DAÜ-SEN yaptığı açıklamada seçim çalışmalarına katılan DAÜ Rektörü Kılıç'a büyük tepki gösterdi.

Açıklama şöyle;

Ülkemizde siyasi hoşgörü ve farklı siyasi görüşlerin çatışmadan var olabilmesi ve çalışması
önemli bir değerimizdir. Bu değerimizi sendikalardan sivil toplum örgütlerine, dost
meclislerinden kooperatiflere, şirketlerden ve üniversitelerden meslek örgütlerine her yerde
yaşatmalıyız.
Siyasi görüşlerin çatışmadan var olabilmesi için yöneticilerin bulunduğu görevin gereklerini
herhangi bir siyasi parti merkezinden talimat almadan, hükümetin seçim pozisyonlarının
parçası olmadan hakkıyla yapabilmesi ve her kesime eşit mesafede durması gerekmektedir.
Özellikle kamu kurumlarında bunun önemi daha da büyüktür. Liyakate bağlı göreve gelme
veya kendi özerk yapısı içinde yönetici seçimiyle göreve gelme, üniversitemiz gibi kamu
kuruluşlarının yukarıda açıklanan ilkeye uygun şekilde yönetilmesi için özellikle dikkat edilen
bir konudur.
Kurumları temsil eden şahıslar görevleri süresince bu ilkeyi koruyabilmeli, mevzuata uygun
ve kurum yararına hareket etmeli, kişileri hedef alan mevzuat dışı kararlardan uzak durmalı ve
bulundukları makamdaki gücü kendi liyakatlerinden ve kendilerini seçen çalışanlardan
almalıdır. Bu demokratik geleneğimizdir.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) İlçe Örgütü Başkanı Sayın Nahit Öncü, kendi sosyal medya
hesabından bir yazı ve bir fotoğraf paylaşarak Mağusa'da seçim çalışmalarına hız verdiğini
ifade etmiştir. Yayınlanan fotoğrafta en arkada, adeta yüzünü gizlemeye çalışan bir kişi
dikkatimizi çekti: Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Hasan Kılıç.
Aynı fotoğraf karesinde yer alan Genel Sekreterimiz Derviş Ekşici'nin uzun yıllardır ve her
dönem UBP'li olduğunu bilmekteyiz, her zaman da bu siyasi kimliğini kişisel olarak ifade
etmesini olağan karşıladık. Ancak Rektörümüzün UBP'li olduğunu ve seçim çalışmaları
yürüttüğünü resmi olarak ilk kez görmekteyiz.
Aslında sendikamız bir süredir Rektörlüğün kişilere özel kararlar aldığını, mevzuatı yok sayan
noktaya geldiğini ve üniversitenin kurullarıyla değil de başka merkezlerle hareket ettiğini
söylemekteydi. Hatta bu süreçte doğrudan hükümet tarafından önerilen Vakıf Yöneticiler
Kurulu (VYK) başkanlarının ve üyelerinin Eğitim Bakanı’nın mevzuat dışı taleplerine
uymayarak, görevden alındıklarına tanık olurken, Rektörlüğün tam aksi bir tavır içinde
hareket ettiğini görmekteydik.
Böylesi bir durumla ilk kez karşı karşıyayız.
Sendikamız her zaman siyasi partilere üye olma ve herkesin siyasete katkı sağlayabilmesini
savunmuştur ve savunmaktadır. Bizim için kişiler her dönem siyasi kimliklerini özgürce
koruyabilmelidir. Bir göreve gelme ve bir görevden gitme siyasi kimliklere göre değil liyakate
ve mevzuata göre olmalıdır.

“Başkentin değişimi için ihtiyaç duyulan enerjiye sahibiz”
“Başkentin değişimi için ihtiyaç duyulan enerjiye sahibiz”
İçeriği Görüntüle

Bu çerçevede, elbette Sayın Rektörün bir siyasi partiye gönül vermesi doğaldır, hatta bize
göre bunu gizlememeli ve gizlemeye ihtiyaç duymamalıdır.
Ancak Sayın Rektör yürütmekte olduğu görevi etkileyecek, mevzuat dışı ve kişiselleştirilmiş
kararlara yönelecek bir duruma hiçbir zaman gelmemeliydi. Rektörlük gücünü kendini seçen
çalışanlara değil, siyasi bir iktidara bağlamamalıydı.
Sayın Rektör, doğrudan partili olan ve pratikte partileri tarafından göreve getirilen VYK
başkanları ve üyeleri gibi veya en az onlar kadar görevden gitme pahasına mevzuata ve
demokratik özerk üniversite ilkelerine sahip çıkabilmeliydi.
Anlaşılan Rektör hangi makamda olduğunu ve bu makama nasıl geldiğini unutmuştur.
Anlaşılan, üniversitemiz yeni VYK atamaları ve Rektörlük pozisyonuyla bir partinin ilçe
başkanından talimat alarak yönetilebilecek kıvama getirilmiştir.
Gelinen noktada, dün hissedip iddia ettiğimiz durum bugün resmen ortaya çıkmıştır. Maalesef
Rektörümüz yönetimsel kararlarını tamamen bir siyasi partiye angaje etmiş, bir partiyle
özdeşleştirmiştir. Üyelerimiz ve halkımız bu olgudan gerekli siyasi mesajı çıkararak gereğini
yapacaktır. Eminiz.