“Özersay ha keşke diktatör olsaydı…”

Özersay adına çük üzüldük…

Kıbrıs Türk siyasetinde bir zamanlar umut olduğu için!

Bir takım siyasi hatalar nedeniyle düşüşü de çıkışı gibi hızlı oldu…

Muhakkak pişmanlıkları vardır ama artık geçmiş hakkında diz dövmenin filan hiçbir gereği yok!

Kendi etti kendi buldu misali…

Hem içerde hem dışarıda kendi için en büyük suçlama ‘megalomanlık’ oldu!

Hadi bırakın dışarıdakileri kendi partilisi bile yüzüne gülerken arkadan ‘tek adam’ olmakla suçladı kendisini…

Bunu da basına büyük bir zevkle servis ettiler!

Biz de defalarca eleştirdik kendisini…

Bir kez bile telefonu açıp sitem etmedi!

Ama hep bildiği yoldan gitti…

Dün de nihayet son noktayı koydu!

Meclis bu istifayı kabul etmez diyorlar…

Kimin haddine böyle karar!

Sokağa ineceğim diyor, inecek de…

Başarılı olacak ya da olmayacak, belki de silinip gidecek!

O artık kendi sorunu…

Ama parti içinde altını oyanlar olduğu gibi kendine gönülden bağlı olanlar da var!

Şu megalomanlık konusunu sorduk kendilerine…

Bir çoğu ‘asla’ yanıtını verdi!

Hatta ‘keşke diktatör olsaydı’ diyenler de oldu…

Kim bilir belki de şu anda Meclis’ten istifayı değil, çok güçlü bir parti olarak kalmayı başaracaktı!

Ha keşke biraz daha direnseydi…

İstifa gerekçelerinde çok büyük haklılıkları da var ama!

Kim bilir beklide onuruna, gururuna yediremedi yalan dünyasının bir bireyi olarak kalmayı…

Şimdi gözler artık diğer iki vekilde…

Ayşegül hanım telefonlara bakmamakta ısrar ediyor!

Niye korkuyor ki, neyse kararın çok kamuoyunun karşısına açıkla…

Ama genel kanı Özersay’ın yanında kalmayacağı!

Meclis’te olmaya devam edecek diyorlar…

Öyleyse bunu sen açıkla bir zahmet!

Karar vermek bu kadar mı zor yani…

Ya partinin ve başkanının yanında olup sen de istifa edeceksin ya da Meclis’te tek başına oturup yalnızlaşacaksın!

Jale hanım yurt dışındaymış onun da telefonları kapalı…

Kimi istifayı gönderecek diyor kimi de Ayşegül hanımla birlikte hareket edecek!

Hatta partinin başından Özersay’ı göndermek için güç birliği yapacaklarını söyleyen de var…

Son kararları bu olursa çok yanlış olur!

Onları meclise taşıyan kendi parti iradesidir…

Tabi ki karma oylar!

İnandığın siyaseti terk etmek bu kadar kolay olmamalıdır…

Yapacakları en doğru şey partinin ve başkanlarının yanında olmalarıdır!

Eğer bunu yapmazlarsa bir takım olası söylentileri de göğüsleyeceklerdir artık…

Özersay hala bu ülkenin önemli bir değeridir, iyi günlere dönmek için de güç birliği ve özellikle de inanç gereklidir!

İki hanım vekile sesleniyoruz;

Kudret hocayı bu dikenli yolda yalnız bırakmayınız…

Belki yarın değil ama yarından sonra niye bu halkın bir kez daha umudu olmayasınız ki?

Gerçekten de Özersay parti içinde sağlam bir diktatör olsaydı şimdi daha mı iyi olurdu acaba…

En azından bunu şimdilik bir yerle not düşsün!

Dün akşamüstü Sivil Savunma Teşkilatı’nın büyük tatbikatı vardı…

Bir kez daha güven tazelediler!

Biz daha çok tatbikatı değil izleyicileri izledik…

Gözlerindeki heyecanı gördük!

Alkışlarını dinledik…

Teşkilat gerçekten de çok özel ve hassas bir kurum!

Öyle devlet dairelerinde olan rahatlık filan yok orada…

Öncelikleri görev ve insan sevgisi!

Her şartta tamamen özveriyle insan odaklı çalışıyorlar…

Her zaman olduğu gibi mükemmel bir tatbikat oldu ama aslında olmayanlar da var!

Teşkilatın özelikle araç gereç ihtiyaçları son yıllarda yeteri kadar karşılanmıyor…

Bütçesi düşürüldükçe düşürüldü!

Bu konuda yanlış yapılıyor…

Örneğin Lefke’de şube binası bitti, istihdam yapamıyorlar bina öyle boş bekliyor!

Oysa bu özel kurum özel ilgi ve alakayı hak ediyor…

Onlar her tatbikat sonrası alkış filan değil, halka daha fazla güven verebilmek için araç gereç, personel istiyor!

Çok şey mi istiyorlar dersiniz…

Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Kapalı Maraş’ın Türk toprağı olduğunu açıkladı…

Öyleyse de öyledir, biz büyüklerden daha fazla bilecek değiliz ya!

Ama ortada çelişkili bir durum var…

Hani Güney basınında çıktı ya;

Maraş’ta Türkler yeni bir plaj yapıyorlar diye…

Bizimkiler de ardı ardına buna yanıt veriyorlar, adeta birbirleriyle yarışarak!

Öyle bir şey yokmuş…

Yahu iyi de madem ki burası bizimdi niye paniğe kapılıyorsunuz ki?

Bizimse bizimdir…

Cevap yetiştireceğine oraya plaj üstüne plaj yapın!

Güney’e açılsın hepsi…

Halka hizmet hakka hizmet değil miydi yoksa!

MESAJ KUTUSU

Sayın Fikri ATAOĞLU, son günlerde genel sekreterinizle çelişen açıklamalar yapmanız dikkatlerden kaçmıyor. Parti tabanında bu konuda bir huzursuzluk var gecikmeden önlem almakta yarar görüyoruz.

Sayın Atilla KARACA, bir kez daha dünkü başarılı tatbikatta halka güven vermeyi başardınız. Şahsınızda tüm ekibi kutlar başarılarınızın devamını dileriz. Bir de devlet erkanı şu yılan hikayesine dönen alımların önünü açarsa Allah’dan daha ne isteyesiniz ki?

Sayın Rifat GÜNAY, özel teşkilat yasası konusunda banka içinden bir takım eleştiriler gelmeye başladı. Umarız bir takım kararlar aceleye ve kişiye özel alınmaz. Bu arada yanlış hesap Bağdat’tan döner değil mi?

Sayın İzlem GÜRÇAĞ, ziyaret ettiğiniz Güzelyurt Sağlık Ocağının duvarları resmen dökülüyordu, bu gibi küçük konuları gecikmeden halletmeniz öneriliyor. Bu arada burada görevli bir hemşirenin yeni görevlendirildiği birime bir aydır gitmediği yönünde de şikayetler almaya başladık bir öğrenin bakalım kimmiş bu uyanık arkadaş?

Sayın Kudret ÖZERSAY, sine-i millet konusunda sanki de yalnız kalacaksınız gibi görülüyor ama yine de cesaret ve kararlılığınızdan dolayı sizi tebrik ederiz. İstifa kabul görmezse de devletten alacağınız maaşı hayır kurumlarına bağışlayın ki bu konudaki eleştirileri de sonlandırmış olasınız…

Sayın Hüseyin AMCAOĞLU, Başbakan ile birlikte gideceğiniz Ankara ziyaretinde iyi bir tek adam olarak en büyük sorumluluk sizin üzerinize düşüyor. Bu ziyaret için iki haftadır gece gündüz çalıştığınızı duyduk, umarız meyvelerini de hep birlikte alırız…

Sayın Gürcan ERDOĞAN, sizin için yeni bir görevlendirmeden bahsediliyor ancak siz siz olun yargı süreci tamamlanmadan böyle bir atamayı kabul etmeyin. Zira bir çoğu size saldırmak için fırsat kolluyor…

Sayın Serdar DENKTAŞ; kırsal bölgelerde eski partili arkadaşlarınızla buluşup nabız yokladığınız gözleniyormuş. Hayırdır yoksa yeni kararlar mı aldınız yoksa tamamen dost ziyaretleri mi?

Sayın Şener ELCİL, sendikacılık hayatınıza tam da en hareketli günlerde son vermeniz meslektaşlarınız arasında hayli yadırgandı. Umarız her hangi bir baskı ve dayatma olmamış ve hür iradenizle bu işe noktayı koymuşsunuzdur…

Sayın Hasan TOSUNOĞLU, yaptığınız ziyaretlerde komşuları da ziyareti ihmal etmezseniz iyi olacak. Zira epey şikayetler gelmeye başladı size oy verenleri kulak arkası etmeyin deriz!