam
etti.
Beyin Kanseri Yararları
– Molecular Cancer Therapeutics dergisinde yayınlanan bir araştırma beyin tümörlerinin şu andaki
antikanser tedavilerine nasıl son derece dirençli olduklarını belirtiyor, bu hastalıktan ıstırap çeken
hastaların zayıf hastalık seyrini geliştirmeyi hedefleyen yeni tedavi edici stratejiler bulmayı çok önemli
hale getiriyor.
– British Journal of Cancer’de yayınlanan, Madrid’deki Complutense Üniversitesi Biyokimya ve
Moleküler Biyoloji Bölümü tarafından yapılan bir araştırma THC ve diğer cannabinoidlerin tümörün
büyümesini kısıtladığını belirledi. THC’nin dokuz hastanın ikisinde tümör hücrelerini azalttığı ve sıfır
psikoaktif etkilere ulaşıldığı görüldü.
– The Journal of Neuroscience‘de yayınlanan bir araştırma hem akut nöral hasar hem de yavaş
ilerleyen nörodejeneratif hastalıklarda biyokimyasal olayları inceledi. THC’ye baktılar ve onun
farelerde nöronal incinmeyi azalttığını ve cannabinoid sistemin nörodejenerasyona karşı beyni
koruyabildiğinin kanıtını sağladığı gördüler.
– The Journal of Pharmacology And Experimental Therapeutics’de yayınlanan bir araştırma,
cannabinoidlerin antitimör özelliklere sahip olduğu gerçeğini kabul ediyor. Bu araştırma insan glioma
hücre hatlarında (Glioma beyin tümörünü tanımlamak için kullanılan sözcük) cannabidiol’un etkisini
(psikoaktif olmayan cannabinoid bileşeni) inceledi. Cannabidiol’un ilavesi glioma hücrelerinin yaşama
yeteneğinde dramatik düşüşe yol açtı, araştırma cannabidiol’un önemli antitümör aktivitesi
üretebildiği sonucuna vardı.
Meme Kanseri Yararları
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinde Kaliforniya Pacific Medical Centre tarafından yapılan bir araştırma,
cannabidiol’un (CBD) insan meme kanseri hücre üremesini ve istilasını kısıtladığını belirledi. Aynı
zamanda CBD’nin tümör kitlesini önemli ölçüde azalttığını gösterdiler.
– The Journal of Pharmacology and Experimental Therapeutics‘te yayınlanan bir araştırma, THC’nin
ve cannabidiol’un meme kanser hücresi büyümesini dramatik şekilde azalttığını belirledi.
– Molecular Cancer Dergisinde yayınlanan bir araştırma, THC’nin tümör büyümesini ve tümör sayısını
azalttığını gösterdi. Cannabinoidlerin kanser hücresi üremesini kısıtladığını belirlediler, bu kanser
hücre istilasını ve tümör anjiyogenezini (yeni kan damarları yaratımı) zayıflatmayı da kapsıyor, meme
kanseri yönetimi için cannabinoide dayanan terapilerin kullanılmasının kuvvetli kanıtını sağlıyor.
– National Academy of Sciences of the United States of America (PNAS)‘da yayınlanan bir araştırma,
cannabinoidlerin insan meme kanseri hücre üremesini kısıtladığını belirledi.
Akciğer Kanseri Yararları
– Harvard Tıp Okulları Deneysel Tıp Bölümü tarafından Oncogene dergisinde yayınlanan bir araştırma,
THC’nin akciğer kanseri hücresi göçünü ve fazlasını tetikleyen epitel büyüme faktörünü kısıtladığını
belirledi. Bazı akciğer kanserlerinin büyümesini ve metastazını kontrol etmekte THC’nin özgün tedavi
edici moleküller olarak keşfedilmesi gerektiğini ifade ettiler.
– Harvard Tıp Okulu tarafından yapılan, ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi tarafından yayınlanan bir
araştırma, akciğer kanser hücrelerinde cannabinoid reseptörlerin rolünü inceledi. Onun etkisini
belirlediler ve akciğer kanser hücrelerine karşı tedavi için kullanılması gerektiğini önerdiler.
– Almanya’da Genel Cerrahi Bölümünden, Toksikoloji ve Farmakoloji Enstitüsü tarafından yapılan bir
araştırma cannabinoidlerin kanser hücresi istilasını kısıtladığını belirledi. Etkiler, akciğer kanseri olan
bir hastadan alınan tümör hücrelerinde onaylandı. Veriler cannabinoidlerin kanser hücresi
saldırganlığını azalttığını gösterdi.
Prostat Kanseri Yararları
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinde yayınlanan bir araştırma prostat kanserinde kenevirin etkililiğini
kanıtlayan çoklu araştırmaları özetledi.
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinde yayınlanan bir araştırma prostat kanseri hücrelerinde azalmayı
gösterdi.
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi tarafından yayınlanan başka bir araştırma CBD klinik testinin prostat
karsinomaya karşı bir zorunluluk olduğunu belirledi, cannabinoid reseptörleri aktivasyonu prostat
karsinoma hücre ölümünü tetikliyor.
Kan Kanseri Yararları
– Virginia Commonwealth Üniversitesi Farmakoloji ve Toksikoloji Bölümü tarafından yapılan, ABD
Ulusal Tıp Kütüphanesinde yayınlanan bir araştırma, cannabinoidlerin lösemi hücrelerinde hücre
ölümünü tetiklediğini belirledi.
– Molecular Pharmacology dergisinde yayınlanan bir araştırma, cannabinoidlerin mantle hücreli
lenfomada büyüme kısıtlamasını ve hücre ölümünü tetiklediğini gösterdi. Araştırma Stockholm’deki
İsveç Kanser Topluluğu, İsveç Araştırma Konseyi ve Kanser Topluluğu tarafından verilen bağışlarla
desteklendi.
– Uluslararası Kanser Dergisinde yayınlanan bir araştırma da cannabinoidlerin çeşitli türde
kanserlerde ve mantle hücreli lenfomada hücre büyümesini engelleyici ve proapoptotic etkiler sarf
ettiğini belirledi ve gösterdi.
Karaciğer Kanseri Yararları
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinde yayınlanan bir araştırma, THC’nin insan HCC hücre hatlarının (İnsan
hepatohücresel karaciğer karsinoma hücre hattı) yaşayabilirliğini azalttığını ve büyümeyi azalttığını
belirledi.
Pankreas Kanseri Yararları
– Amerikan Kanser Dergisinde yayınlanan bir araştırma, cannabinoid reseptörlerin insan pankreas
tümör hücre hatlarında ve tümör biyopsilerinde, normal pankreas dokusunda olduğundan çok daha
yüksek seviyelerde ifade edildiğini belirledi. Sonuçlar cannabinoid yönetiminin hücre ölümünü
tetiklediğini gösterdi. Ayrıca tümör hücrelerinin büyümesini azalttılar ve pankreas tümör hücrelerinin
yayılmasını kısıtladılar.
Ağız Kanseri Yararları
– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinde yayınlanan bir araştırmanın sonuçları, cannabinoidlerin güçlü
hücresel solunum önleyici olduğunu ve son derece kötü huylu ağız tümörlerine karşı toksik olduğunu
gösteriyor.
Kolon Kanseri Yararları
– Farelerde yapılan bir araştırma cannabinoidlerin Kolonun iltihaplanmasına karşı koruyabileceğini ve
kolon kanseri riskini azaltmada potansiyele sahip olduğunu gösterdi.
Kemoterapiye Yardımcı Oluyor
İnsan glioma hücrelerinde cannabidiol’un (CBD) laboratuar araştırması, kemoterapi ile birlikte
verildiği zaman, CBD’nin kemoyu daha etkili yaptığını ve normal hücrelere zarar vermeden kanser
hücresi ölümünü arttırdığını gösterdi. CBD delta-9-THC ile birlikte kemoterapiyi daha etkili
yapabiliyor.
Cannabinoid’lerin Diğer Etkileri:
– İltihaplanma önleyici aktivitesi
– Antiviral aktivitesi
– Multiple Sclerosis’in neden olduğu kas spazmlarını rahatlatır





