YÖDAK nihayet…

Adı üstünde…

Yükseköğretim Planlama Denetleme Akraditasyon Kurulu…

YÖDAK yani!

Geçmişte bu kurumumuzu çok eleştirip konu etmiştik…

Çünkü görevini tam olarak yapmıyordu!

Aksine bazı tartışmalı icraatlara imza atıyordu…

Bunların bir bölümü mahkemelere taşındı, bir bölümü basına yansıdı, bir bölümü de perde gerisinde gizli kaldı!

KKTC’de hızla üniversiteler açılıp, öğrenci sayısı belki de biraz kontrolsüz olarak yükselirken eksi yönetimler olayı fazla ciddiye almadı…

İş ola bir görüntü vardı!

Ama bu kez haberler hiç de kötü değil…

Şimdiki yönetim geçmişte hiç yapılmayan ya da engellenen icraatlara başladı!

KKTC’deki üniversiteler artık denetleniyor…

4 üniversite denetlenmiş raporlanmış!

Diğer üniversiteler de sıraya sokulmuş…

Duyunca biz de mutlu olduk zira YÖDAK artık gerçek görevini yapmaya başladı!

Üniversitelerden alınan diplomalar bile inceleniyor…

Her hangi bir şaibe var mı yok mu, her şey yasal zemin üzerinde mi yapılmış masaya yatırılıyor!

KKTC’de üniversiteler mantar gibi biterken, öğrenci sayısı yüz bine yaklaşırken YÖDAK’ın aslına dönmesi, görevini yapması sevindiricidir…

Durun daha bitmedi;

Son yıllarda YÖDAK’ın hizmet vermeye çalıştığı bina konusunda onlarca kez bu köşede eleştiri yazısı yazdık…

KKTC’deki üniversiteler plazaları dikerken YÖDAK’ın hala o izbe binada hizmet vermesine tepki koyduk!

Şimdi öğrendik ki YÖDAK artık kısa bir süre sonra o köhne ve yetersiz binadan çıkıyor…

Lefkoşa’da geçici olarak çok modern bir binada hizmet vermeye başlayacak!

Ta ki kendi binalarına yerleşinceye kadar…

Geç de olsa doğru alınmış bir karardır bu!

YÖDAK’ın sağlıklı ortamlarda hizmet vermesi muhakkak ki ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayan üniversitelerimizde kaliteyi de beraberinde getirecektir…

Siyasetten arınmış, üniversitelerden korkmayan, aksine katile için onları denetleyen bir YÖDAK’ ihtiyacımız vardı!

Bunun için hizmeti geçen herkesi kutlarız…

Yatılı Kur’an kursları yasal mı!

G.Mağusa’dan bir okurumuz uyardı…

Çocukların yatılı olarak bir binana Kur’an kursları aldığını, bunun yasal olup olmadığını sordu!

Hatta çocuğun birisi kaza geçirip hastanelik olunca durum ortaya çıkmış…

Hoş gerekçe olarak buna Kur’an kursu değil ‘yaz kursu’ diyorlar ama!

Konunun yasal olup olmadığını artık KKTC yetkililerine bırakıyoruz…

İş Bankası’na tepki!

Hadi bir bankadan başka bir bankaya yapılan havalelerde alınan komisyon ücretini anlarız…

Belki aynı bankadan yine o bankanın başka bir şubesine yapılan yatırımlar da bir nebze olsun anlaşılabilir!

Ama dün öyle bir şikayet geldi ki…

Kadının biri gitmiş İş Bankası’na kendi hesabına para yatırmış Türkiye’deki çocuğu para çeksin diye!

15 TL’lik bir komisyon ücreti almışlar…

Akıl alır gibi değil!

KKTC’de tüm TC kökenli bankalar bunu yapıyor ve kimse müdahale etmiyor…

Bizim yerli bankalarda ise böyle bir uygulama yok!

Bakanlar çekiniyor!

Çok ciddi şekilde eleştirisi konusu olan Başbakan ve bakanlara alındığı söylenen yeni Mercedes makam araçları konusu…

Hemen her eleştiride bu kullanılıyor, kızgınlıklar ortaya konuluyor!

Doğrudur, hükümet böyle bir karar aldı ilgili şirketle protokol imzaladı ama bir çok bakan hala bu makam araçlarını almak için girişimde bulunmadı…

Bu araçları sadece Başbakan ve iki bakan kullanıyor, onlar da artık yollarda kalmamak için!

Yani 3 makam aracı alındı, diğerleri ilgili şirketin ambarında bekliyor…

Almayan bakanlar şimdilik beklemede!

Bakalım ne zaman cesaret gösterip makam araçlarını değiştirecekler…

“Tuğrul Türkeş'in başını KKTC Hükümetleri yedi…”
 

“Önceki hafta Ankara'da idim. Kabine değişikliğinin eli kulağında idi. AK Parti içinde bir dostum, yeni kabinede Tuğrul Türkeş'in olmayacağını söylemişti. "Niye?" Diye sorduğumda , "İki önemli sebebi var. Biri MHP, diğeri KKTC"dedi. "MHP yi anlarım. 2019 a giderken MHP nin istemediği bir kişinin yeni kabinede olmaması makul bir sebep. Ama KKTC ne alaka" dedim. Dedi ki; "Kıbrısta’ki son iki Hükümet Ekonomik protokolun hiç bir şartını yerine getirmedi. Oysa o program takvimlendirilmişti. Yani ne kadar iş o kadar para. İş olmayınca para da verilmeyecekti. Ne var ki Tuğrul Türkeş bir çok defa 'Ben kefilim. Siz parayı gönderin gereğini yerine getirecekler' diyerek Kıbrıs’a para gönderilmesini sağladı. Para gitti. Sözler tutulmadı. Tuğrul bey maalesef bunun bedelini ödeyecek" 
Yazık oldu. Tuğrul bey bizim için büyük şanstı...”

(Erhan ARIKLI)

“Acaba?..”

“UBP-DP azınlık hükümeti yetkililerinin birçok icraatlarında olduğu gibi seyrüsefer ruhsatlarının akaryakıt üzerinden tahsil edileceği sözüne kanarak maddi bedelini şahsen ödemek zorunda kaldım.

Her zaman yıllık olarak çıkardığım araba ruhsatımı ilk kez altı aylık sürelerle iki defada çıkarmayı denedim.

Karşıma çıkan mali tabloya göre bir yıllık seyrüsefer ruhsatı için 451 TL fazladan ödemek zorunda kaldım. Bir yıllık çıkarmış olsaydım toplam 2073 TL ödeyecektim, altı aylık iki defada olunca toplam 2524 TL ödemiş oldum.

ACABA BENDE Mİ SEYRÜSEFERİMİ ÇIKARMASAYDIM?

GÜNÜ GELİR AFTAN YARARLANMA ŞANSIM OLABİLİRDİ BELKİ?..”

(Dr. Hüseyin ERÇAL)

“Asgari Ücret 3 bin 500 TL olmalıydı…”

“Çalışma Bakanı normalden yüksek ve fazla Asgari ücret artışı yaptıklarını izah etmeye çalışıyor.
Mesele hükümet dönemi içinde ya da 1 yılda asgari ücretin kaç kez artırıldığı değil.
Mesele Asgari Ücretin yasaya uygun belirlenip belirlenmediğidir..
Mevcut yasaya uygun bir Asgari Ücret belirlense idi, Asgari Ücret miktarı 3500 TL civarı olurdu…”

(Mehmet SEYİS)

“Sezar’ın hakkı…”

“Bu hükümet hiçbir şey yapmasa bile en azında bu sene üçüncü kez asgari ücreti yükseltiler..Yok başkaları gibi %30 elektriğe zam,ürünlere zam ama maaşlar ayne.Ona sonra demokratik,barış seven ,halk yanında partiliyiz diyorlar.
Sezar'ın hakkını Sezar'a verecen..”

(V. Lica ŞEMMEDİ)