Tanrının (!) parmağı
Sayıları 2012 de yapılan sınavlarda olduğu kadar olmasa da bu sınavda da birkaç branşta kuşku uyandıracak sonuçlar gözlemlenmiştir. Bunun üzerine yeniden geçmiş sınavlarla karşılaştırma yapmak isteyen bazı vatandaşlar şaşırtıcı bir sürprizle karşılaşmıştır: 2012 ile ilgili sınav sonuçları KHK sayfasından kaldırılmıştı. İnsan ister istemez merak ediyor; bunun nedeni ne olabilir? Daha önce şaibeli olduğu alenen ortada olan, ancak buna rağmen sessizce işe alınan öğretmenleri gözlerden uzak tutmak mı, yoksa bu yıl bazı bölümlerde dudak uçuklatacak puanlarla kazanan öğretmen adayların eski puanlarının kıyaslanmasını engellemek mi?
En yakın rakiplerine yüz puan fark atan bu öğretmen adayları gerçekten çok mu zeki, yoksa bu işin içinde yine tanrının (!) parmağı mı var? Bu kez dört branşta karşımıza çıkıyor bu olağanüstü (!) zekadaki öğretmen adaylarımız. Bu branşlar da Kimya (Türkçe) öğretmenliği, Matematik (Türkçe) öğretmenliği, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ve Almanca öğretmenliğidir.
2012 yılında yıllarca barajı dahi aşamadığı halde birden şaşırtıcı puanlarla kazanan ve daha sonra şaibeli olduğu o dönem Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı ve Başbakan tarafından basın açıklaması yoluyla duyurulan şaibeli sınavları tanrının parmağıyla kazanan bu kişiler nasıl oldu da sessiz sakin öğretmenliğe atanmıştır? Adaletin yaptırım gücü yok mu? Hak ve hukuk KKTC’de siyasilerin etkisinde mi? Adaletin tarafsızlığı gölgelendi mi? İnsanlar adalete güvenemeyecekse, neye güvenebilecekler? Gelecek nesillerimizi bekleyen tehlikenin farkında değil mi sistemimiz? Birkaç kişiyi memnun etmek adına gelecek nesiller nasıl bu şekilde tehlikeye atılabilir? Yetersiz ama torpilli bu öğretmenlerin ne kadar yayıldığını kim bilebilir?
Çocuklarımıza okulda öğrenmeleri gereken konuları özel ders aldırtarak öğretmek zorunda kalıyoruz. Cebimizden her yıl tonlarca para akıp gidiyor bunun için. Bunun nedenini hiç sorguladınız mı? Acaba çocuklarımızda mı kapasite yok, yoksa birileri hak etmediği halde yanlış yerlere mi gelmiş?
Sınavlarda şaibe yapılacaksa, sınav yapmanın alemi yok. İstediğinizi alın gitsin, insanların da zamanı ve enerjisini harcanmasın. “Dürüstlük” kavramını da kimse reklamını yapmak için kullanmasın, çünkü dürüstlük lafla olmuyor.
Türkiye’de saygın bir üniversiteyi dereceyle bitirmiş olan bir vatandaşımız, neden sınava katılmadığı sorusu karşısında, sınavı kimin kazanacağı belli ise, girmenin bir anlam ifade etmediğini söylemiştir. Toplumda Kamu Hizmeti Komisyonu’nun bağımsız olmadığı ile ilgili çok ciddi bir kanı var. Şaibe, şike ve rüşvetin kokusu çıkar, ancak yapan itiraf etmediği müddetçe, yapanların yanına kar kalır. Nedense bunu da toplum artık kanıtsamış. Bu yüzdendir ki, KKTC’de hukuksuzluk ve adaletsizlik almış başını gidiyorken, birileri de buna çanak tutuyor. Milletvekili ve bakan olarak seçtiğimiz insanlar bu düzenin değişmesinden yana tavır sergilemedikçe, bu adaletsizlikler olağan hale gelir. Ülkedeki bu gibi haksızlıkları vatandaş da artık olağan bir durum gibi
karşılamaya başlamıştır. Bu toplumsal travmanın yarattığı psikolojik sonuçtur.
İtiraz etseniz dahi, mahkemeye başvursanız bile, elinizde somut kanıtlar olmadıkça adalet tecelli edemiyor. Düşünün ki, yakında KHK’da tekrardan 366 kişi için sınav yapılacak. Bu sınava nasıl güveneceksiniz? Ülkenin başbakanı geçici memurların hayati sınavını bu tartışmalı KHK’nda nasıl yaptıracak? Soruların e-mail yoluyla birilerine gönderilmeyeceğini kim garanti edebilir? Daha önceleri sorular tuvaletlerde dağıtılan sorular şimdilerde bilgisayar teknolojisi yardıma koşmakta; hem de geride hiç iz bırakmadan da ortadan kaldırılabiliyor. İşte halkımızı bekleyen bu tehlike bile bile kapımızı çalmaya devam edecek, devletin kalitesi düşmeye devam edecek, eğitim seviyesi yerlerde sürünecektir. Bu tanrı parmağı (!) hiçbir zaman hak edenden yana oynatılmayacak, kimse de bunu ispatlayamayacak. Muamma, muamma, muamma….