Lüküs Hayat müzikali Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş uzun bir geçmişi olan bir operettir. Türk tiyatrosunun da klasik eserlerinden birisi olarak anılır.
Oyun, ayrıca iki kez de sinema filmi olarak uyarlanmıştır.
Müzikal, Türk toplumunun Batı ile yüzleşmesini ve yaşanan gülünçlükleri sahneye taşırken, iki farklı kültürün karşılaşmasıyla ortaya çıkan komik durumları da anlatmaktadır.
Özünde canlandırılmak istenen ise modernleşmeye çalışan bir toplumun nasıl yozlaştığıdır.
****
Bu ülkede de bir kesim uzun zaman her gün yeniden perdelerini açıp Lüküs Hayat oyununu sahnelemiştir.
Seyirci ise uzun zamandır izlediği bu oyun karşısında uykudadır.
Ancak artık tekrar tekrar oynanan bu oyunun tamamlanma zamanı gelmiş de geçmiştir bile.
Başbakan Sibel Siber geçtiğimiz Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde hayli heyecanlı ve sinirliydi. Haksız da sayılmazdı doğrusu.
İnsanın duydukları karşısında sinirlenmemesi mümkün değildi.
Devlet malı deniz yemeyen domuz misali Ulusal Birlik Partisi hükümeti ve yandaşları siyasette iktidar olmanın gücünü fazlasıyla kullanmışlardır.
Dönemin Başbakanı İrsen Küçük bir ayda 150 bin Türk Lirası değerinde çiçek almak için harcama yapmıştır.
Bu meblağ birçok insanın bir ömür çalışıp da bir arada göremediği bir rakamdır.
Bu meblağ ortalama bir aya bölündüğünde günde 500 liraya denk gelmekte ve bu toplumun geniş bir kesimi bir günde harcanan bu parayı on beş gün saatlerce çalışarak alın teri ile kazanmaktadır.
Toplamda ise bu çiçek harcamasının altı aydaki karşılığı 500 binlere ulaşmaktadır.
Üstelik bana göre bu buz dağının sadece görünen kısmıdır.
Ulusal Birlik Partisi tarafından verilen onca iftar ve kurultay yemekleri de
bu toplumun çalışan kesiminin cebinden adeta çalınarak organize edilmiştir.
İktidarda oldukları süre içinde UBP yandaşları gün be gün zenginleşirken toplumun geneli fakirliğe mahkûm edilmiştir.
Bu durumda halka “davana sahip çık” diyen bir partiye verilecek tek cevap “sen önce nefsine sahip çık” olmalı ve perde kapanmalıdır.