UBP’ye transferlerde 31 Aralık baskısı



Siyasal Partiler Yasası’nın ‘Mali Kurallar ve Bölüm 1-Gelir’ başlıklı Üçüncü Kısım’ın altında yer alan, ‘Partilere Devlet Yardımı’ başlıklı 45. maddesinin, 2. fıkrasının (B) bendinde, devlet yardımı ‘…ödenek almaya hak kazanan Siyasal Partilere, milletvekili sayıları esas alınarak orantılı olarak ödenir’ deniliyor. Aynı maddenin 5. fıkrasının (B) bendinde ise ‘…her milletvekiline düşen meblağ, istifa eden milletvekilleri bakımından ilgili partinin ödenek miktarından düşülür ve milletvekilinin girdiği partiye aktarılır’ ifadeleri geçiyor.

2013 yılının devlet yardımı ödeneklerini belirleyecek olan da partide bir önceki yıl itibarıyla kaç milletvekilinin olduğu…

Meclis’teki bütçe görüşmelerine katılan DGP Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu’nu arayıp, ‘Çok yakında UBP’ye transfer olacağınızı duydum. 31 Aralık’a kadar UBP’ye geçmiş olur musunuz?’ sorusunu yöneltiyorum. Ertuğruloğlu ‘Benim böyle bir şeyden haberim yok. Bana kimse bir şey söylemedi’ diyor demesine de, UBP’ye transfer olmakla ilgili sorumu duyduğunda, sesinde herhangi bir şaşkınlık duygusu yakalayamıyorum nedense…

Ertuğruloğlu ‘Eroğlu hanedanlığı’nı eleştiriyor biliyorsunuz. Tahsin Ertuğruloğlu Eroğlu’na karşı bir tutum sergileyen İrsen Küçük’ün her yaptığını destekleyebiliyor ve UBP’ye geri dönebiliyorsa, meselesinin ‘hanedanlık’larla değil, Eroğlu ailesi ile olduğunu kanıtlamış olacak. Zira UBP’nin en azından % 50’si İrsen Küçük’ün parti içinde kendi hanedanlığını kurmaya çalıştığını ileri sürüyor. Bu durumda Tahsin Bey’in hanedanlıklarla bir derdi olduğu söylenemez. Ertuğruloğlu hanedanlıklardan birine karşı, diğerine yakın olabiliyor ve düşmanımın düşmanı tüm hataları ile birlikte dostumdur stratejisiyle hareket edebiliyor.

Ertuğruloğlu, ‘İrsen Küçük’ün kendi hanedanlığını kuracağına inanmadığı’ için, kurultayı kazanırsa İrsen Küçük’ün yanında yer alıp, partiye dönebileceğini söylüyordu hatırlarsanız. Tahsin Ertuğruloğlu’nun ‘hanedanlık’tan kastettiği, kendi deyimiyle ‘Eroğlu zihniyeti’ydi. ‘Eroğlu zihniyeti’ nasıl bir zihniyetti peki? Partiyi kendi kontrolü altında tutmaya çabalayan, UBP’yi ‘babasının çiftliği’ gibi kullanan bir zihniyetti. İyi de İrsen Küçük için yapılan eleştirileri dikkate almıyor mu Ertuğruloğlu ve kurultayla ilgili mahkeme kararı verilmeden nasıl UBP’ye dönmeyi düşünebiliyor?

UBP’de yıllardır yaşananlara bakarsak, UBP’yi bugün bu hale getirenin tek bir liderle ilişkilendirilecek bir zihniyet sorunu değil, genel olarak UBP zihniyeti meselesi olduğu söylenebilir. Ve bu zihniyeti yaratmakta Tahsin Ertuğruloğlu da dahil, UBP’nin gelmiş geçmiş tüm liderlerinin payı vardır.

UBP’deki derinleşen yol ayırımı Derviş Eroğlu-Ahmet Kaşif/İrsen Küçük-Tahsin Ertuğruloğlu zihniyetleri arasında değil; UBP’nin eskimiş zihniyetini olduğu gibi yıkabilecekler ve taraflara dışarıdan destek olanlarla birlikte UBP’de şu anda liderlik kavgası verenler arasında gerçekleşmeliydi.
UBP kendi içinden bu perspektife sahip yeni bir lider çıkaramadığı sürece, yeni bir UBP yaratamayacaktır. Gerisi transferler, oy karşılığı istihdamlar, akrabalara tanınan ayrıcalıklar, söz verip vazgeçmeler, koltuk kavgaları, eski düşmanlardan yeni dostlar edinmeler, eski dostlara yeni düşmanlıklar beslemeler, şantajlar, tehditler, batık belediyeler, çöpler, seller vesaire vesaire... Hepsi aynısını yapacak olduktan sonra, UBP’de bunları hangi liderliğin yapacağının ne önemi var?