YOL GEÇEN HANI”NIN AĞIR BEDELİ

YOL GEÇEN HANI”NIN AĞIR BEDELİ

Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’un geçtiğimiz günlerde adeta bir çığlık gibi yükselen isyanı, sadece makam sahibi bir yöneticinin tepkisi değil; bu adada yaşama tutunmaya çalışan her dürüst, kurallara uyan, vicdan sahibi insanın ortak feryadıdır.

Sayın Şenkul, “Ben bu şehrin sadece su ve çöpünü toplamak için seçilmedim; bu şehirde yaşayan her bir bireyin refahı ve mutluluğundan sorumluyum” derken, aslında bürokratik ezberleri yıkan ve unuttuğumuz o asli kamu görevini hatırlatan bir duruş sergiliyor.

Ancak ne acıdır ki, bu ülkenin sokakları artık ne refaha ne de mutluluğa izin veriyor.

Son kurban, Girne-Güzelyurt anayolunda kendi halinde seyrini sürdürürken yaşamdan koparılan Turan Obalı oldu.

Bir insan, bir baba, bu coğrafyanın kök salmış bir çınarı, kontrolsüzce savrulan bir demir yığınının altında can verdi.

Tabloya bakın: Sürücü koltuğundaki kişi adada yasal statüsü olmayan, ehliyetsiz ve tam 167 miligram alkollü bir şahıs.

Aşırı sürat, sıfır sorumluluk, kuralsızlığın zirvesi.

Fakat trajedi bununla da bitmiyor.

Kazanın hemen ardından başlayan tiyatro, toplumsal çürümenin ve vicdan erimesinin ne denli korkunç bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor.

Yerde bir insan cansız yatarken, araçtaki diğer kişilerin ilk refleksi polise yardımcı olmak, ambulansı çağırmak ya da bir can için feryat etmek değil; sürücüyü gizlemek, polisi yanıltmak ve suçu örtbas etmek oluyor.

Neden? Çünkü bu adada yıllardır ilmek ilmek işlenen bir algı var: “Nasıl olsa bir yolunu buluruz, nasıl olsa cezasız kalırız.”

Sokaklarımızı esir alan şey sadece ehliyetsiz, alkollü sürücüler değil; "kuralsızlığın merkezi" haline getirilmiş bir idari boşluktur. Ülkeye giriş çıkışların kevgire döndüğü, suça karışmış profillerin aramızda elini kolunu sallayarak gezdiği, kiralık araçların suç aletine dönüştüğü bir düzende, faturayı her gün masum insanlar canıyla ödüyor.

Arif Moral’ın dediği gibi, belki de Girne’nin son mohikanı öldü.

Ama açık konuşalım.

Turan Amca sadece ölmedi, yetersiz denetimlerin, cezasızlık kültürünün ve vurdumduymazlığın eliyle öldürüldü.

Yargı süreci elbet işleyecek, mahkemeler kararını verecektir. Ancak giden canı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez.

Turan Obalı’nın ailesine sunulacak hiçbir teminat, hiçbir hafifletici sebep yok.

Bugün sormak zorundayız.

Yollarımızın, sokaklarımızın ve en nihayetinde can güvenliğimizin sahipsiz kaldığı bu ülkede bize kim sahip çıkacak?

Belediye başkanlarının isyan etmek zorunda kaldığı, vatandaşın sokağa çıkarken korktuğu bir yapıyı dönüştürmek için daha kaç Turan Obalı’yı kurban vereceğiz?

Bu adayı "yol geçen hanı" olmaktan çıkaracak radikal adımlar hemen bugün atılmazsa, yarın sıranın kimde olduğunu hiçbirimiz bilemeyeceğiz.