Neden boykot?
Kendinize saygı duyan biriyseniz bir dostunuzun, bir ahbabınızın size yalan söylemesinden rahatsız olur ve dostluğunuzu bitirirsiniz. İş siyasete gelince de bir seçmen olarak seçim propaganda dönemlerinde verdikleri sözleri tutmayanlarla, ülkedeki temel sorunları her iktidara gelişlerinde çözeceklerini vadedip iktidarları döneminde mevcut düzeni sürdürenlerle ilişiğinizi kesmeniz gerekir.
Ne yani seçmen siyasetçiler palazlansınlar, propaganda günlerinde ne derlerse iktidarlarında tersini yapsınlar diye mi seçime gidecek de oy kullanacak? Partizanı oldukları siyasal partilerin iktidara gelişleriyle birlikte devletten nemalanmak üzere bir yere, bir şekilde kapağı atmak isteyenlerden değilseniz aksine devlet kapitalizmini ve devlet patronajını reddediyorsanız gayet doğal olarak seçimi protesto edeceksiniz.
Bir parti gelecek istediği gibi devlet olanaklarını kullanacak, partizanları arasında bu olanakları sus payı bölüştürecek, sonra diğeri gelecek aynı usulsüzlükleri yapacak ve bu sistemin topyekun değişmesini savunan biri olarak sizden de aralarından birini ehvenişer seçip iktidara getirilmesine katkıda bulunmanız istenecek…
Öz saygınız varsa ve sürdürülemez düzenin yıkılması şiarında samimiyseniz kimseye oy vermez, sandığı boykot edersiniz. Çünkü artık size yalan söylenmesini istemiyor, birilerinin çıkıp bu ülkeyi kalkındırmasını ve güzelleştirmesini diliyorsunuz. Gerçekleri göremediği ya da görmek istemediği için bağnazca partili olanlar veya üç kuruşluk çıkarları için partizan kesilenler sizi ilgilendirmiyor çünkü sizin iktidar olacak partiden koparmayı düşündüğünüz küçücük de olsa bir menfaat beklentiniz yok. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan herkese eşit ve adil davranılmasını talep ediyor, devlet kapitalizminin yıkılması gerektiğini savunuyorsunuz. Türkiye’den gelen yardımların azalarak kesilmesini, kendi kararlarını kendi veren bir ülkeyi inşa etmekten bahsediyorsunuz. Toplumsal mücadeleler tarihinde karşıt sınıfların işbirliğine gittiği ve birlikte mücadele verdikleri tek devrim feodalizmden çağdaş kapitalizme geçiştir, buna da biliyorsunuz.
Devlet kapitalizmi faşizmin en ağırını yaşatan kapitalizmdir. Kendi zümresinin çıkarlarını okşayan, kendi dışındakilere yaşam hakkı tanımayan faşizmdir ya da. Ülkede yaratılmış bulunan devlet patronajını ve devlet kapitalizmini yıkma perspektifini dillendirmeyen her siyasal parti patronajın ve faşizmin bir parçasıdır. Ve hangisi iktidara gelirse gelsin eline aldığı kırbacı, ayağına giydiği çizmesiyle bu faşizmin tepesine geçecektir.
Faşizme yardakçılık edeceklerine patronajın çökmesine katkıda bulunmayı tercih edecek seçmenlerin tepkisi, sandığı protesto etmek olacaktır.