Sendikalar Yasası’nın Kısım IV, ‘Fonlar ve Hesaplar’ bölümünün, ‘Mukayyidin talimatı uyarınca yıllık raporlar hazırlanması’ başlıklı 32. maddesi, ‘Her yılın Şubat ayının 15'inden evvel Mukayyide, bu Yasa tahtında kaydedilmiş her sendikanın ve şubesinin gelirlerini, fonlarını, emlâkini ve giderlerini gösteren usulü veçhile teftiş edilmiş bir genel rapor gönderilir, bu rapor sendika ve her şubesinin en son 31 Aralıktaki gelir ve giderleri ile raporun hazırlandığı bir evvelki sene zarfındaki gelir ve giderlerini ve sendikanın çeşitli maksatları için yapmış olduğu ayrı ayrı masrafları tam olarak gösterir ve Mukayyidin zaman zaman tespit edeceği ve belli teferruatı havi bir şekilde hazırlanır. Sendikanın her üyesi veya ona teberruda bulunan şahıs, sendikanın veya şubesinin sekreter veya veznedarına yapacağı bir müracaatla, ücretsiz olarak bu genel raporun bir suretini alma hakkına sahiptir’ diyor.
Sendikanın herhangi bir üyesi ve/veya sendikaya teberruda bulunan herhangi bir yurttaş bu raporun bir suretini alma hakkına sahip madem, en geç 15 Şubat’a dek bu raporda belirtilecek gelir ve giderlerin ne kadar olduğu kamuoyuna yansıyacak demektir. Dolayısıyla BES Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yalınkaya’nın yaptığı ‘Bu paranın olup olmaması sadece sendikayı ilgilendirir’ şeklindeki açıklamanın yenilir yutulur bir tarafı yoktur kanımca. Bu para yoksa şayet, nereye gittiği yasa gereği hem Mukayyitliğe hem de sendika üyelerine genel raporda açıklanmalıdır.
Sendikanın kasasında olması gerektiği iddia edilen 1 milyon 650 bin TL’nin, başka savlara göre 5-6 milyon TL’nin nerede olduğu Mukayyitliği, her sendika üyesini ve sendikaya bağışta bulunan herkesi ilgilendirir. Üstelik bunun için genel raporun hazırlanmasını beklemeye de gerek yoktur. Çünkü aynı yasanın 34. maddesinde ‘Kayıtlı bir sendikanın hesap defterleri, üye listeleri ve sair evrakı Mukayyit veya onun tarafından bu maksat için salahiyettir kılınan herhangi bir kimsenin teftişi için her zaman ve sendikanın her memuru veya üyesinin teftişi için de tüzüğünde tespit edilen zamanlarda açık bulundurulur’ deniliyor.
Diğer bir deyişle, BES Yönetimi sendika parasının nerede olduğunu tüzükte belirtilen zamanlarda sendika memurlarına ve üyelerine açıklamak zorundadır.
BES yönetimi bu konuda bir açıklama yapmamakta ısrar edecekse, 15 Şubat’a kadar yasal olarak zaten bildirim yapmak ve bu raporu talep eden üyeleri ile ve teberruda bulunan yurttaşlarla paylaşmak zorunda kalacaktır.
Adına ister patronaj deyin, ister sürdürülemez düzen deyin, ister vesayet düzeni deyin, bu düzen değiştirilecekse, LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları ve LTB Meclisi Üyelerinin usulsüz borçlanmalarına ve yasa dışı harcamalarına ilişkin Sayıştay raporlarına dayanarak, Savcılığın gerekli soruşturmaları neticelendirilmesi gerektiği gibi, BES’te de geçmiş yönetimce, mevcut yönetimce veya her ikisi tarafından herhangi bir usulsüzlük yapılmışsa, bu da ortaya çıkarılmalı ve sorumluları yargılanmalıdır.
Yoksa sürdürülemez bu rejimi sürdürmeye kalkan siyasiler ve sendikacılığı şahsına menfaat sağlamak için kullanan sarı sendikacılar parsayı toplamaya devam edecektir. Bu ülkenin en büyük ihtiyaçlarından biri, sarı sendikacılığın deşifre edilerek, devrimci bir sendikal anlayışın serpilmesidir.
Sarı sendikacılık kavramından, sadece işverenin ve devletin eliyle kurulan sendikalar ve işçinin çıkarlarını savunurken sermaye ve devlete teslim olan sendikacılık anlaşılmaz. Sarı sendikacılık, kişisel menfaatleri için sendikacılığı kullanarak yapılan tüm yolsuzlukları ve olası siyasi ittifaklardan şahsi menfaat sağlamayı da kapsar.
Bu nedenle, Genç TV’de geçtiğimiz perşembe gecesi yayınlanan bir programda iddia edildiği üzere, BES Başkanı Savaş Bozat, BES’in iki Yönetim Kurulu Üyesi ve bir Şube Amiri ile Çetinkaya Spor Kulübü’nde Cemal Bulutoğluları ile neden buluştuklarını, Cemal Bulutoğluları’na 100 kişilik ‘belediyeden atılacaklar listesi’ni vermeyi nasıl kabul ettiğini açıklayabilmelidir. Bozat, çalışılmayan günlerin parasını alabilmek için Başbakan İrsen Küçük’ten nasıl ricacı olmayı içine sindirdiğini ve bu ricanın yerine gelmesi durumunda başka ne tür tavizler vermeyi kabul edeceğini sendika üyelerine anlatabilmelidir. Bunu bana da açıklamasını isterdim doğrusu. Cep telefonundaki 6 cevapsız çağrı kendisine benim numaramdan gönderilmiştir nihayetinde…
Bu, salt Savaş Bozat ve BES meselesi olarak algılanmamalıdır. Sendikaların tümü ve yöneticileri sendikal rant iddialarını bertaraf etmek için sendika üyeleri tarafından denetlenmelidir. Tıpkı icranın başındaki siyasilerin yurttaşlara hesap vermesinin zorunlu olması gerektiği gibi.