Şeker tanesi büyüklüğünde parlak cisim!

Pazar günü bana zehir oldu dersem abartmış olmam…
Günlük gazetelerin bir çoğunda tam sayfa şu başlıkla bir ilan vardı;
“Kamuoyuna Duyuru ve Teşekkür”
Sayfanın altındaki imza ise şöyleydi;
“Azbom Trd. Ltd.
Yönetim kurulu”
İlanda en dikkat çekici kısım ise şuydu;
“Azbom Bakery Unlu Mamüller ve ekmek Fırını, 4/3/2015 tarihinde LTB Halk Sağlığı şubesi tarafından; ürün tedarik ettiğimiz bir işyerinin denetiminde, bir ürünümüzün üzerinde (şeker tanesi büyüklüğünde) metal görünümlü parlak bir cisim görüldüğü iddiasıyla hiçbir tahlil ve denetime tabi tutmadan üretim tesisimizi 24 saat kapatma kararı almış ve sevkiyat odasında bulunan gün içerisinde üretilmiş ürünleri müsadere etmiştir…”
Sonra ilgili şirket yetkilisi TAK’a şöyle bir açıklama yaptı:
“Lefkoşa Türk Belediyesi’nin işletmemizin adını kötü niyetle kullanarak basına yansıtma yetkisi olmadığı ve belediyenin bu şekilde davranarak anayasa altında korunan masumiyet karinesine aykırı davrandığı inancındayız” diyen Ezdaş, fırınların tümünde işin doğası gereği, gün boyu üretilen ürünlere bir sonraki günün tarihinin yazıldığını, gece yarısından sonra da bir sonraki gün olduğunu hatırlatmak istediğini de belirtti.
Bu ilan ve açıklamalardan sonra şirket sahipleri ile görüştüm, konuyu dün avukatları ile görüşüp hukuk yoluna gideceklerini söylediler…
Bu şirketin mamullerinin el konularak müsadere edildiği haberi tüm basın yayın organlarında da yayınlanmıştı…
LTB Halk Sağlığı Şubesi yetkililerinin özverili olduğundan hiçbir kuşkum yok…
Yok ama ‘şeker tanesi büyüklüğünde metal görünümlü parlak cisim olayı biraz kafamı karıştırdı…
Metal görünümlü ne demek?
Metale benzer demek, peki metal miydi değil miydi, buna kim karar verdi, bunun için tahlil yapıldı mı?
Yapılmadığı zaten şirketin ilanında var…
Ülke çok küçük olduğu için bizde haberler erken yayıldı ve konu tüketicinin kulağına gitti ve sonuçta kötü bir propaganda oldu…
Böyle mi olmalıydı, asla hayır!
LTB ekipleri önce bu metal görünümlü maddenin ne olduğunu bilimsel olarak araştırmalı, sonra gereğini yapmalı ve büyük kusur varsa da en ağır cezayı kesmeliydi…
Niçin bu kadar aceleye getirildi, bu işin ardında başka kasıtlı bir şeyler mi var onu da bu hafta içinde mercek altına almaya çalışacağız…
Sanayici insanımız bu kadar basit bir şekilde yargısız infaz edilmemeliydi…
İlk tespitimiz de budur!
 
 
Hande Avukat çocuğunu kullandı mı?
 
“Çağlayan: Bakan söz verdi…Bakan: Söz vermedim” başlıklı dünkü yazımız dün sabahın erken saatlerinden itibaren Mağusa’da en fazla konuşulan konuların başında geldi…
Özellikle de yazıda kullandığımız ve üç kişiden ibaret olan resim büyük bir tartışma konusuydu…
Mağusalı Avukat Hande Güzoğlu Çağlayan geçen hafta bizi ziyaret etmiş ve İçişleri Bakanı’ndan şikayetçi olmuştu…
Biz de hem Hande hanımın açıklamalarını hem de Bakan Uluçay’ın açıklamalarına köşemizde yer verdik…
Ama yazıda kullanılan fotoğrafın bu kadar tartışma yaratacağını tahmin etmezdik…
Çünkü fotoğrafta Hande hanım, şimdiki eşi ve eski eşinden olan 6 yaşındaki çocuk yer alıyordu, bu resmi kullanmaya da birlikte karar vermiştik…
Keşke bu resmi kullanmasaydık, çünkü Hande hanımın eski eşi ve ailesi bu resimden dolayı dün gün boyu mağdur oldular, yüzlerce telefon aldılar…
Tartışma konusu da şuydu;
Hande Avukat  eşini KKTC’ye geri getirmek için eski eşinden olan çocuğunun da resmini kullanarak bunu fırsat mı bildi…
Öncelikle eleştiriyi kendimize yapalım, bu resmi kullanmamız bir hataydı…
Sonra da anneye soralım, eğer kasıtlı olarak çocuğunun resmini kullanmak istediyse ve bundan yarar sağlama düşüncesi varsa o da ayıp etti…
Eşler boşanır yine evlenir, yine boşanır bunlar olur şeyler…
Ama çocukları buna alet edersek zararı yine çocuklara olur!
Hem de kendi çocuklarımıza…
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Zeren MUNGAN, seçim yasakları gerekçe gösterilerek Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi’ne kira parası alınmayan sanayici arkadaş işinin görüleceği yerde daire müdürleriniz tarafından olayı niçin basına yansıttı diye fırça yemeye başladı. Bu arkadaş işyerine yatırım yapacak ve yatırımı bir insana bu kadar da eziyet çektirilmez ki…
Sayın Melih ÇERKEZ, sizin bir bürokrat olarak göreviniz vatandaşa özellikle de üretim yapan sanayici insanımıza yardımcı olmak. Belli ki devletinden ümidi kemsi olacak basına gidip doğal olarak şikayet ediyor. Vatandaşın işini yapacağınıza telefon açıp kendisine bir araba laf söylüyorsunuz. Yakışmıyor doğrusu!
Sayın Rauf ATAÖV, Şht. Hüseyin Ruso Ortaokulu’nda bir öğretmen ile öğrencinin kavga ettiğini biliyor muydunuz? Ayrıca bir araştırın bakalım hangi delikanlı öğretmen öğrencilere ‘yağlı kazığa oturtacağım’ diye tehditlerde bulunuyormuş. Acil önlem almazsanız bu okul daha çok basının diline düşecek bizden uyarması!
Sayın Şener ELCİL, özel dershane sahibi ya da dershanelerde çalışan devlet öğretmenleri konusunda biraz fazla sessiz kalmadınız mı? Yasalar herkes için eşit şekilde geçerlidir değil mi? Hadi biraz cesaret lütfen…
Sayın Osman KORAHAN, Din İşleri Dairesi’ne yapılan vekaleten atama konusunda olumsuz görüşünüz olmanıza rağmen kimsenin bunu takmadığı yönünde mesajlar gelmeye başladı. Bu konuda kamuoyuna açıklama yapmanız bekleniyor.
Sayın İzzet İZCAN, yani bu kadar da saf olur mu insan. Kıb-Tek ve Kalkınma Bankası’na yapılan istihdamların listesi hiç resmi olarak açıklanır mı? O zaman foyaları ortaya çıkar ve nasıl hesap verirler?
Sayın Yusuf  KISA, şirketinizdeki 50 kişinin işine sor verdiğiniz halde mağdur olmasınlar dile bir süre maaşlarını ödeyeceğinizi duyduk. Eğer doğruysa büyük bir hayır işlediniz. Demek ki daha insanlık ölmemiş…
Sayın Hakan DİNÇYÜREK, çöpten enerji konusunda ciddi bir muhalefete hazırlandığınızı duyduk. Zaten yasal olarak bu konuyu sizin bakanlıktan başka bir kurum üstlenemez. Hükümetin büyük ortağıyla yakında mahkemelik olursanız hiç şaşırmayın…
Sayın İbrahim BENTER, Vakıflar İdaresi’ne bağlı eski Bayraktar Maarif Ortaokulu binasından yıllardır kira alınmadığı yönünde şikayetler gelmeye başladı. Bu konuda yakında Serdar bey ile papaz olabilirsiniz.
Sayın Tolga ATAKAN, derbi maç sonrasında derneğinizin önündeki çirkin görüntüler camiaya yakışmadı. Bir maç kaybedilir ama öfkesi böyle olmamalıydı. Çevre bilinci gelişmemiş arkadaşları uyarmakta yarar var…
Sayın Mehmet UYSAL, uzun bir muhalefet döneminden sonra Derviş beye destek vermeye başladığınız söyleniyor. Demek ki bu seçimlerin nabzı da sizin garajda atacak demektir değil mi? Hafta sonu kahve içmeye muhakkak uğrayacağız…
Sayın Reşat AKAR, sizin medya çalışanlarından şikayetler gelmeye başladı. Hızınıza yetişememekten sitem ediyorlar. İyi de siz bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz? Bunun bir formülü var mı?
Sayın Cemal DAĞLIKOCA, akşam yine sizin evde parti varmış ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik ciddi tartışmalar yaşanmış. Mangal ve rakı birleşince sohbetin tadına doyum olmuyor değil mi?
Sayın Meral EROĞLU, yani yine öyle bir konuştunuz ki özellikle de kadınların gönlünü bir kez daha fethettiniz. Umarız eşinize can verme konusundaki söylemleriniz genç çiftlere de iyi örnek teşkil eder. Zira yeni nesil aşk ve sevgiden yoksun bir süreçten geçiyor…
  
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
 


----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Günün Fıkrası
 
Matematik
 
Batı ülkelerinden birinde, matematikten sürekli zayıf notlar alan çocuğu, ailesi bir faydası olur düşüncesiyle Katolik okuluna gönderir.
Bakarlar ki çocuk hep tam not almakta... Sebebini çok merak edip sene sonunda çocuğa sorarlar:
"Ne değisti?"
Çocuk cevap verir: 
- Okulun ilk gününde artı işaretine çivilenmiş adamı görünce durumun ciddiyetini anladım."