Toplumu Ceyar’lar yönetiyorsa…

Radikal Gazetesi’nde ilginç bir haber yayınlandı. Türkiye’de, Denizli’nin Kale İlçesi Belediye Başkanlığı seçimlerini 29 senedir sürekli kamyon şoförleri kazanmaktaymış. 1984, 1989, 1999 ve 2009 yerel seçimlerini farklı partilerden her seferinde kamyon şoförleri kazanmış. Kale İlçesi’nde nakliyatçılık ve otobüs işletmeciliğinin yaygın olmasının, kamyon şoförlerinin belediye başkanlıklarını kazanmasında etkili olduğu düşünülmekteymiş.
 
Kamyon şoförlüğü zor bir meslektir. İlçe halkı kamyon şoförlerinin ağır direksiyon kullanabilme kabiliyetleriyle belediye yönetiminde başarılı olabileceklerini düşünüyor olmalılar ki pazulu, direksiyon hakimiyeti tam birinin iyi yönetici olabileceğini varsayıyorlar. Doğal olarak bir yörede ya da toplumda seçmenin hayata bakış açısına göre yöneticilik kriterleri değişebilir.
 
Kale İlçesi’ndeki gibi Kuzey Kıbrıs siyaset sahnesinde yer alan seçilmiş yöneticilerin niteliklerini belirleyenler de bizleriz. Neden siyasetçiler arasında bu kadar J.R (Ceyar)’larımız ve baba Ewing’lerimiz var ki bizim? Bir Ceyar’dan kurtulsak yerine yenisi geliyor. Baba Ewing’ler pek temizlermişcesine suçu her seferinde Ceyar’lara atarken onların destekçisi delegeler ve seçmenler de Ceyar’laşarak beni istihdam et oyum senin cingözlüğünü gösteriyor. Delegeler ve genel olarak seçmenlerin içinde Ceyar’lar tilkilik peşinde koşmasa siyasetçilerimiz hiç değilse kendilerini pespaye hallere düşürmeye çekinebilirlerdi. Seçmen ve delege merhum Ceyar’a imrenirken parti yöneticilerinin idealist kahramanlardan çıkmasını beklemek safdillik olur.
 
Şimdi gelelim başlıkta sorduğum sorunun cevabına: Bu ülkeyi şaşıracaksınız ama bizler yönetiyoruz. Ceyar’lar içimizde cirit attığı için seçtiğimiz siyasetçilerimizin karakter kalitesi eksilerde dolaşıyor. Sen Ceyar, ben Ceyar, o Ceyar ise seçtiğimiz siyasetçi de bizlerden biri, bir Ceyar olacak. Baba Ewing de aynı aileden, aynı toplumdan, Bobby de, Miss Ellie de, alkolik Sue Ellen da… Hiçbiri Ceyar’dan daha az kötü olmamakla birlikte, Ceyar kadar kurnaz olamadıkları için Ceyar en kötüsü. Bu çok kötü onu almayayım, daha az kötüyü seçeyim diyebilir misiniz? Biz bunu her seçimde diyebilen bir toplumuz. Söylediklerinin tekine bile inanmadıklarımızı daha az kötü sanarak seçebiliyor, en zeki Ceyar’ın kendimiz olduğu zannıyla gelenden gidenden sivri zekamızla bir şeyler tırtıklamaya çalışıyoruz.
 
Velhasıl artık içimizdeki Ceyar’ları aç bırakarak öldürmek istermiş gibi bir tavır içine girilmesinin nedeni pek anlaşılır. Dallas’ta petrol vardı; KKTC’de Türkiye’den gelen para var sadece. Üretip kazanmanın yollarını bulacağımıza gönderilen paradan nemalanmaya çalıştıkça entrikalar, ihanetler ve güç savaşları arasında taraf olmaya çabalamamız gerçekte ne olduğumuzu netleştirmekten öte bir işe yaramıyor.
 
Ceyar’laşmış toplumu Ceyar’lar yönetmeyecek de kim yönetecek? Ona buna Ceyar lakabı takacağımıza bu Ceyar’ları neden seçtiğimizi düşünün, sorunun siyasetçilerden ziyade bizlerde, zihnimizde seke seke dolaşan Ceyar’larımızda olduğunu siz de teslim edeceksiniz.