Önümde iki haber var iki gündür;
Gazetelerden kesip sakladım onlarca defa da okudum!
Birisi Türk Ajansı Kıbrıs diğeri Bayrak Radyo Televizyon Kurumu ile ilgili…
İkisi de devletin yayın organı, orada çalışanlar da bizim meslektaşımız…
BRT’deki yılların kangren haline gelmiş sorunu, çalışanlar sıklıkla eylem yapıyor, sokağa dökülüyor, ikide bir elektrik şalterlerinin borcundan dolayı indirilmesi cabası…
Çalışanların çok bir şey istediği yok, sadece imzalanan toplu sözleşmenin kendilerine verdiği hakları talep ediyorlar!
Ne gariptir ki devletin bir organı yine devletin diğer organları tarafından resmen dışlanmış ortada çok ciddi bir duyarsızlık var!
Devlet ülkedeki özel televizyonlarına ciddi olarak maddi katkılar yapıyor ama kendi çalışanının sokağa dökülmesine göz yumuyor!
Şöyle bir hava hakim;
“Beğenmeyen istifa etsin gitsin…”
O kadar kolay değil efendim!
Yok eğer ‘artık BRT misyonunu tamamlamıştır’ diye düşünüyorsanız bunu delikanlı gibi çıkıp söyleyin sonra da kapılara koskocaman asma kilitler takıp kapatın gitsin!
Dansöz gibi kıvırmaya ne gerek var ki?
Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ona keza!
15 yıldır kurumun yönetim kurulu üyesi olarak, iki senedir de asbaşkanı olarak kuruma karşı rahatsız edici müthiş bir ilgisizlik olduğunu kendi gözlerimle görüyor ve yaşıyorum…
Yıllar önce TC yardım Heyeti’nin katkılarıyla BRTK binası yanında bir bina başlattık bunu için bir milyon TL harcandı ama yıllardır bina çürümeye terk edildi…
Günah değil mi o kadar harcanan paraya?
Bu bina bizim babamızın malı filan değil, devletin bir yayın organının malı ve bizim meslektaşlarımız eski binasında çok zor şartlar altında büyük bir özveri ile habercilik yapmaya çalışıyorlar…
Derdimizi herkese ama herkese anlattık, hepsi de binayı bitirme sözü verdi ama nafile…
Geçen hafta Maliye Bakanlığı’ndan bir müdür arkadaş TAK müdürünü aradı ve faza mesailer için çok onur kırıcı şeyler söyledi!
Yetmedi ‘para yok’ deyip ‘siz de fazla çalışmayın’ diye ahkam kesti!
Sanki de TAK çalışanı devletin bir çok organında olduğu gibi fazla mesai olayını suistimal ediyormuş havası estirdi…
Ayıptır be kardeşim!
Ajansta fazla mesai yapsın da cebine fazla para girsin diye çalışan tek bir arkadaşım bile yok!
Fazla mesai yapanlar da habercilik mesleğinin gereğini yerine getirip kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getiriyorlar hepsi bu…
Büyük umutlarla Meclis’e girsin diye oy verdiğimiz genç politikacı Birikim Özgür soruyor:
“Hata kimde” diye…
Dahası yönetimi suçlamaya çalışıyor, ‘mesai saatlerini ayarlayamıyor musunuz’ demeye getiriyor!
Bunu bari sen yapma Birikim kardeş!
TAK muhabirleri ve amirleri eğer fazla mesai yapıyorsa sizin Meclis ve komitelerindeki konuşmaları haber yapmak için oradalar…
Bu kadar da insafsızlık olur mu?
Dışarıdan ahkam kesecek yerde bir kahve içmeye gidip buradaki arkadaşların ne gibi zor şartlar altında, dar bir kadro ile çalıştıklarını görsene!
Kurşun, hiç beklenmedik yerden gelince, acıtıyor Birikim kardeş!
Diyeceğim şudur;
TAK ve BRT diğer kamu kuruluşlarından çok ayrıcalıklı kurumlardır…
Birinci görevleri gazetecilik mesleğidir ve bu da kamuoyunu bilgilendirmek demektir!
Devletin tasarruf önlemlerin de anlayabilir hatta destek de veririz!
Ama şu da iyi bilinmelidir ki, haber pahalıdır ve bunun da bir bedeli vardır…
Yok siz ucuz ve eften püften haberden yanaysanız, iki kurumu da kapatır haberciliği politize olmuş kendi basıncılarınıza yaptırır ve büyük bir tasarruf sağlamış olursunuz…
Bu kadar basit!
 
 
Soruşturma geri çekildi…
 
“KKTC böyle bir soruşturma görmedi” başlıklı yazımızdan sonra İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay bir yazı göndererek çalışanlar arasında uzlaşma sağlandığını ve soruşturmanın da devam ettirilmeyeceğini belirtti…
Doğrusunu da yaptı, tebrik ederiz…
 
 
Açlıktan öldü!
 
KKTC’de bir ilk gerçekleşti ve açlık teşhisi ile 44 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti.
Polis bülteninde ‘ani ve gayrı tabi ölüm’ başlığıyla yayınlanan haberin detayı şudur:
Yedikonuk’ta 44 yaşındaki Duriye Temel, psikolojik sorunlarından dolayı ailesinin tüm baskısına rağmen yemek yemedi…
Haliyle günlerdir yemek yemeyip su içmeyince önce fenalaştı sonra da hayatını kaybetti.
Acılı aileye başsağlığı dileriz…
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, UBP kurultayında divan başkanıyken büyük bir gaf yaptınız, sonra insanımıza ‘geri zekalı’ dediniz, daha sonra çiçekçi olayına karıştınız, trafik cezalarını sildirdiniz şimdi de son olarak 3 vekilin katılımında aceleci davranıp her şeyi elinize yüzünüze bulaştırdınız. Şimdi merakla bir yenisini bekliyoruz!
Sayın Hüseyin SAYILI, Fatma hanımdan Malezya harcamalarının faturalarını rica etmiştik söz verdiği halde göndermedi. Büyük ihtimalle bize küstü. Bari siz yönetim kurulu başkanı olarak bize faturaları gönderin ki biz de kamuoyuyla paylaşalım böylelikle yanlış anlaşılmaların da önüne geçilmiş olsun.
Sayın Kudret ÖZERSAY, önceki akşam saat 22.58’de Hamitköy kavşağında ‘u’ dönüşü yasak olan yerden döndünüz. Aynı zamanda cep telefonu ile konuşuyordunuz. Büyük beceri doğrusu! Ama işte vatandaş cin gibi ve hiç böyle faulleri kaçırmıyor. Umarız bir daha böyle hatalar yapmazsınız!
Sayın Teberrüken ULUÇAY, cezaevinde gardiyanlar arasında yaşanan olaylar nedeniyle başlattığınız soruşturmayı iptal etmeniz yerinde bir davranış oldu. Zira soruşturma içinde geçen bazı tanımlamalar başta sizin partilileriniz olmak üzere bir çok kişiye sinir krizi geçirmeye yetti de arttı bile…
Sayın Ünal ÜSTEL, parti GYK’sında yaşanan rezaletten sonra genel başkanlığa aday olmanız için yüzlerce telefon aldığınızı duyduk. Bundan daha iyi bir zaman olamaz. Gönlünüzde varsa bunu daha fazla gecikmeden ilan ediniz. Zira böyle giderse Cumhurbaşkanlığı seçimleri büyük sürprizlere gebe…
Sayın Suphi COŞKUN, Dipkarpaz’da belediyeye ait hangi işletme bölgeden bir iş adamına peşkeş çekilmek isteniyor. Eğer doğruysa isyanınızda yerden göğe kadar haklısınız. Bakalım partiniz bu hassas durum karşısında nasıl bir eylem planı hazırlayacak!
Sayın Derviş Ata TAHİROĞLU, üç vekilin partinize transferinde olumlu oy veren tek üye olarak tarihe geçeceğinizi biliyor muydunuz? Ha keşke diğerleri de sizin gibi açık oynayıp parmaklarının arkasına saklanmasalardı…
Sayın Mustafa TAN, transferlerden sonra Güzelyurt’ta Derviş beye karşı anti propaganda başlatılacağını ima etmeye çalışmışsınız. Bunun ardında siz mi olacaksanız yoksa perde gerisinde intikam saatini bekleyen başka seçim kaybeden partililer mi var?
Sayın Gürsel UZUN, hafta içinde bir değerlendirme yaptıktan sonra bazı arkadaşlarınız ile birlikte partiden istifa edeceğiniz yönünde mesajlar geliyor. Siz aklı selim bir insansınız daah sakin düşünmeniz tavsiye ediliyor…
Sayın Zeren MUNGAN, köşeye sıkışan bakan ve bürokratlar topu hep sizin kucağınıza atmaya başladı. O zaman onlara söyleyin ki sizden habersiz kimseye söz vermesinler. Zira onların derdi imanı siyasette bir yerlere gelmek ve orada sürekli oturmak!
Sayın Kadri FELLAHOĞLU, LTB başkanı Mehmet Harmancı’nın hem Girne Kapısı hem de modern vidanjör alımı konusundaki icraatlarında sizin de payınız büyük. Sizin başlattığınız projelere o devam ediyor. İkinizi de gönülden kutlarız. Siyaset böyle daha anlamlı ve güzel değil mi?
Sayın Anıl KAYA, hiç beklemediğiniz bir zamanda anjiyo olduğunuzu ve sonuçların da başarılı çıktığını memnuniyetle öğrendik. Siz yine de yeme içme olaylarına biraz daha disiplin getirin. Aktif siyasette önünüz bir hayli açık…
Sayın Hüseyin MACİT, yıllar sonra Volkan Gazetesi’ne bir matbaa kazandırmışsınız. Şimdi masraflar daha aşağıya düşeceğinden yazı işleri kadrosunu genişletmekte yarar var değil mi? Bu arada gazete kağıdının rengi neden fazla sarı?
 

GÜNÜN FOTOĞRAFI:



 
Günün Fıkrası
 
Hikaye…
 
Bir TV kanalı Güney Doğu illerine belgesel
çekmeye gitmiş. İşte köy köy
dolaşacaklar, ahalinin halini, günlük yaşamını anlatacaklar.
-Bir köyde yaşlı bir amca bulmuşlar, sohbeti
kuvvetli. "Amca demişler''
-Sen bize en mutlu günlerinden birini
anlat, biz de kaydedelim. Âlem
görsün ne mutlu günleriniz var!"
Amca başlamış; 
-Bi gün Hamdo'nun eşegi gayboldi. Daga gittik, eşegi aradık,aradık. Eşegi bulduk, çok sevindik. O sevinçle hepimiz eşegi s ...."
-Yönetmen bir panik atlamış,
-Kes, kes, kaydı kes!" 
Amcaya dönmüş
-Aman amca ne yapıyorsun? Hiç öyle hikâye olur mu? Eşekli filan. Sen bize başka mutlu bir hikâyeni anlat''
Amca başlamış;
-Bi gün Memo'nun garisi gaybodi. Daga gittik, gariyi aradık.  Gariyi bulduk, çok sevindik. O sevinçle hepimiz..."
-Aman aman Amca, anlaşıldı! Sen boş ver mutlu hikâyeleri, sen en iyisi bize en üzüldüğün hikâyeyi anlat!"
-Bi gün daga gittim gayboldim!