Yağmalanan Ülke KKTC
Fehim Taştekin, Ortadoğu konusundaki bilgisi ile ilgimi çeken gazetecilerden birisidir.
Radikal gazetesinde “Yağmalanan Ülke Suriye” başlığı ile kaleme aldığı yazısında Suriye’nin nasıl yağmalandığını, fabrikaların nasıl soyulduğunu ve savaşın ülkeler için nasıl “haraç ve el koyma ” anlamına gelebileceğini anlattı.
Kuşkusuz savaşların en kaçınılmaz sonucudur yağma ve bunu en iyi bilen ülkelerden biri de Kıbrıs’tır.
Yalnız diğer ülkelerden farklı olarak adadaki yağma ne kuzey ne güney için bir türlü bitmek nedir bilmedi.
Dibini görene kadar da sürecek gibi görünüyor.
****
Her zaman arabaya atlayıp uzun uzun gitmeyi çok sevmişimdir.
Hele de adanın bu en güzel ve en yeşil zamanlarında bu kaçamaklar eşsiz fırsatlar gibidir.
En son ne zaman şöyle bir Esentepe’den Kaplıca’ya doğru gittiniz bilemiyorum.
Ama işin acayip yanı aradan ne kadar zaman geçerse geçsin her gidişimde açılan yolların ve kazulet gibi dikilen binaların sayısındaki artış.
Azalmasını beklemiyorum ama onca boş eve rağmen halen artıyor oluşu şaşırtıcı...
Bugün yine bir dizi törene ev sahipliği yaptık.
Büyük gururu ve övünçle Mağusa İskele bölünmüş yolunun açılışı yanında dört yeni yolun daha temel atma töreni yapıldı.
Daha fazla yol, daha fazla ev, daha fazla otel....
Peki, ne olacak bunun sonu?
Tüm bunlar bize neler kazandıracak.
Mesafeler kısaldıkça hayatlarımız güzelleşecek mi?
Ben bir daha Esentepe’den Kaplıca’ya giderken denizin içinden gidermişçesine yaptığım mistik yolculukların keyfini nerede bulacağım?
Yolların kısalıyor olması, geçmişte yaşadığım keyfin yerini doldurabilecek mi?
Pek çok yere daha kolay ulaşırken, gittiğimde görecek ne kalacak acaba geriye.
Karpazdan, Tatlısu’dan, Alevkayası’ndan, Esentepe’den ve daha nicelerinden....
Beş yıldızlı oteller, boş evler ve anlamsız, ruhsuz sitelerden başka.
Zenginlik bu mudur insan hayatıda...
Daha büyük bina, daha fazla yol, daha geniş evler mi?
Nerede doğal gerçek alanlar ve el değmemiş, bakir topraklar.
Bir yandan daha Müslüman olmamız beklenirken,
Müslüman olmanın en önemli farzı olan “sadelik” unutulup gitti mi acaba?
Yoksa Müslüman olmanın anlamı mı değişti?
Bilemedim…