‘Sus ve vurgunuma vize ver”
Raif Denktaş, ‘Az Gelişmişlerin Siyasal Kısır Döngüleri’ başlıklı makalesinde, az gelişmiş ülkelerde siyasal hayatı anlatırken “siyaset yapanların kendi ceplerini doldurabilmek için seçimden seçime halkın ağzına bir parmak kabilinden bir şeyler dağıtıkları”nı ve dağıttıkları ile halka “sus ve benim vurgunuma vize ver” demeye getirdiklerini yazar. Çok partili rejimlerde iktidar ve muhalefet partileri temsilcilerinin birbirlerine benzemelerini de bu siyasetçi profilinden kaynaklandığını ifade eden Raif Denktaş’ın, yazısını kaleme aldığı yılın 1984 olduğunu düşünürsek, seneler geçse de ülkemizde bir değişim yaşanmadığı netleşir.
2013 dünyasında 1984’te kalmayı başaran kaç ülke vardır tahmin etmek zor. Bir parmak bala karşılık kimilerinin tonlarca bal istiflemesine ses çıkarmayan bir toplum oluşumuzu ve “vurgunlara vize veriş”imizi eleştiren kitaplar dolusu yazılar yazılmıştır bugüne dek. Yıllardır susup vize verdiklerimizin iktidarları döneminde sırtladıkları bal petekleri ile önümüzden rahatlıkla geçip gitmeleri, kovandan taşıdıklarının daha çok ganimet balı olmasındandır. Ganimet paylaşım devrinin sonuna geldik madem, sırtlanan yeni bal petekleri nereden, nasıl bulunabiliyor olabilir? Toplumun kendi malları yeni dadanılacak petekler olarak bal damlatıyorsa birileri için, geçmişteki sessizliğimizi nasıl koruyabiliyoruz?
Kendimiz var edip, üretmediğimiz ve Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesini yok sayıp bugüne kalanları da talan etmeyi düşündüğümüz için tarihsel ve toplumsal mirası da paylaşım savaşlarında çarçur ediyoruz. Tarihsel, kültürel ve toplumsal mirasına sahip çıkmayan bir toplumun kendini var edemeyeceği açık. O zaman, bugün varlığımızı dayandırdığımız her şeyi yavaş yavaş kaybetmeye hazır olmalıyız. Yukarıda andığım makalesinde Raif Denktaş, az gelişmiş ülkelerin siyasal hayatında siyasetçilerin “yeni” bir “sınıf” oluşturduğunu da ileri sürer. Az gelişmiş ülkelerde sermaye sınıfı ve işçi sınıfının yanı sıra, siyasetçiler de “yeni sınıf”ı oluştururlar. Bu tespit bazıları tarafından çok tartışılır bulunmakla birlikte, Kıbrıs özelinde kesinlikle bir ‘siyasetçiler sınıfı’ndan bahsedilebilir. Yıllardır siyasete çöken ve her iktidar döneminde zenginleştiği iddia olunan bir dizi siyasetçinin bir tür sınıf oluşturduğu doğruysa şayet, siyasetçilerin neden siyasetten kopamadığına mantıklı bir izah getirmek söz konusu olabilir.
Güney Kıbrıs, tam şu anda Laiki Bank’ın, banka hesap sahiplerinin ATM’lerden günde 260 Euro’dan daha fazla para çekemeyeceğini açıklaması ile fokurdayan bir su misali kaynıyor. Kıbrıs Rum siyasetçilerinin halkın önünden hızlı adımlarla, başları öne eğik geçtiği şu günler geleceğimizi görmek için eşsiz bir olanak yaratıyor. Bir sınıfı oluştururcasına bal peteği aşıranları erk alanlarından uzaklaştırmadığımız ve üretip, ürettiklerimizi satmadığımız sürece geleceğimiz bugünden kendisini gösteriyor.
“Siyasetçi sınıfı” üyeleri iyi oyuncudur. Ne zaman başı dik, ne zaman ağlamaklı gezeceklerini çok iyi bilirler. Eğerler başlarını, uzaklaşırlar yanınızdan. Nasıl olsa kilerlerinde biriktirdikleri ballar olacak. Yurttaşların çoğu ise ağızlarına çalınan bir parmak balın çoktan tükendiğinden ve borçlarını ödeyemeyeceklerinden yakınacak.