OLMUYOR İŞTE!

Bu düzen sürdürülebilir değil!

Her gün yeni bir yasa, her gün yeni bir tüzük, her gün yeni bir uygulama için kararname ya da düzenleme ile götüremeyeceksiniz!

Apaçık ortada…

Seçim ve halkoylamasıyasası olmadı.

Parti tüzükleriniz, ihtiyaçlarınıza cevap vermiyor.

Polisiniz bir alem, askeriniz başka…

Dış işlerinde hayır yok, eğitiminizde hiç yok…

Turizm diye bir şey yok.

Eski eser, kültür hak getire…

Bunların içine kendinizi kaptırarak başınızı kuma gömmek yerine görün.

Bu davulun tokmağını elinize alın ve kesin çözümler getirerek kılıfına uydurulacak düzenlemeleri değil, sürdürülebilecek akılcı düzenlemeleri yapın!

***

UBP kurultayı geliyor. Kurultaya dair tartışmalar sadece parti içinde değil, toplumun genelinde devam ediyor.

DP’ye dair dedikodular var.

YDP içinde kavga dinmiyor.

İktidarda oldukça daha neyi alabilirler diye kavga etmekle, minareyi çalıp kılıfını uydurmakla KKTC sistemini her gün başka bir provaya soktunuz.

Olmuyor işte… Olmayacak…

İhtiyacın ne olduğunu tespit edenlerin de ihtiyaca cevap verebilecek cesareti sergileyemediklerini yaşayarak öğrendik!

***

Her kafadan bir ses çıkıyor.

Birileri ortaya çok iyi olduğunu düşünebileceğimiz fikirler çıkarıyor. Sonra onun içinde hangi noktaların kimin çıkarlarına nasıl dokunacağı meselesi tartışılıyor ve en başta son derece iyi niyetle atılan adımlarlar şekil değiştirip gene birilerinin yardakçılığına dönüşüyor.

Bu sistem içinde gerçekten ortaya bir şey çıkarabilmek adına uğraşanlar da gömülüyor…

Kıymetleri bilinmeden ya da halkla buluşturulmalarına izin verilmeden, göstermelik bir yol tutturmuş gidiyoruz!

Yazık değil mi nesillerimize, yıllarımıza, ülkemize ve bizlere…

Yazık değil mi kendimize birileri daha doyumsuzlaşacak, göbek büyütecek, daha çok kaçıracak, yiyecek, ama asla doyurulamayacak diye yaşananlara…

Aklın donduğu zamanlar bitmeyecek mi KKTC’de.

Hiçbir çözümün esasında çözüm olsun diye üretilemeyeceği, hep birilerinin birbirilerinin çıkarlarını kollayarak geriye kalanları yok saydığı zamanlardan mı geçeceğiz bizler?!

Yazıklar olsun!

Gerçekten kaybettiğimiz zamanlarımıza da yapılan yatırımlara ve kurulan devlete bile yazılar olsun…

Adeta hiçbir şeyi sürdürmek ve sürdürülebilirliğini desteklemek için yaratmıyoruz. Sanki bir el biraz daha oyalanalım diye bize telkinlerde bulunuyor. Ve biz trenleri sırasıyla kaçırıyoruz.

Kendimiz arpa boyu yol kat etmeden, geleceğimiz sanki hiç yokmuş ya da oyun sona erdikten sonra bir bilgisayar oyunu gibi yeniden başlatılabilir gibi bir lüksümüz varmışçasına yaşadığımızı neden hiç kimse fark edemiyor?

Neden fark ettikleri halde kıllarını kıpırdatamayanları ya da kıpırdatsalar da yol almak niyetine gerçek anlamda geneli göz önünde bulundurdukları hamleleri yapacak şekilde göze alacak cesareti göstermiyorlar?

Yazık!

Olmuyor…

Böyle devam ederse olmayacak.

Ya bırakın akışına yokolana kadar aksırana, tıksırana kadar yesinler ve patlayarak aramızdan göç ederken bizi de peşi sıra sürüklesinler ki zaten onu yapıyorlar ya da doymak için değil, güzelleştirmek için eşit ve adil bir paylaşımla yetinecek sistemimizi yapılandıralım.

Hep dediğimiz gibi bu şu an yaptığımızdan çok daha kolay.

Bu şu an olandan çok daha kolay.

Bu şu anda yaşanılanlardan çok daha az zarar veriri yürütülememesi halinde bile.

Ne beklediğimizi bize sormayın.

Seçilmiş olanlar sizlersiniz ya da seçilmeyi bekleyecek olanlar.

Şimdi biz size soracağız: Asıl siz ne bekliyorsunuz!

Yok!Eğeresasında beklediğiniz bir şey yoksa ve siz gidişattan memnun iseniz o zaman bir şeyi göz boyamak için yenilermiş gibi davranmayın.

Artık salıverin gitsin çünkü zaten yüzünüzde var zannettiğiniz maskeleriniz yok.

Onlar şeffaf ve biz her şeyin farkındayız beyler!

Dr. Çiğdem DÜRÜST