Seviye hak getire...

Muhalefetin hükümeti eleştirmediği kadar, iktidar ortaklarının birbirini yerden yere vurduğu bir komedi seyrediyoruz.

Başbakan Yardımcısı fikir ayrılığı yaşadığı bir siyasiye 'salak' diyor.

YDP’nin Genişletilmiş İstişare Kurulu toplantısında “hükümette daha fazla kalmak gibi bir mecburiyet yok” deniliyor.

UBP’li vekil İzlem Gürçağ Altuğra, “Çekilirseniz çekilin, seçime gideceksek gideriz, YDP’nin barajı geçemeyeceği çok açıktır” diyor ve ekliyor, “Hükümet devam edecek ama YDP’siz devam edecek...”

Sonra Hasan Taçoy çıkıyor meydana...

Bir Arıklı'ya bir Saner'e salvolar geliyor ondan da...

"Erhan Arıklı’nın, sanırım bir süre susması gerekiyor" diyor... UBP sayesinde iktidar olduğunu hatırlatıyor Arıklı'ya...

Arıklı'nın , UBP'ye ayar verdiğini ve tehdit ettiğini söylüyor.

Taçoy, UBP'nin “yalan- talan- mafya” üçgeninde anıldığını ve Başbakan Ersan Saner'in bunu seyrettiğini vurguluyor. 'UBP’ye ve UBP milletvekillerine dil uzatmak ise hem boyunu aşar, hem haddini' diye de ekliyor...

HP, YDP'yi mahkemeye veriyor, Arıklı cevap veriyor, “Dinime küfreden bari Müslüman olsa...”

Yani siz de az değilsiniz diyor...

Sonuç şu;

Hükümet güle oynaya devam ediyor...

Siyasiler birbirlerine hakaret ediyor...

Bir ortak diğerini yalancılık, talancılık ve mafyacılık ile suçluyor.

Küçük ortak büyük ortağa ayar veriyor, tehdit ediyor ve Başbakanın da gıkı çıkmıyor...

Bunları ben söylemiyorum!

Bu rezilliği bu seviyesizliği bizzat siz söylüyorsunuz.

Muhalefet eminim sizi hayranlıkla izliyordur.

Dünyada bir ilk yaşıyoruz. Aynı anda hem iktidar hem de muhalefet olmayı da başardınız..

Tebrik ederiz...

Lütfen ya bu seviyesizliğe son verin ya da çekin gidin başımızdan artık...

***

KIB-TEK konusu gündemden düşmüyor.

Bu konuyu gündemde tutan da Başbakan yardımcısı.

Öyle iddialarda bulunuyor ki yenilir yutulur değil…

Mafyalar , yolsuzluklar...

Ha gerçi daha sonra mafya dedikleriyle iş tutuğu için de yerden yere vuruluyor...

Biz bu mafyayı ve bu yolsuzluk iddialarını önemsiyoruz.

Ciddiye alıyoruz.

Ve başbakan yardımcısından bu konuda elle tutulur gözle görülür bir adım istiyoruz.

Bunu defalarca söyledik, nutuk dinlemeye karnımız tok!

Hadi çıkın kim bu mafya ne yapıyor ne ediyor bunu açıkça ortaya koyun ve adalet mekanizmasını harekete geçirin.

***

Memleketi düşürdükleri hal ortada...

Geleceğe yürürken kendimizi karanlıkta bulduk.

İnanın KKTC'de şuan iki devletmiş federasyonmuş kimsenin umurunda değil.

İnsanların derdi geçim, sağlık, eğitim ve insanca yaşamak.

Önce bunları halledin sonra gelin bize.

Saraya çıkarken, sadece Kıbrıs meselesi değil memleket sorunlarıyla da ilgileneceğiniz sözünü vermiştiniz.

Bırakın memleket sözünü memlekette göremiyoruz şimdi sizleri.

Her gün Türkiyeler de orada burada gezmelerde...

Sanki Türkiye'nin sorunlarını çözecekler...

Yoksa gezip gezip faceden foto paylaşmayla sorunlar çözülüyor da bizim mi haberimiz yok...

Saray'daki komiteler ne iş yapıyor...

Ülkenin hangi sorununa eğildiniz. Hangisini çözdünüz...

Madyayı kontrol altına almaya çalışmakla gezme tozma haberlerinizi milletin gözüne ilk sıradan sokmakla bu işler olmaz..

Tamam anladık, federasyon bitmiştir artık iki devlet zamanı...

Eyvallah...

Zaten Türk askerinin gölgesinde yaşıyoruz. Güvenlik sorunumuz yok içimiz rahat.

Biz, işsiz aşsız kalmak, zamlar altında ezilmek, karanlık ve çukur yollarda ölmek kasaba politikacılarının maskarası olmak istemiyoruz.

Kıbrıs sorununu öyle bir abarttınız ki artık tadı kaçtı.

Bu kafayla devam ettiğiniz sürece ülke bu haldeyken kimse sizi dinlemez...

Nefeslenin biraz...

Hadi, gerçek dünyaya dönün taşın altına elinizi koyun artık...

MESAJ KUTUSU

Sayın Turgay AVCI, hangi basın mensuplarına geçmiş yıllarda üniversite açma izni verilmiş, bunların akıbeti konusunda bilginiz var mı? Konuyu araştırıp bilgileri kamuoyuyla paylaşmanız bekleniyor!

Sayın Faiz SUCUOĞLU, kayınpederinizin cenaze törenine bir çok bakan ve vekilin iştirak etmemesi beraberinde bazı söylentileri de getirdi. Düğün dernek ve cenazelere katılmayı ihmal etmeyen siyasiler acaba karşı cephe mi açmaya karar verdiler dersiniz…

Sayın Metin GÜLLÜ, İskele UBP İlçe Başkanlığı adaylığınız bölgede önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu arada başka sürpriz adayların da çıkabileceği konuşuluyor, belli ki bir hayli çekişmeli heyecanlı geçeceğe benziyor, hayırlı ve uğurlu olsun…

Sayın Erhan ARIKLI, Vakıflar İdaresi’nde bir üyenizin sessiz sedasız istifasının üstüne gitmeniz ve buna kimlerin neden olduğunu, gerekçelerini ifşa etmeniz isteyen mesajlarınız geliyor. Burada tek adamlık dönemi olduğu iddiaları var haberiniz olsun istedik…

Sayın Mustafa ZURNACILAR, Y.Boğaziçi ülkenin en güzel ve aranılan bölgelerinden birisi haline geldi. Bu nedenle yapılan eleştirileri de göz önünde bulundurarak buraya çağdaş bir hayvan barınağı yapılması başarılarınıza bir yenisini ekleyecektir…

Sayın Zorlu TÖRE, ‘geri dönüş yok’ sloganı ile başlattığınız genel başkan adaylığı açıklamanız en çok da milliyetçi kesimi harekete geçirdi. Yapılan anketleri dikkate almayarak çalışmalarını yoğunlaştırırsanız seçilmeseniz bile seçileni belirlemede büyük rol oynayacaksınız…

Sayın Nidai GÜNGÖRDÜ, Girne tepelerindeki araziye belediyenin öncülük yaparak halkın nefes alabileceği sosyal alanlar inşa edilmesi için bölgenizden çok sayıda mesajınız var. Yağmurların başlamasına az bir süre kala şimdiden hazırlıklara başlamakta fayda var…

Sayın Bertan ZAROĞLU, siz yeni partinizin yetkili kurullarını belirmemekte verdiğiniz tarihten gecikince doğal olarak bir takım söylentiler de başlamaya başladı. Genel başkanlık da çok önemli ancak alt yapıyı da fazlasıyla sağlam oluşturmanız çok daha önemli…

Sayın Ersin TATAR, vatandaş bölge ziyaretlerinizden hayli mutlu olsa da artık memleket meselelerine el atmanızı ve çözüm üretilmesi için hükümete baskı uygulamanızı isteyen mesajlar gönderiyorlar. Bu konudaki sözlerinizi unutmadınız değil mi?

Sayın Suphi COŞKUN, hadi iktidar partilerini eleştirmenizi anlarız da muhalefet partilerini yok olarak göstermeniz özellikle de CTP camiasında yadırganmış diye duyduk. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ya unutmamak gerek değil mi?