Bağımsızlık Yolu, 25 Haziran’da yapılacak ara seçimlerinde, adayının Parti Meclis Üyesi Ümit Ersoy olduğunu açıkladı.

Ersoy, yoksulluk ve emek sömürüsünün kader olmadığını, değişimin ancak emekçi kesimin örgütlenmesiyle mümkün olabileceğini, “rejim” partileriyle değişimin mümkün olmadığını savundu.

Parti’den verilen bilgiye göre ara seçimle ilgili karar dün akşam Bağımsızlık Yolu Genel Merkezinde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Ümit Ersoy basın toplantısında yaptığı konuşmada, seçim sürecinin adayların birikimleri, donanımları, akil kişilikleri veya popülerlikleri üzerinden geçecek gibi göründüğünü, bu yaklaşımı parti olarak reddettiklerini ve Bağımsızlık Yolu'nun, parti fikirleri, programı ve mücadelesi üzerinden propagandasını yapacağını ifade etti.

Bağımsızlık Yolu’nun 2022 seçimlerinde ortaya koyduğu programda yer alan, sendikasız işçi çalıştırılmanın yasaklanması, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi, servet vergisinin getirilmesi, elektriğin yüzde yüz kamuya ait yapılması için mücadele vereceğini kaydeden Ersoy, “Her bölgeye sığınma evi, kamusal eğitim, kamusal sağlık, şiddet önleme merkezi, taş ocaklarının kapatılması gibi konularda vaat değil bir mücadele” sözü verdiklerini kaydetti.

Yoksulluk ve emek sömürüsünün kader olmadığını, toplumda umutsuzluğun hakim olduğunu savunan Ersoy, toplumda, “seçilenlerin hepsi aynı, ne yaparsak yapalım bir şeyler değişmez” düşüncesinin yaygın olduğunu belirtti ve “Evet değişmeyecek, çünkü umutlarımızı, beklentilerimizi hep rejim partilerine emanet etmemizi istiyorlar” dedi.

İktidar partilerinin Ankara’dan emir aldığını savunan Ersoy, iktidar partilerinin sermaye odaklarının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde siyaset yaptıklarını iddia etti.

Değişimin emekçilerin örgütlü mücadelesinde olduğunu söyleyen Ersoy, “Kararlı, programlı ve uzun vadede verilecek emin adımlarla yürünecek, sınıf mücadelesini çetinleştirecek bir mücadelede, demokrasi mücadelesinde, irade mücadelesi için, Kıbrıs sorununun çözümü için, kadınların özgürleşmesi için, ekolojik talanın sonlanması için, LGBTİ+ bireylerin özgürleşmesi için, hayatımızı zindana çeviren her ne varsa hepsi için verilecek olan mücadele ile değişebilir” dedi.

-Nazlı

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu Cansu N. Nazlı ise konuşmasında Parti Meclisi'nin ara seçimlere katılma kararının; asgari ücretin açlık sınırında olması, kamusal eğitimdeki sıkıntılar, devlet hastaneler ve toplu taşımadaki sıkıntılar değerlendirilerek alındığını kaydetti.

-Basın Bildirisi

“Günlük sınır 50 şişe maden suyu içilirse aşılabilir” “Günlük sınır 50 şişe maden suyu içilirse aşılabilir”

Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi Üyesi ve Dışilişkiler Sekreteri Salih Hayaloğlu tarafından okunan basın bildirisinde de, Bağımsızlık Yolu’nun sosyalist bir parti olduğu dile getirilerek, halkın beş yılda bir oy vererek tüm iradesini bir grup seçkin kişiye devretmesinin, daha sonra da siyasetteki yönetme ve karar alma pratiğine karıştırılmaması yönteminin demokrasinin en ilkel biçimi olduğu kaydedildi.

Sosyalistlerin, temsili demokrasiden çok daha üstün bir model olan “doğrudan demokrasi”yi hayata geçirmek için mücadele verdiği kaydedilen açıklamada, doğrudan demokrasinin halkın beş yılda bir değil, günde birden fazla kez siyasi konulara dair söz söylemesi, tercihte bulunması, uygulamaya katılması anlamına geldiği; gelişen teknoloji yardımıyla cep telefonlarından günde birkaç kez referandumlara katılmanın mümkün olduğu, iş yeri komite ve konseylerinin, mahalle komitelerinin ve seçilmişleri geri çağırma hakkı gibi unsurların doğrudan demokrasinin en bilinen araçları olduğu ifade edildi.

Emekçileri ilgilendiren konularda Anayasa ihlal edildiğinde gereken tepkinin ortaya konmadığı iddia edilen açıklamada, ilk ve orta derece kamu okullarında kayıt ücreti alınması, devlet hastanelerinde bazı hizmetler için ücret alınması, bazı sahillere girişin ücretli olmasının Aayasa'ya aykırı olduğu vurgulandı.

Ara seçimin 25 milyon TL’ye mal olacağına da işaret edilen açıklamada, bu parayla okul, hastane yapılabileceği, yangın erken uyarı sistemlerinin geliştirilebileceği belirtilerek, bu maliyetin sorumlularının, sine-i millet çağrısı yapanlarla, kendini aklamak için görevinden istifa edenler olduğu kaydedildi.

Editör: Haber Merkezi