KIBRIS

TAK'TA KAOS YAŞANIYOR!

Çok tartışılan müdür atamasının ardından, yayınladığı haberlerden çok, yaptığı hatalı birçok haber ve bunların bazıları için yayınladığı “özür”lerle gündemde olan devletin resmi haber ajansı Türk Ajansı-Kıbrıs’ta (T.A.K), huzursuzluklar hat safhada…


Çok tartışılan müdür atamasının ardından, yayınladığı haberlerden çok, yaptığı hatalı birçok haber ve bunların bazıları için yayınladığı “özür”lerle gündemde olan devletin resmi haber ajansı Türk Ajansı-Kıbrıs’ta (T.A.K), huzursuzluklar hat safhada… Ancak, personelin şikâyet yazılarında dile getirdiği ve hataların artmasının ana nedeni olan bu huzursuzlukları ne hükümet ne de Yönetim Kurulu dikkate almıyor. TAK’a karşı vurdumduymaz bir tavır içinde olan hükümetin, birçok kurumun yönetim kuruluna atama yaparken, son seçimlerde iktidar ile muhalefetin yer değiştirmesi nedeniyle çalışamaz duruma gelen TAK Yönetim Kurulu’na yönelik atamaları yapmaması, ilgisizliğinin göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu ilgisizlik sadece sorunlarına çözüm bekleyen personeli değil, aktifliğini yitiren Yönetim Kurulu’nun üyelerini de çileden çıkarmış durumda.

Hükümeti temsil eden iki Yönetim Kurulu üyesinden biri olan Levent Özadam, kendi deyimiyle “eriyip gitmekte olan TAK’taki duruma dikkat çekmek” için geçtiğimiz günlerde bu görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Şimdi TAK Yönetim “Hükümetin Temsilcisi” olarak Gazeteci Aydın Akkurt “görev yapıyor”. Aydın Akkurt’u bu göreve UBP Hükümeti atamıştı. Başka bir tuhaflık ise Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Hüseyin Gürşan’ın “Ana Muhalefetin Temsilcisi” olarak görev yapıyor olması… Gürşan’ı bu göreve atayan, dönemin ana muhalefet partisi CTP.

Cumhurbaşkanlığı’nı temsil eden Göktürk Ötüken’in ise, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nden istifa ederken, TAK Yönetim Kurulu’ndan istifa etmemiş olması, ayrı bir belirsizlik konusu.

Levent Özadam gibi, “TAK’ın eriyip gitmesinden” eski TAK müdürleri de rahatsız. İnternet gazetelerinden Gazete360’a konuşan ismi açıklanmayan emekli TAK müdürleri, “bir makam uğruna ayakların baş edilmesinden” bahsettiler, kolay yetişmeyen ve ülkenin en iyilerinin bulunduğu ajanstaki haberci kadrosunun bir makam uğruna “tarumar edildiğini” belirttiler. Eski müdürler, TAK’a dış dünyada ve Türkiye basını nezdinde kazandırılan güven ve itibarın sarsıldığını “Hem 35 kişilik küçük bir işyerinde herkesi birbirine düşürdüler, hem de bizim 30-40 yıllık emeğimizi yerle bir ettiler" ifadesiyle anlattılar.


4 yazı, 4 şikâyet…

TAK’ın içinde bulunduğu ciddi sorunlar, haberlerdeki ciddi hata sayısının artmasında etken olan huzursuz ortam, personelin kaleme aldığı şikâyet mektuplarına da yansıyor. TAK’ın 4 personelinin farklı tarihlerde ve farklı şikâyetleri dile getirmek için yazdıkları 4 şikâyet mektubunun dağıtımı, TAK’tan idari olarak sorumlu bulunan Başbakan Yardımcılığı’na da yapıldı. Ancak bakanlıktan “tıss” çıkmıyor. Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor gibi önemli ve geniş alanları olan bakanlıkları uhdesine almış olması, güvenirliliğini yitirmeye başlayan bu güzde haber kurumunu ve problemlerini Denktaş’ın ajandasında son sıralara atmış görünüyor. Bu durum ise ajans personeli arasında moral bozukluğuna ve yılgınlığa neden oluyor.


Huzursuz ortam

Gazetemizin elde ettiği 4 yazıdan biri Hayriye Kaya adlı personele ait.

Kaya’nın, Müdür Hüseyin Yalyalı’nın kendisine yönelik tehdit, taciz ve hakarete varan ifadeler kullandığı iddiasıyla geçirdiği kas ve sinir sertleşmesi rahatsızlığı yüzünden hastanelik olduğu şikâyetinde bulunduğunu 3 Ekim tarihli gazetemizde duyurmuştuk.

Kaya, söz konusu yazısında “Çalışanlar olarak böyle huzursuz bir ortamda daha fazla çalışmaya tahammülümüz kalmamıştır” ifadelerine de yer vermişti.

Ayşegül Taşpınar adlı personel ile Haber Amirlerinden Nezire Gürkan’ın birer yazısı da gazetemize ulaştı.


Ayşegül Taşpınar, “TAK Ajansı Müdürlüğü”ne hitap eden ve dağıtımı Başbakan Yardımcılığı ile TAK Yönetim Kurulu ve Basın Sen’e de yapılan yazısında “yaşananlar nedeniyle artık sabrımızın taştığını belirtmek istiyorum” ifadelerine yer verdi. Taşpınar’ın yazısında, “huzursuzluk yaratmaya çalışan bir kısım personel” yanında, eski yönetimler ve basın da suçlandı.


“El üstünde tutulanların” dönemi geçti!

Taşpınar, yazısında, önceki müdür Perihan Aziz ve şu anki Yönetim Kurulu Başkanı, eski TAK Müdürü Emir Ersoy’a kadar uzanan bir dönemde, personel arasında “ayrımcılık” ve “ayrıcalık” yapıldığını ileri sürdü.


TAK’a sadece UBP Hükümeti tarafından çok tartışılan ve huzursuzluğun kaynağı olarak görülen bir Müdür ataması yapılmasına karşın, yazısında “son gelen yeni yönetimle birlikte” ifadelerine yer vererek, yeni müdürün ajansta müdür muavini ve resmi amirleri ekarte eden bir oluşuma gittiğini ortaya koyan Ayşegül Taşpınar, bu “yönetimi” ve uygulamalarını benimsemeyen çalışanları da “çıkarlarına dokunulmasından korkan ‘el üstünde tutulan’ arkadaşlarımız” diye niteledi.

Kaos var

Taşpınar, Ajans’ta sorun bulunduğunu, ama bu sorunun, “daha önce kendilerinin kurduğu düzenin bozulmasını istemeyenler tarafından” yaratıldığını ileri sürerek ajansın şu an kaos içinde olduğunu vurguladı.


“Kan kustuk”

Daha önce Müdür Vekilliğini yürüten Müdür Muavini Selim Kumbaracı’nın yönetiminde ajansta “kan kustuklarını”, “baskı ve hakaret altında çalıştıklarını” da savunan Ayşegül Taşpınar, “ajansta huzur istiyoruz” diyerek, yasal düzeni sağlamak üzere yeni Yönetim Kurulu’nun bir an önce oluşturulması çağrısı yaptı.


Gürkan’dan Darbaz’a da Yalyalı’ya da tepki…

Müdür Yalyalı’ya yazı gönderen ve dağıtımını Yönetim Kurulu ile Başbakan Yardımcılığı’na yapan bir diğer isim, ajansın Haber Amirlerinden biri olan Nezire Gürkan.

Gürkan söz konusu yazısında, Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz’ın, ajansta yaşanan huzursuzlukları “amirlerin ek mesai hırsı” olarak gösteren açıklamalar yapmasına ve Müdür’ün de buna sessiz kalmasına tepki koydu.

Yazısında, ek mesai çalışmalarının, personelin kararı olmadığına, müdüriyetin hazırladığı aylık çizelgeye göre yapılması zorunlu görev olduğuna dikkat çeken Nezire Gürkan, Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz’ın ise, genelde ajansın tüm çalışanları, özelde ise amir kadrosu hakkında ek mesai ödenekleri nedeniyle suçlayıcı ve rencide edici açıklamalar yaptığına işaret etti. Gürkan bu bağlamda Yalyalı’ya, kurumun Müdürü olarak, “sendikal arkadaşı Kemal Darbaz”ın TAK’ın Amir kadrosuna yönelik onur kırıcı, rencide edici ifadelerine neden yanıt vermediğini ve suskun kaldığını sordu ve ek mesai çalışmalarından feragat etmeye hazır olduğunu da dile getirdi.

Bu arada, Gürkan’ın, bu yazısının ardından Ek Mesai Nöbet Çizelgesi’nden çıkarıldığı, hafta sonu ve resmi tatil nöbetlerinin ise, müdür tarafından yasalara aykırı olarak görevlendirilen yeni “amirlere” münavebeli olarak tutturulduğu öğrenildi. Basın-Sen’in bir süredir “amir-ek mesai” ilişkisi kuran açıklamalar yapmamasının ve artık kimin ne kadar ek mesai yaptığını sorgulamamasının bu yüzden olduğu sanılıyor.


“İsmi mahfuz”

Dördüncü yazıyı ise, TAK Yönetim Kurulu’ndaki görevinden istifa ettiğini açıklayan Asbaşkan, Gazeteci Levent Özadam, Kıbrıs Time’deki köşesinde yayınladı ama ismini açıklamadı. Özadam’ın, Yönetim Kurulu üyesi olarak aldığı birçok şikâyet mektubundan sadece birisi olduğunu ifade ettiği “ismi mahfuz” şikâyet mektubunda, “Amirleri kızağa alıp, yetkiyle donattığı kendisine yakın 2 editörle TAK’ı ‘idare etmeye’ çalışan Hüseyin Yalyalı, şimdi de 1 bayan muhabire ‘editörlük’ yaptırıyor’” ifadelerine yer veriliyor.

Yazıda, ajanstaki çalışma süresinin yarısını Hüseyin Özgürgün’ün “basın danışmanı” olarak Dışişleri Bakanlığı’nda geçiren söz konusu muhabirin, Özgürgün’ün Yalyalı’yı müdür olarak atamasında da büyük katkısı olduğuna inanıldığı ifade edildi.


New York’a da gönderildi

Şikâyet yazısında İç Haberler muhabiri olan ve yabancı dil bilmeyen söz konusu muhabirin Müdür Yalyalı tarafından Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun son New York gezisini takip etmekle görevlendirildiği belirtilerek, bu durumun “bazılarınca, Yalyalı’nın hem ‘vefa borcunu ödemesi’, hem de Yalyalı’nın görevden alınmaması için Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na yaklaşıp kulis yapması için yollandığı” değerlendirmesi yapıldığı kaydedildi.

Yazıda, son zamanlarda artan haber hatalarının “iş bilmezliğinden” kaynaklandığı da dile getirilerek, “düzeltme”lerin bile düzeltme ister olduğu ifade edildi.


“Pulitzer ödüllüler bile kurtaramaz”

“İsmi mahfuz” şikâyet yazısında “7-8 ay öncesine kadar ülkenin en güvenilir devlet ve gazetecilik kurumlarından olan ajansı gerçekten düşünen birçok duayen gazetecinin gelinen noktadan endişe duyduğu ve ‘Bu ajans Pulitzer ödüllü gazetecilerle de donatsanız bu saatten sonra kaybettiği prestiji geri kazanamaz’ dediği de değerlendirmeler arasında…” ifadelerine de yer verildi.


Yeni TAK Yasası kime yaradı

Öte yandan Gazete 360’ta yayımlanan ve Yönetim Kurulu üyeleri ile eski müdürlere dayandırılan bir haberde 2011'de değiştirilen TAK Yasası’nın, yasanın esas hazırlayıcılarının dönemin Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ile dönemin TAK'ta yetkili sendikası Basın-Sen’in Genel Sekreteri Hüseyin Yalyalı’nın olduğu belirtildi.

Haberde, “Yakınlıkları uzun süreden beri dikkat çeken Özgürgün ve Yalyalı'nın, yasaya konan düzenlemelerle, ajansın kıdemli personelleri ve amirleri konumundaki 4 kişinin kadrolarında ilerlemelerini ve maaş artışlarını önleyen düzenlemeler koyduğu, alt kademede olmasına karşın kendi kadrosuna da müdürlük yolu açtığı bildirildi” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan Müdür Muavinliği’ne atanan Selim Kumbaracı, Amirliklere atanan Hakan Aşkın, Hasan Öksüz ve Nezire Gürkan’ın, atandıkları kadroların maaşlarını, yeni yasaya konan bir madde yüzünden bir yıldan fazladır alamazken, seçimlerden hemen önce, en alt kadrodan TAK Müdürlüğü’ne atanan Hüseyin Yalyalı’nın, müdürlük maaşını almasına bir engel bulunmadığı bildirildi.

(HABERAL KIBRISLI)