Meclis'te Maronitlere gelen yardımlar konuşuldu

Meclis Genel Kurulu’nda daha sonra güncel konuşmalara geçildi. Kıbrıs konusu, AB’nin son kararı ve KKTC’de yaşayan maronitlere Güney’den gelen yardımlar tartışıldı.

Meclis'te Maronitlere gelen yardımlar konuşuldu

Meclis Genel Kurulu’nda daha sonra güncel konuşmalara geçildi. Kıbrıs konusu, AB’nin son kararı ve KKTC’de yaşayan maronitlere Güney’den gelen yardımlar tartışıldı.

27 Mart 2018 Salı 14:58
182 Okunma
Meclis'te Maronitlere gelen yardımlar konuşuldu

HASİPOĞLU
İlk güncel konuşmayı UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu yaptı.
Hasipoğlu, AB’nin Türkiye ile ilgili sonuç bildirgesi ve BM aracılığıyla KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rumlara ve Maronitlere yapılan yardımlar konusunu ele aldı.
Hasipoğlu, AB’den çok sert bir karar çıktığını ifade ederek, karara ciddi tepkiler geldiğini ifade etti.
AB zirvesinden çıkan sonucun hayal kırıklığı yarattığını belirten, kararın bir süreç içerisinde üretildiğini kaydeden Hasipoğlu, Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığının bu karar aleyhine herhangi çalışma yapıp yapmadığını sordu.
KKTC’nin egemenlik haklarına dayanarak, Türkiye ile uluslararası hukuktan kaynaklanan haklar çerçevesinde adımlar atıldığını anlatan Hasipoğlu, “Aktör olunacaksa, aktör olunacak yer Brükseldir, Strazburg’tur, çok önemli bir fırsatı kaçırdık” dedi.
Hasipoğlu, Cumhurbaşkanlığı ve Dışişlerinden bu konuda açıklama beklediğini kaydetti.
Hahsipoğlu, bu gibi önemli kararların alınması arifesinde ciddi anlamda lobi faaliyetlerine girişilmesinin önemine de vurgu yaptı.
Maronitlere yapılan yardımlar konusuna da değinen Hasipoğlu “Bu kişilerin bu yardımlara ihtiyacı var mı” diye sordu.
Hasipoğlu, “bu kişiler, gelen yardımları marketlere ve üçüncü kişilere satıyor” dedi.
Bu kişilerin “mahsur kişiler” olarak gösterildiğini, şu anda böyle bir mahsur olma durumu bulunmadığını, bu kişilerin istediği zaman Güney Kıbrıs’a geçebilecek noktada olduğunu anlattı.
TÖRE
Daha sonra UBP Milletvekili Zorlu Töre “Avrupa Birliği, Rumlar ve Kıbrıs Meselesi” hakkında konuşma yaptı.
Töre, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununa olan yaklaşımına işaret ederek, Türkiye’ye karşı kararlar üretildiğini söyledi.
Denizlerde mutlak hakimiyet sanki Kıbrıslı Rumlarda olmalıymış gibi kararlar alındığını dile getiren Töre, bu bağlamda Dışişleri Bakanı’nın ve Türkiyen’nin açıklamalarını çok yerinde bulduğunu kaydetti.
Denizlerde yapılan aramalara değinen Töre, Kıbrıslı Türklerin yasal ortak olduğunu vurguladı.
Töre “Avrupa Birliği taraf tutuyor” dedi.
Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile birlikte hareket etmek zorunda olduğunu anlatan Töre, aksi şekilde hareket edenlerin hiçbir yere gidemediğini kaydetti.
ÖZERSAY
Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da cevap vermek üzere kürsüye çıktı.
AB’nin, Kıbrıs Rum tarafının AB’ye girmesinin ardından, Kıbrıs Türk tarafının menfaatlerini göz ardı eden bir tavra büründüğünü dile getiren Özersay, bunun aslında AB’nin itibarını zedeleyen bir süreç olduğunu kaydetti.
Bu sürecin uzun zamandır devam ettiğini anlatan Özersay, Konsey kararından sonra Dışişleri Bakanlığının yaptığı tespite değindi.
AB’nin “Solidarity” kavramının arkasına saklanarak kararlar aldığını söyleyen Özersay, Uluslararası Adalet Divanı’nın deniz yetki alanlarıyla ilgili, üstelik çok da kısa sürede, Türkiye’nin aleyhine aldığı karara işaret etti.
“Mesele hukuki değildir” diyen Özersay, meselenin siyasi bir mesele olduğunu söyledi.
Özersay, Doğrudan Ticaret Tüzüğünün “siyasi pazarlığa kurban gitmesini” örnek vererek, bu gibi konularda alınan kararların siyasi olduğunu belirtti.
“Aktör olacaksak Brüksel’de olmamız gerekir” sözlerine atfen, Brüksel’de hali hazırda devam eden ve önümüzdeki dönemde yapılacak faaliyetlere işaret eden Özersay, AB’nin yanlı tavrına işaret ederek “Bu yanlı tavrın sorumluluğunu kimse 30 günlük hükümete ve Dışişleri Bakanlığı’na yüklemeye kalkışmasın” dedi.
Maronit yardımları konusuna değinen Özersay, yapılanın bir geri adım olarak tanımlanmaması gerektiğini, yaptıklarının uygulamayı doğru zemine oturtmak olduğunu anlattı.
Özersay, mesele kamu otoritesi olunduğunu göstermekse bunun ilgili malların iç piyasada satılmasına müsaade etmeyerek gösterilebileceğini anlattı ve kendi uygulamalarının da bu otoriteyi ortaya koyan bir uygulama olduğunu dile getirdi.
Nüfus mübadelesiyle ilgili anlaşmaya değinen Özersay, bugünkü şartların, kapıların da açılmasıyla, anlaşmanın yapıldığı dönemden farklı olduğunun doğru olduğunu anlattı.
Özersay, hukuki yükümlülüğün var olan şartlarda geçerli olmadığının söylenebileceğini, öte yandan meselenin sadece hukuki yükümlülükle sınırlı olmadığını, siyasi anlamda devletin ve toplumun itibarıyla da ilgili olduğunu dile getirdi.
Güney Kıbrıs’taki mahsur edebiyatını ortadan kaldırmanın yolunun açık fikirli olmaktan geçtiğini dile getiren Özersay, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarıyla elde edilen ilerlemeyi örnek verdi.
Özersay “Mahsur edebiyatı, bu insanların hayatını zorlaştırarak değil, bu insanları kazanarak bertaraf edilir” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Genel Kurul bugünkü oturumunu tamamladı.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)

Son Güncelleme: 27.03.2018 15:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.