Pervin Gürler linç edilmek istenirken…

İntikamın böylesi ne görüldü ne de duyuldu!
CTP, istediği polis müdürünü genel müdür yapamayınca topuyla tüfeğiyle Pervin Gürler’e hem çok acımasız olarak saldırıyor!
Peki gerekçe ne?
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Pervin Gürler’den yana tavır koyması!
Hele bir de şimdi Derviş bey adaylığını açıklayınca demek ki bundan epey rahatsız olmuş olsalar gerek ki ‘Pervin’i al da git’ demeye başladılar!
Başta Başbakan olmak üzere, genel sekreter ve partinin gençlik kolları intikamın nasıl bir duygu olduğunu bize gayet güzel gösteriyorlar!
Demokrasiden ve özgürlükten yana tavır koyduklarını iddia edenler toplu olarak linç girişiminde bulunuyorlar ve aslında kendileriyle çelişiyorlar!
Önce 3 milyon TL’lik soygun olayıyla Pervin Gürler’i yıpratmaya çalıştılar!
Paranın ve suçluların bir kısmı ele geçtiği halde düşmanca açıklamalarının arkası kesilmedi…
Sonra Mehmet Vechi olayı ortala çıktı ve neredeyse Pervin Gürler’i cinayet zanlısı ilan edeceklerdi…
Bir, ‘Vechi’yi Pervin Gürler itti de öyle öldü’ demedikleri kaldı…
Sonra kurulan bağımsız komite ‘intihar’ deyince hayal kırıklığı yaşadılar!
Eğer raporda intihar değil de ‘cinayet’ çıksaydı kına yakıp, zil takıp oynayacaklardı…
Sonra 15 Kasım törenlerinde bir grup vicdani ret konusunda pankart açınca onlara yeni bir malzeme çıkmış oldu!
15 Kasım törenlerinde pankart açanlara polisin şiddet uygulaması yanlıştır buna bizde şiddetle karşı çıkarız…
Polis, eylem yaparın elindeki pankartları alıp olay orada kapatılacaktı ama bazı işgüzar müdürler sayesinde olayın manşetlere taşınması sağlandı!
Sonra Pervin Gürler bu konuda aldıkları kararları açıkladı:
“Günün anlam ve önemini belirtmeyen pankartlar yasaklanacak…” dedi.
Doğrusunu yaptı!
Tren alanında binlerce asker resmi geçit yaparken, ortalığı tahrik edecek ‘vicdani ret’ pankartları da neyin nesi!
Eğer orada vicdani retçilerle, onlar gibi düşünmeyenler arasında ciddi bir kriz yaşansa daha mı iyi olacaktı?
Anayasa’nın bazı maddeleri bize görüş ve düşüncelerimizi söyleme hakkı tanıyor ama bunu gidin tahrik için, kavga etmek için yapın demiyor!
Hiç kimsenin olmadığı gibi Pervin Gürler de elbette kusursuz bir insan değildir.
Meslek hayatında elbette bir takım yanlışlar da yapmış olabilir ama imkanları dahilinde görevini seven ve büyük özveriyle yapan bir polis yöneticisidir…
Kanunlar karşısında suç işlemişse kendisi hakkında hukuki soruşturma açabilir ve bedelini ödemesini sağlayabilirsiniz ama bunun adı ‘linç’ olursa, işte o zaman ayıp edersiniz…
Hem de devlet yönetiminin üst kesiminde kadınların yoğun olmasını isteyen bir partiye bir kadın yöneticiyi linç etmek yakışır mı?
Ve herkesin Cumhurbaşkanı olacağını söyleyerek aday olan Sibel Siber hanım;
Biz bu konuda partinizin linç girişimlerini aslında hiç yadırgamıyoruz ama sizin buna sessiz kalmanız bizi şaşırtıyor!
Partinizin genel başkanından tutun da genel sekreteri ve gençlik kollarına kadar intikam hırsı ile demeçler verilirken, sizin bu konudaki düşüncenizi çok merak ediyoruz…
Demokrasi havarisi kesilen partinizin bu linç harekatına daha ne kadar sessiz kalacaksınız?
Ve bu linç harekatının sizi Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde ne kadar yıprattığının farkında mısınız?
 
 
 
Zeren Mungan’a açık mektup!
 
“Sayın Bakanım,
Ben size bağlı Gümrük ve Rusumet Dairesi’nde çalışan bir personelim. Gümrük
Dairesi’nde dönen filmler ve entrikalar hiçbir daire ve bakanlıkta dönmez.
Bazı yöneticilerimiz ne halse her dönemde koltuğunu korumayı başarıyor. Bu da gerek sağ gerekse sol görüşlü ensesi kalın iş adamlarına sağlamış olduğu haksız kazanç , yani devletin kasasına girecek olan paraların iş adamlarının cebinde kalmasını sağlamaktır.
Bazı yöneticilerimizin karanlık işler çevirdiğini sokaktaki vatandaş bile bilmektedir. Geçmiş yıllarda bir yöneticimizin evi kurşunlanıp arabaları kundaklandı. Olay yerine gelen
polis ve itfaiyeciler karşılaştıkları manzara karşısında şok olmuşlardı. Çünkü
garaj bölümünde çok sayıdaki deepfreeze ve buzluklar
içerisindeki dondurma, çikolata donmuş gıda malzemeleri karşısında polis
ve itfaiyeciler şoklarını yaşamışlardı.
Bir yöneticimizin tüm galerici veya iş adamları ile diyaloglarını biliyoruz.
Yurt dışından yedek parça olarak gelen, ondan sonra entrikalarla bu yedek
parçalar araba oluyor. Gümrüklenip yasal boyuta getiriliyor, ki bu konuda
İnterpolden gelip adada araştırma yapılmıştır. Bir şahsın  KKTC’de tüm
kundaklanan arabaları satın alıp yurt dışından ayni model çalıntı arabaları
getirip yanan arabaların şase numaralarını basıp gümrük ödemeden çok
büyük boyutta haksız kazanç elde etmektedir.
Son olarak bir şahsın son üç yılda gümrüklemiş olduğu araçları ve getirdiği yedek
parçaları kuracağınız özel bir ekiple gözden geçirirseniz, yapılan tezgahları göreceksiniz.
Ben sizin personeliniz olarak gümrükte dönen kanunsuzlukların takipçisi olacağım. Eğer bu mektubumu kaale alıp bir şeyler yaptığınızı görürsem, çok yakında huzurunuzda bu tip
olayları ve ilgili belgeleri arz edeceğim…”
(Bir çalışan)
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Sibel SİBER, çok değerli bir  kadın yönetici olan Pervin Gürler partilileriniz tarafından linç edilmeye çalışılırken sizin bu kadar sessiz kalmanız biraz garip değil mi? Her kesimden oy alacağını iddia eden bir Cumhurbaşkanı adayının hele de söz konusu bir kadın yönetici olunca daha duyarlı olması gerekmez mi?
Sayın Selim YEŞİLPINAR, Beylerbeyi’ndeki arıtma tesisine bu kadar karşı çıkmanızın ardında başka bir şeyler olabilir mi? Bölgeyi özellikle de Bellapais Manastırı’nı ziyaret eden binlerce kişinin tuvalet artığının toprakla karışması daha mı hijyen sizce? Bizce bu işte bir gariplik var, bakalım ardından neler çıkacak?
Sayın Derviş EROĞLU, Salı günü teşekkür etmek için önce UBP sonra da DP parti meclisi toplantılarına katılacağınızı öğrendik. Aslında bir de DP’nin MYK toplantısına katılmanız gerekiyor. Orada bol sayıda muhalif bir kesim var, onları Serdar bey bile ikna edemedi…
Sayın Hasan SERTOĞLU, TDP camiasında hep sizin adınız konuşulma başlandı. Yerel seçimlere katılmadığınız için şükreden partililer şimdi sizden Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde güçlü bir destek bekliyorlar. Nereden nereye değil mi?
Sayın İsmet AKİM, Sedat hocadan selamınızı aldım. Ölümlü kazalarda konusunda her ne kadar Karayolları Dairesi’nin de ihmali olsa da siz de kurum olarak yeteri kadar üzerinize düşeni yapmadınız. Bir devlet kurumunun başka bir devlet kurumunun elektriğini kesmesini kimse içine sindiremez.
Sayın Hasan Nihat ERDURAN, Karayolları Dairesi olarak çok acil bir şekilde ekip kurup ana yollardaki kör noktaların aydınlatılması için bir çalışma başlatmanız gerekiyor. Bundan sonra top artık sizin kucağınızda.
Sayın Oğuz KÖSE, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İskele koordinatörlüğü göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. Bu arada Derviş beyin makam aracı ile cenaze törenine katılmanız gözlerden kaçmadı. Manevi evlat böyle bir şey olsa gerek değil mi?
Sayın Nidai GÜNGÖRDÜ, Girne Belediyesi’nde meslek vergilerinin ödenmesi konusunda ciddi bir karmaşa yaşandığı yönünde şikayet mesajları alıyoruz. Bütün belediyeler bu konuda çalışanlara ihbarname gönderirken siz niçin göndermiyorsunuz?
Sayın Zeren MUNGAN, Milli Eğitim Bakanlığı’nın KAR-İŞ’le imza altına aldığı taşımacılık sözleşmesi sonrası sizin bakanlığın yetkilileri ‘para yok’ diyerek tepki göstermiş ve toplantıyı terk etmişler. İyi de para yok diye binlerce öğrencinin taşıma olayı da riske atılır mı?
Sayın Halil TALAYKURT, botlar cilalanmış, kılıç kalkanlar kuşatılmış cenge çıkmaya hazır halde bekliyormuşsunuz. Derviş bey özellikle de Mağusa ve İskele bölgesinde sizden çok şeyler bekliyor. Yüzünü kara çıkartmazsınız değil mi?
Sayın Anıl KAYA, Mağusa’da sanayi arazisi aldıktan sonra Alayköy’den de talep ettiğinizi öğrendik. Hayırdır Aydınlık Yarınlar Hareketi üretime filan mı başlıyor? Hayırlı işler bol kazançlar dileriz…
Sayın Bengü ŞONYA, eski DP’liler olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimi Sibel Siber kimi de Kudret Özersay için destek olunmasını talep etmeye başlamış diyorlar. Eğer sıkıntı olacaksa serbest bırakın ki başınız çok ağrımasın…
Sayın Sadık GARDİYANOĞLU, ikinci çocuk müjdesini alınca dün Akdoğan’da aile arasında minik bir kutlama yapmışsınız. Sizi ve eşinizi gönülden kutlarız. Şimdi artık daha fazla çalışma zamanı değil mi?
Sayın İbrahim UYSAL, Cumartesi günü sizin garajda Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirmek üzere kalabalık bir toplantı gerçekleştirmişsiniz. Masanızın hemen üstündeki İrsen Küçük resmini artık oradan kaldırmanız gerektiğini söyleyenler de çıktığı iddia ediliyor. Hoş biz sizi pazara kadar değil mezara kadar dost olarak tanıdık.
Sayın Ersel TATLISULU, Beylerbeyi muhtarı olarak tarihi bir yapıya sahip olan bölgenizde 4 katlı apartman yaptırmanız görenleri epey şaşırtıyor. Hele de aşağıdan görünüşü hiç te hoş değil…
Sayın Zorlu TÖRE, kapı her çalındığında postacıdan mahkeme tebligatı geldiğini zannediyormuşsunuz. 7 aydır nasıl olur da bu tebligat gelmez anlaşılır gibi değil. Aklı olan postacı evin değil meclisin kapısını çalar değil mi?
Sayın Nazım BERATLI, rahatsızlığınız tüm aile ve dostlarınızı korkuttu. Ama sağlığınıza hızla kavuşmaya başladığınızı da memnuniyetle öğrendik. Acı patlıcan kırağı çalmaz ama siz yine artık kendinize daha iyi bakmalısınız. Büyük geçmiş olsun.








GÜNÜN FOTOĞRAFI: