Niye siyah bayrak!

“Geçenlerde bir tanıdığım aradı.

Özel bir üniversite hastanesinde asistanlık yapan doktor yakını ile ilgili benimle görüşmek istermiş. Nedenini sorduğumda ise, tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili yanlış anlaşılan konuların gerçek yönünü bana açıklamak, anlatmak istemiş. Öncelikle araya aracı koymasına şaşırdım, sonra da: ‘’Bakan değilim, müsteşar değilim, milletvekili değilim, bana anlatsa ne değişebilir ki?’’ dedim ve görüşmedim. Çünkü muhatabı ben değildim.

KKTC’deki özel üniversite hastanelerinde tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin verilmesi ile ilgili konu çok teknik bir konu olduğu için kamuoyunun hakim olmaması normal. Hatta yanlış yönlendirilmeye de çok müsait.

Hazırlanan yasa tasarısına göre KKTC’de tıp ve diş hekimliğinde hem uzmanlık hem de yan dal uzmanlık eğitimi tam zamanlı verilebilecek hale getiriliyor. Bakanlık kanadı, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, Tıp-İş bu yasaya yıllardır çalıştıklarını ifade ediyorlar. Ama son anda anlaşamayıp da kavgaya tutuşanlar da yine onlar.

Çünkü işin içerisinde her zamanki gibi sermayenin kazanımı gözetildi ve bir de buna özellikle bazı hekimlerinin kolay yoldan akademisyenliklerinin önünün açılması ve başka çıkar çatışmaları da eklendi. Dolayısıyla pazarlık da büyük oldu ve hala da devam ediyor!

….

Yasa tasarısına göre KKTC’de özel üniversite hastaneleri uzmanlık alımları için gerekli sınavı kendilerinin açmasının önü açılıyor. Hekim örgütleri buna karşı durarak merkezi sınavın şart olduğunu vurguluyorlar. İlk ve en önemli görüş ayrılığı bu görünüyor. ‘’Uzmanlık eğitimini sermayeye teslim etmeyin’’ diyorlar. Peki merkezi sınavla sorun çözülmüş mü olacak? Kesinlikle hayır! Çünkü Tıp ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu’nun varlığı sadece göz boyuyor. Bu kurulun çalışma koşullarını yine Sağlık Bakanlığı, yapacağı tüzük ile belirliyor. Ayrıca, sınavlarda bu kurul karar verici değil sadece gözlemci. Efendim, gözlemci ama gerekirse itiraz edecek, hatta iptal yetkisi de var deniliyor da bunun da ucu yine kadük bırakılmış.

Bir de geçici madde var. Bu da önemli. Bu maddeye göre, yasanın meclisten geçmesi durumunda, KKTC’de özel üniversite hastanelerinde daha önceden uzman olmuş ve şu an uzmanlık eğitimi alan doktorların tümünün uzmanlıklarının kabul edileceği garanti altına alınıyor. Aslında bunlar da ilansız, sınavsız, elemesiz başlamışlardı uzmanlık eğitimlerine. Nedense hiç kimse buna itiraz etmiyor. Bakanlık kanadı ile hekim örgütleri kanadı bu konuyu hiç kamuoyu önünde tartışmaya açmıyorlar. Haksız alınan uzmanlıklar bir şekilde oldu bittiyegetirilecek anlaşılan. Al gülüm ver gülüm durumları…

Oysa ki konu KKTC’lilerin uzman olmalarının önünün açılması ise, zaten Sağlık Bakanlığı ile Türkiye arasında yıllar önce yapılmış bir protokolle, TUS engeline takılmadan, KKTC kontenjanı açılarak dileyen KKTC’li doktor, Türkiye’deki dilediği üniversiteden dilediği uzmanlıkları alabiliyor. Üstelik dünyanın hemen her yerinde de geçerli bu uzmanlıklar. Oysa ki KKTC’deki üniversite hastanelerinde verilen ve verilecek tüm uzmanlıklar, sadece KKTC’de geçerli!

Diğer taraftan, ülkenin en yoğun hastanesi olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde bile hala yarı zamanlı uzmanlık eğitimi veriliyor. O zaman sormak gerekmez mi, devletten sevk ile beslenen bir üniversite hastanesinin tüm bölümlerinde nasıl tam gün eğitim verilebilecek potansiyel oluyor? Ayrıca Devlet Hastanesi’nde yarı zamanlı uzmanlık eğitimi verilmesi konusu bu yasa tasarısının dışında bırakılmış. Yani Sağlık Bakanı’nın dediği gibi, uzmanlık eğitimleri konusundaki dağınıklık aslında giderilmiyor. Çünkü bu sistemden nemalanan ve çoğu hekim çevresi çok kişinin olduğu ifade ediliyor. İşte burada da yine bir al gülüm ver gülüm durumları söz konusu.

Değerli okuyucular;

Yasa tasarısının bir türlü geçememesinin altında çok fazla pazarlıklar yatıyor.

Bir taraftan sermayeyi memnun edeceksiniz, diğer taraftan da halkın sağlığını düşüneceksiniz. Bizim meslek örgütleri ise kötünün iyisi diyerek yasa tasarısının geçirmek istedikleri halini savunurken, aslında perde arkasında, kendilerinin ve yakınlarının uzmanlık ve yan dallarını da güvence altına almaya çalışıyorlar. Yani bir tür timsah gözyaşı döküyorlar!

İşte bu kargaşa içerisinde KTTB yine siyasi yönünü kullanarak ve Tıp-İş’ten de destek alarak SİYAH BAYRAK EYLEMİ başlattı.

Bu eylemin amacı sadece ve sadece uzmanlık alımlarının üniversitelerin yapacağı sınavla değil merkezi bir sınavla yapılması idi. Ama yasa tasarısının diğer maddelerine nedense kimse laf etmedi. Dolayısıyla inandırıcı bir eylem olmadı. Zaten ilk siyah bayrak KTTB binasında göndere çekilirken 12-13 kişi vardı ki bunlardan 4’ü zaten siyasetçi idi. Kendi meslektaşlarından da destek alamayan bir KTTB, eylemi yaymak için siyaseti de kullanmak zorunda kaldı.

Siyaset de bunu fırsat bilerek SİYAH BAYRAK EYLEMİ’ni ERKEN SEÇİM EYLEMİ’nedönüştürdü.

Sizin anlayacağınız, sapla saman yine birbirine karıştı!

…..

Umarım oldu bittiye gelmez de bu curcunada yasa tasarısı geçirilmez.

Çünkü bu yasa tasarısı geçerse KTTB ve Tıpİşistemezmiş gibi görünse de istediğini elde etmiş olacak.

Sermaye zaten bayram edecek!

Sağlık Bakanlığı da bir dertten kurtulmuş olacak.

Kaybeden toplum olacak.

….

Peki ne yapmalı?

Bu yasa tasarısı, torba yasa tasarılarının içerisinden çıkarılarak geri çekilmeli ve yeniden tüm sağlık paydaşları ile masaya yatırılmalı.

Bu sefer kapalı kapılar arkasında pazarlıklar yapılmadan, tüm temsilcilerle birlikte çalışarak KKTC’deki tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimleri konularında geleceğe yön verecek, tartışmalardan uzak bir yasa üzerinde çalışılmalıdır.

Bunun karşılığı olarak KTTB ve Tıpİş de bu yasa nedeniyle göndere çektikleri siyah bayrağı indirmek ve masaya oturup yasaya yeniden çalışmak zorunda kalacaktır. Şayet siyah bayrak inmezse gerçek niyetlerinin ne olduğu da pazara çıkacaktır.

Sağlığın siyasete nasıl alet edildiği yeniden anlaşılacaktır.

Siyah bayrak şimdilerde her yerde dalgalanıyor ve sayıları artacağa da benziyor. Çünkü sol örgütler buna sahip çıktı. Okullar tatil olmasaydı öğretmenler sendikası da kesinlikle grev yapardı!

Çünkü siyah bayrak, masummuş gibi gösterilerek Dereboyu’nda akıtılacak, insanları birbirinden ayıracak bir sele dönüştürülmeye çalışılıyor!

KTTB ve Tıpİş bunu kullanıyor!

CTP bunu kullanıyor!

Sol örgütler bunu kullanıyor!

SİYAH BAYRAK neden mi siyah?

Siyah kaostur, korsan bayrağıdır!

Siyah başka şeylerin üzerini örter, görünmez kılar!

Sağlık çadırları neden mi beyaz?

Beyaz temizliktir, saflıktır, sağlıktır!..”

(Dr. H. İlker İpekdal)

MESAJ KUTUSU

Sayın Halil TALAYKURT, Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanlık görevinden gerekçesiz olarak niye görevden alındığınızı anlayamadığınız yönünde siyasi kulislerde yorumlar yapılmaya başladı. Bazıları da Vakıflar İdaresi konusunda soruşturmaya başlamak üzere olduğunuzu iddia etmeye başladı. Kim bilir neler oldu desenize…

Sayın Hakan DİNÇYÜREK, yatalak bir hasta olan Hayrettin Barış adlı vatandaşın sağlık kurulu kararı için kendisine resmen Çin işkencesi yapıldığını biliyor muydunuz. Hadi normal bir hasta olsa belki anlarız da adı üstünde yatalak bir hastaya bugün git yarın gel deniliyorsa ortada bir sakatlık var demektir değil mi?

Sayın Turan BÜYÜKYILMAZ, DAÜ VYK’nın yeni üyelerinden birisi olarak medya ve kamuoyu en fazla da size takmış gibi görülüyor. Bir de geçmişte yaptığınız bir takım açıklamaların da bunda etkisi büyük, umarız yanlışlarınızdan ders çıkarıp yenilerini yapmamaya özen gösterirsiniz…

Sayın Tufan ERHÜRMAN, DAÜ VYK atamalarından memnun olmayıp yine de buna onay vermeniz yasal da olsa etik olmadı değil mi? Bu arada iyi bir soruşturma yapmak gerek atama ve görevden almalar gerçekten de ekonomik önlemler alınmadığı için mi yapıldı yoksa bir bakanın parmağı sayesinde mi?

Sayın Serdar DENKTAŞ, Tam Parti’nin ilk seçimlerde 15 vekili zorlayacağı yönündeki açıklamanız çok da gerçekçi bulunmadı. Hatta bazı partilileriniz bile tepkilerini ortaya koyarak ilk hedefin barajın aşılması olduğuna işaret etmeye başladılar. Yine de hayaller olmadan gerçekler yaşanmaz değil mi?

Sayın Özlem GÜRKUT, uzun bir süre sessiz kalmayı tercih ederken tam mesai konusu kararı alınınca siyah bayrak eylemine sarılmanız çok da gerçekçi bulunmadı. Bu arada ilgili bakanlık ile ilişkileri dondurmak da bir çokmeslektaşınız tarafından tepki ile karşılandı, haberiniz olsun istedik…

Sayın İbrahim ALÇINER, dün akşam Başbakanın da katıldığı evinizdeki ziyafete çok özel konukların da katıldığını duyduk. Her zaman olduğu gibi en fazla siyaset konuşulmuş, hayırdır yakında operasyon mu var dersiniz? Hayırlara vesile olsun…

Sayın Fırtına KARANFİL, hazırladığınız öneriyle bundan böyle Lefke ve İskele’de sürüş ehliyet sınavlarının yapılacağı bölge insanları tarafından memnuniyetle karşılandı. Az konuşup çok icraat yapmak böyle bir şey olsa gerek değil mi? Tebrik eder devamını dileriz…