Yeterli gelir var, sorun harcamalarda



Dünya Bankası’nın, 21 Aralık 2012 tarihinde yayınlanan ‘Kıbrıs Türk Ekonomisinin Kamu Maliyesi ile İlgili Değerlendirme’ başlıklı raporunda Kıbrıs Türk ekonomisinde devletin kamu maaş ve sosyal haklar için yaptığı harcamanın benzer ekonomilerin çok üzerinde olduğuna vurgu yapılıyor.

Kıbrıs Türk ekonomisinde harcamaların % 76’sının maaş ve sosyal haklar için yapıldığına dikkat çekilirken, Lübnan’da maaş ve sosyal haklar için yapılan harcamaların % 29, Arnavutluk’ta maaş ve sosyal haklarla ilgili harcamaların % 45, AB bölgesindeki 27 ülkede bu harcamaların % 49 olduğu belirtiliyor. Kuzey Kıbrıs’ta yüksek kamu ücretleri ve sosyal haklara ilişkin yapılan, diğer ülkelerin çok üzerindeki harcamalar nedeniyle sağlık, eğitim, sosyal yardım gibi diğer harcamalar için bütçede oldukça az pay ayrıldığı ifade ediliyor.



Şekil 0.8: GD Harcama Yapısı (GSYİH’nin %‘si)
Şekil 0.9: GD Harcama Yapısı (toplam harcamaların %‘si)

Kaynak: IMF WEO, Eurostat, ve Dünya Bankası tahminleri.
Not: 2008-2011 yıllık ortalamaları 2008-2011, AB27 2008-2010 ortalaması. Kaynak: IMF WEO, Eurostat, ve Dünya Bankası tahminleri
Not: 2008-2011 yıllık ortalamaları, AB27 2008-2010 ortalaması.


Sosyal haklar için yapılan harcamaların, sağlık ve eğitim bütçesinin toplamının iki katı olduğu belirtilen Rapor’da, Kıbrıs Türk ekonomisinin orta vadede, yılda % 4 büyüyebilmesi için “ekonomdeki arz ile özel sektör faaliyetlerini hareketlendirmeyi amaçlayacak iddialı yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılsa bile, büyük mali açık kamu borcunu yükseltmeye devam ederek sonunda da büyümeyi engelleyebilir. Eksi borç büyüme spirali ise ekonomiyi düşük oranlı bir büyüme tuzağına sürükleyerek birleşmenin (çözümün) getireceği faydaları engelleyebilir” uyarısı yapılıyor.

Dünya Bankası Raporu’nda “Ekonomiyi sürdürülebilir ve özel sektörün öncülük ettiği bir büyüme yoluna koyabilmek için, geniş çaplı ve hemen uygulanmaya başlayacak mali düzenlemeler şarttır” denilirken, “Reformlar ve ayarlamalar gelirleri artırmaya değil giderleri azaltmaya odaklanmalıdır. Gelirler (sosyal sigorta iştirakleri dahil) geniş çapta uygun düzeydedir ve bir yandan vergi tahsilatını güçlendirmek, KDV rejimini basitleştirmek, vergi teşviklerini düzenlemek; yerel yönetimlerin kendi gelir kaynaklarını geliştirmeye (emlak vergileri dahil) gayret edilirken, ilgili gelir kazanımları, tercihen gelir vergisi oranlarını düşürmek ve Türkiye’den alınan hibelere olan bağımlılığı azaltmak için kullanılmalıdır” şeklindeki öneri dikkat çekiyor.

Dünya Bankası, Kuzey Kıbrıs’ta devletin gelirlerinin yeterli düzeyde olduğuna, devletin gelirlerini artırmak yerine giderlerini kısması gerekliliğine işaret ediyor kısacası. Rapor’da, devletin vergi tahsilatını güçlendirdiğinde gelir vergisini düşürebileceği ve Türkiye’den alınan hibelere olan bağımlılığın da azaltılacağı savunuluyor.

Yani iktidardaki siyasiler kamuya memur yığdıkça, devletin oluşan ekstra harcamaları karşılayabilmek için gelirlerini artırmaya çalıştığını ancak bunun yanlış olduğunu, devletin kamu harcamalarını kısması gerektiğine vurgu yapılıyor.

Başka bir deyişle, siyasilerin oy satın almak için yaptığı istihdamlar nedeniyle yurttaşlar daha fazla vergi veriyor. Devlet kamu harcamalarını düşürebilse, caddelerde kamu harcamalarını karşılamak için trafik cezası kesen trafik polisleri yurttaşı günbegün kontrolleri ile boğmayacak, hatta devlet gelir vergisini azaltabilecek ancak AB ortalamasının altında kalan KDV oranlarını yükselterek dengeyi sağlayacak.

Böylelikle kamu maaş ve yatırımlarının karşılanması için devlet yurttaştan daha fazla vergi toplamak zorunda kalmayacak ve iktidarların şişirdiği memur ordusuna ilişkin harcamaları ödemek üzere yurttaşın cebinden daha fazla para gasbetmeye çalışmayacak!