POLİTİKACILAR MI GENÇLEŞMELİ DÜŞÜNCELER Mİ ?


Aslında bu başlığı atarken konunun ve sorunun Kıbrıs’ın Kuzeyinde genç politikacıların siyasetteki yerinin az ve yetersiz olduğu bir tarafa, genç olan bazı politikacıların da politikalarının yaşlarına doğru orantılı olarak genç ve dinamik değil, aksine tegavüt olması gereken siyasiler kadar yaşlı ve yoz olduğu gerçeğidir .
Son zamanlarda sıklıkla dile getirilen genç, dinamik, vizyon sahibi, yeni anlayışlara bağlı olarak politika geliştirebilen, karizması ve bilgisi ile halkı bilinçlendirip dürüst politikalar güden yeni jenerasyon siyasilerin artık “KKTC” siyasi arenasında yerlerini almasının vaktinin geldiği yönündedir. Ancak öte yandan halkın ve siyasi partiler içerisindeki bazı kesimlerde bir de önyargı oluşmuştur ki “gençlerin tecrübesizliği ve “beceriksizliği” ne halkı ne de siyasi partilerinin geleceğini güvence altına alamaz”.
Ama durum tam da öyle değil kanımca ; ülkemizde siyasete yıllarca emek vermiş ve halkının sosyal ve demokratik haklarını elde etmelerinde yadsınamaz mücadeleler vermiş, vizyon sahibi ve her daim ileriyi gören modern görüşlü tecrübeli siyasilerin var olduğu gerçeği de göz ardı edilmeden, seçmen ve siyasi partilerin politikalarının halka yansımasını sağlayacak olan milletvekili adaylarını belirlerken bu kişilerin yaşlarından çok niteliklerine de dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Buna ek olarak gençlerin milletvekili aday vasfını kazanmasına kadar olan süreçte siyasi partilerin gençlerin önünü açacak tedbirler alıp parti kadrolarında onlara yer vermesi gerekir ki hem ideolojik hem de politik tecrübe kazanılması yönünde etkinlik kazanılabilinsin. Siyasete gönül vermiş genç beyinlerin üretkenlikleri ve enerjileri ile gönül verdikleri siyasi partilere ülke geleceği için görüşlerini ve düşüncelerini aktarırken hiçbir endişeye kapılmadan ve “ağabeylerimiz ne der?” yargısından arınarak kendilerini ifade etmesi hem özgüvenin oluşmasına hem büyüklerinin göremedikleri unsurlarda farkındalık oluşturmasına yardımcı olacaktır.
Öyle saçma bir yapı daha var ki ülkemizde bunu iki başlık altında inceleyebiliriz;
Eğer kamu görevlisi memur iseniz siyaset yasağınız var ve siyaset yapmanız yasaktır. Kamuya 20’li yaşlarda memur olarak giren ve tecrübe sahibi olan gençler hiçbir şekilde siyasi partilere üye olup kamuda kazanmış oldukları bilgiler ile siyasi partilerde elde ettikleri kazanımları harmanlayıp ülkenin önünü açacak faaliyetler içerisine giremiyor. Ancak herhangi bir siyasi partinin iktidara gelmesi durumunda kamu görevlisi memurlar Müdür veya Müsteşar atanabilirler ve her ne kadar siyaset yapmaları yasalara göre yasak olsa da kendilerini tam da siyasetin göbeğinde bulurlar ki bu da bir İKİLEMDİR... Daha sonra ise kamuda çalışıp tecrübe kazanan ve Müdür , Müsteşarlık yaptıktan sonra iktidarın değişmesi ile görevden alınan bürokratların da Müşavir olarak tüm bu birikimlerine rağmen genç denecek en verimli yaşlarında atıl bırakılmaları da başka bir saçmalıktır. Siyaset yasağı tam bir saçmalıktır yani.

Diğer bir tezat ise siyaset yasağı kamu görevlisi memurlara uygulanırken kamuda çalışan işçilere bu yasağın olmaması ve siyasi partilerde rahatlıkla politika yapabilmeleridir. Yani işçiler siyaset yapıp siyasi faaliyetler yürütebiliyorken kamu görevlisi memurlar siyasetten dışlanıyorlar. Bu durumda işçileri kıskanıyorum doğrusu.
Konumuzu biraz daha irdeleyecek olursak Meclisimizde görev yapan bazı genç siyasilerin aslında bekleneni vermemesi, siyasi gelecek konusunda insiyatiflerini kullanmadaki acizlikleri ve olmayacak politik hatalar yapmaları hem hayal kırıklığı oluşturmuş hem de geleceğe yönelik umutları törpülemiştir. Hal böyle iken aslında seçmenlere de büyük görevler düşmektedir ki yukarıda da bahsettiğim gibi seçecekleri kişilerde tanıdık, eş, dosttan öte nitelikli ve üretken adayları tespit edip onlar takdir edilmelidir. Milletvekili seçilebilme şartları zaten belli. Önemli olan genel anlamda bu konuda toplumun eğitilip bilinçlendirilmesidir. Bilhassa etik değerleri olan medyaya büyük görevler düşmekte. İnanın medya ve Sivil Toplum Örgütleri bu konuya el atıp aynı yönde yoğunlaşıp toplum çıkarları ve toplumun siyasi yönden aydınlatılması için dev bir atılım başlatsalar bile bu sorunlar çözülebilir.

“Akıl yaşta değil baştadır” atasözünden yola çıkarak şunu da söylemek isterim ki önemli olan siyasette politikacıların salt gençleşmesi değil genç ve üretken fikirlerin toplum yararına kanalize edilmesidir. Her ne kadar tecrübe bir çok bilginin ve başarının asıl kaynağı olsa da yine de sahip olunan zekanın kullanılabilmesi için aşırı bir tecrübenin gerekmediğine, akıl yürütme, ileri görüşlülük, sahip olunanları değerlendirebilecek bir pratik zeka ve gençliğin verdiği cesaretle de insan başarıya ulaşabileceğine inanıyorum.
En önemli unsur ise ülkemizdeki siyasi yapıya genç ve dinamik fikirlere sahip gençlerle, genç ve üretken fikirlere sahip deneyimli politikacıların ortak akılla hareket edip toplumun önünü açacak politikalar üretmeleridir.

Ayrıca bunca yazıdan sonra naçizane görüşüm bazı siyasilerin pek de hoşuna gitmeyecek ama bence siyasilerin politika yapma ve aktif siyasette bulunma sürelerine 65 yaş ile kısıtlama getirilmelidir. E, yeter artık bu kadar ……reflekslerin yavaşlaması, unutkanlık ve diğer algıda yaşanan sıkıntıların da göz önünde bulundurulması gerekir tabi. Bırakın da artık genç üretken beyinler sizlerin ve toplumun huzur ve rahat içerisinde yaşaması için dirsek çürütsünler. Bu toplumun 65 yaşında emekli olması gereken eski siyasi AKİL adamlara da ihtiyacı var.