Nereye Bu Gidişat?


Kötü haberler gazetelerimizin ilk sayfalarından inmez oldu.
İnsanın içini karartan olaylar, sanki bu çağda değil de cahiliye döneminde yaşanıyor gibi günlerimiz.
Herkes şikâyetçi.
Politikalara ve politikacılara güven yok olmuş.
Halk öfkeli ve umutsuz.
Ülke çıkmazda. Sistem tıkanmış.
Bir dağınıklıktır gidiyor. Ama nereye?
İşte onu bilen yok.
Ülke, neresinden tutsan elinde kalacak durumda. Durum böyle iken bilgi kirliliği de almış başını gidiyor. Kim haklı kim haksız, neden böyle oldu, nasıl bu duruma gelindi bilen yok.
Her konuda böyleyiz. Ama her konuda bila istisna...
Yıllarca var olma kavgasını veren Kıbrıs Türk halkı, bugünlerde yok olmak için elinden geleni yapmaktadır. Bu söyleme itirazı olanlar varsa, geriye pek az olasılık kalıyor. Muhtemelen başka gezegenlerden güçler gelmiş ve bizi bu hallere sokmuştur.
Geleceğimizin garantisi olan gençlerimiz arasında esrar, sigara ve alkol hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor.
Doğamız elbirliği ile katlediliyor, dağlarımızı, ormanlarımızı ve sahillerimizi vahşice yok etmek için yarışırcasına bir çaba içerisindeyiz.
Polise karakoluna bile saldırı düzenlenir oldu ülkemizde.
Ülkenin köklü partilerinin durumları ortada.
Satılık Kalemler cabası. Beşi bir para.
Sendikaları, sakın sormayın. Vatandaşa gelince O zaten halinden memnun.
Yanı başımızda, kuzeyimizde yeni bir çağ başlatan Türkiye'miz var, güneyimizde ise Avrupa Birliği üyeliğini temizlik ve düzen olarak layığı ile yerine getiren Güney Kıbrıs var. Özetle herkes ileriye giderken biz geriye gitmek konusunda yemin etmişçesine yol alıyoruz tersine.

Yurdumun Gazetelerini okumak, haberlerini izlemek artık işkence olmaya başladı. Neredeyse "amanın! Boş ver haberleri sen kendi halinle yaşa" diyesi geliyor insanın.
Ama ne mümkün.
Kendimizle yüzleşmenin zamanı geldi, geçiyor bile.
Şöyle idik böyle idik demekle durdurulamaz bu gidişler.
Çağdaş yaşamın ve gelişimin kuralları yeni bir keşif değildir, tam tersine bilinen yöntemlerdir. Doğanın boşluk tanımadığı ilkesi ise bilinen bir gerçektir, tüm bunların farkında olarak, acilen ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
"Kıbrıslılık" üzerine nağmeler okuyarak düzelmez bu durum.
Bu ülkenin en büyük çıkmazlarımızdan birisi 'kırk dervişiz birbirimizi bilmişiz" olayıdır. Ama bunu bir çırpıda lehte bir durum haline getirip eski günlerde olduğu gibi zenginliğimize dönüştürebiliriz.
Her kim bu ülkeye, insanına, doğasına karşı hata işlemişse, toplum vicdanında yargılanmalı. Yanlışları olanlar deşifre edilmeli. Meclis soruşturma komisyonu devreye girmeli. Bu ülkenin bu hale gelmesinde kimin katkısı olmuşsa halka açıklanmalı, anlatılmalı.
Bunlar gerçekleşirse eğer; o zaman yakında olması beklenen seçimlerin bir anlamı olur bence.