PARDON, BU NEYİN TEPKİSİ?


Ergenekon davasında başarılı bir grafik çizen ve hükümet tarafından sürekli olumlu eleştirilerle pof poflanan savcı Zekeriya Öz, bugün emniyete bile giremeyecekti.
Gezi parkında polise çifter maaş prim verilirken, bugün o polislerin “vatan haini” ilan edileceğini kuşkusuz onlar da bilemezdi.
Hükümet aleyhine söylenen her söz, “yol-su-zluk” olarak geri dönüyor, suni gündem yaratıldığı için yapılan her şey kolaylıkla saklanabiliyordu.
Hükümet aleyhine söz söylemek, gizliden değil, resmen yasaklanmıştı.
Söylediğiniz her sözün karşısında açıklama değil, azarlama alınıyordu.
Yaşanan son olayların ardından bir azar da ABD elçisi yedi.
Yaşanan yolsuzluk olaylarına taraf olan ABD elçisi, Başbakan tarafından bizzat bertaraf edilmek istendi.
Sayın Erdoğan, “Seni ülkemizde tutmak zorunda değiliz” diyordu.
Haklıydı da.
Erdoğan haklı, çünkü Amerikan elçisinin görevi hem iki ülke arasında köprü olmak, mesajları iletmek,
Hem de ülkesi vatandaşların sorunlarıyla ilgilenmek.
Türkiye’nin iç meselelerine müdahil olmak değildi.
Elçiye söylenen söz de bizzat ülkesini bağlar, ülkesine söylemiştir.
Buraya kadar bir çok şey normal de,
Gelin bir de bu coğrafyaya bir bakalım.
Müdahale’den zerre kadar haz etmeyen, başkalarının iç meseleye karışmamasını isteyen kişi, bu konuda gerçekten hassas mı?
KKTC’nin iç meselelerine karışılıyor mu?
Eğer karışılıyorsa, ABD’den neden bu kadar rahatsız olundu?
Senin yaptığını sana da yapmazlar mı diye kendisine hiç sorulmadı mı?
Dün “içişlerimize karışma” diyenler iktidar olduğunda neden susuyorlar?
Sayın Erdoğan tepkisini dile getiriyor da, sayın Yorgancıoğlu neden hala susuyor?
Eğer müdahale varsa, neden “siz de aynısını yapıyorsunuz” diyemiyorlar.
Bunu söylemek Türkiye’ye bayrak açmak anlamına mı geliyor?
Kimse bir şey söylemiyorsa iş bana mı düştü?
O zaman,
E yargıya müdahale etmeyin,
Operasyonlara müdahale etmeyin,
Bugün “kötü adam” dediğiniz muhteremin yakınlarına müdahale etmeyin,
Bu coğrafyanın insanlarıyla birlikte hareket edin ama bu insanların yerine hareket etmeyin.
“Besleme” diye hakaret etmeyin,
“Katır” hiç demeyin,
Sizi sevmeyenler olabilir, onları da “gavur” ilan etmeyin.
Biz sizi düşünüyoruz demeyin,
Sizinle birlikte sorunlara çözüm aramak istiyoruz deyin.
Kıbrıs’tan vazgeçmem veya vazgeçerim demeyin,
Birbirimizden vazgeçemeyiz deyin,
Yani canım ağabeycim,
Ben demeyin,
Biz deyin BİZZZ…