Mutsuz siyaset, mutsuz toplum
Dün mecliste gerek Özgürgün’ü gerekse Yorgancıoğlu’nu gördüm, dışarda içerde vekillerimizi izledim. Hepsinin suratından düşen bin parça. Gülen tek bir kimseyi görmedim mecliste.
Bugün anma etkinliklerine gidecek olanlar bir baksınlar siyasilerimizin yüzüne. Ne kadar gergin ne kadar sıkıntılı olduklarını hemen anlayacaklar.
Özellikle iktidar kanadındaki gerginlik her haliyle belli. Önder Sennaroğlu dün barut fıçısı gibiydi. Yanına bile gitmeye çekindik. Oysa Önder abiyi yıllardır tanır ve çok severim. Şaka kaldırır ve espri yapan bir siyasetçidir. Ama o kadar gergin görünüyordu ki dün selam vermeye bile çekindik doğrusu.
Zorlu Töre ile Ergün Serdaroğlu arasındaki gerilim ise meclis koridorlarını inletti. Töre’nin bağırtısını o kadar şiddetliydi ki Meclisin bahçesinden bile duyuldu.
Başbakan Yorgancıoğlu da keza öyle. Eylem yapan belediye “başkanlarından bir en çok iki temsilci ile görüşürüm” dedi. Kimsenin kimseyi görmeye tahammüllü kalmamış anlaşılan.
Ülkeye yön verenlerin ve özelliklede hükümetin bu gerginliği ister istemez topluma da yansıyor. Akşam Dereboyun’da trafikte bariz bir şekilde gördüm. Kimse kimseye yol vermiyor, vermediği gibi birbirine kızıp dakikalarca kornaya asılanlar var. Biraz daha her halde arabadan inip kavga edecekler.
Basın’da yani bizde de durum pek iç açıcı değil. Gazete köşelerinde kavga edenler bile yüz yüze geldiğinde bir “merhaba” demekten bile acizler. Önceki gün basın camiasında kavgalı olduğum tek kişi ile tesadüfen bir ortamda rast geldik. Birden bire “afiyet olsun” dedim. Öyle baka kaldı ve “sağ ol” veya “sana da” bile diyemedi.
Bugün CTP’de ve UBP’de siyaset yapan ama birbirlerine saygıda sevgide en ufak bir kusur bile etmeyen rahmetli Miroğlu ve Özker Hoca’nın ölüm yıldönümü. Rahmetli Miroğlu Gazimağusa yolunda Özker Hoca’nın ölüm haberini almış ve bir hayli üzülmüştü. Oysa aynı ecel iki saat sonra Miroğlu’nu da aramızdan almıştı.
Ekonomimiz bozulmuş olabilir, siyaseten kriz yaşıyor olabiliriz, ama en tehlikelisi aramızda sevgi ve saygının yitirilmesi ile oluşacak olandır. Sevgi ve dostlukla….
NOT: Sabahın erken saatlerinde İzmir yollarında olacağız. İzlenimlerimi Pazartesi bu köşeden okuyabilirsiniz. AP
MÜDÜR-SEN
Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Kemal Darbaz BRTK ile ilgili değerlendirmelerde bulunmuş ve şöyle demiş;
“Bir süreden beridir, basınımız ve “sosyal” medya üzerinden yapılmaya çalışılan BRTK konulu tartışmalar, ne yazık ki incir çekirdeğini doldurmayacak, mide bulandıran bir noktaya gelmiş bulunmaktadır.”
Başkan Darbaz, benzer bir açıklamayı da TAK için yapmıştı. Basın emekçilerinden yana olması gereken Basın-Sen BRTK ve TAK olaylarında “müdürlerden” yana taraf oldu. Ancak ne hikmetse her iki kurumumuzda da sular bir türlü durulmuyor.
Biz “düşmanlık” olsun veya “siyaseten “ bunları dile getirmiyoruz. Bizzat kurum içindeki arkadaşlar bizi arayıp sıkıntılarını şikayetlerini dile getiriyorlar.
BRTK konusunda gelince, Darbaz başkan çok iddialı konuştu. Eğer bir kişi bile işinden olursa, eğer bir kişinin maaşı bile azalırsa….
Başkan o gün BRTK önünde teneke çalacağım. Yok, eğer sen haklı çıkarsan bende bu köşeden özür üstüne özür dileyeceğim. Umarım kazanan sen olursun başkan…
Ferdi Sabit SOYER: Önceki gece arabanın içinde Abbas Sınay’ı ikana etmeye çalıştınız ama nafile. Girne’de doktorlar birlikte hareket edecekler.
Kemal DÜRÜST: Muhalefet yaramışa benziyor. Epey kilo vermişsiniz. Bu arada arabanızı da sağlam bir bakıma alıp eskisinden bile daha yeni hale getirmişsiniz.
Zorlu TÖRE: Aman başkan biraz sakin ol, Allah muhafaza bir şey olacaksın sonra. Dün o kadar bir şiddetli bağırdın ki meclis dışından bile duyuldu sesin.
Gürsel SELENGE: Gördüğün gibi siyasette vefa diye bir şey yok. Nankörlük ise diz boyu. Ondan sonrada kalkarlar ülkede “liderlik” sorunu var derler. Olmaz mı…
Ayşemden AKIN: Röportajlarınızda hala daha 10 yıl önceki fotoğraflarınızı kullanıyorsunuz. Gerçi çok bir değişim olmasa da halinizde artık o fotoğrafınızı değişseniz diyoruz.
Şifa ÇOLAKOĞLU: Tamam bize kırılmış olabilirsiniz ama bizimkisi genel bir tepkiydi. Yani şahsınız ile ilgili değil! Elbet çevrenizde sevilen ve sayılan birisiniz. Bizim buna bir şey dediğimiz yok. Biz sadece yerel yönetimlerin başına gelen birisinin ilgili branştan olmasının daha iyi olabileceğini söyledik.
Süha TÜRKÖZ: Uzun bir zaman sonra dün yine meclisteydiniz. Bu arada torununuz Süha ile vakit geçirebiliyor musunuz?
Ömer KALYONCU: Aman başkan bizim sizinle falan uğraştığımız yok. Yani hiç eleştiri de yapmayın diyorsanız o başka bir şey. Ama adamlığınıza da ne laf söyleriz nede söyletiriz. Karıştırmayalım lütfen.
Mustafa ZİYAETTİN: Sonunda gelen baskılara dayanamayıp bıyıkları kestirmişsiniz. Zaten şu günlerde “bıyıksızlar” moda. Belki bir müsteşarlıkta siz alırsınız bu karambolde.
Ozan CEYHUN: Bir geldiniz pür geldiniz, yalnız bu kez önceden haber verdiğiniz için teşekkür ederiz. Ama gene kısmet olmadı görüşmek. Neyse gelecek defaya. Bu arada dünkü öğlen yemeğiniz nasıl geçti?
Sunat ATUN: Akşam saat 10 olunca hemen uykunuz geliyormuş. Oysa birçok siyasetçi o saatlerde çıkıyor sokağa.
Ünal ÜSTEL: Turizmde her şey iyi giderken biranda ne oldu da sektör temsilcileri “iflas” edeceğiz diye bağırtmaya başladı. Daha 6 aya kadar önce turizm altın çağını yaşamıyor muydu bu ülkede?
Hasan HASTÜRER: Lağım kokusunu sevdiniz galiba Levent Özadam’la. Dün gene aynı yerde balık-rakı keyfi yaparken görülmüşsünüz.
Alpay AVŞAROĞLU: 30 yıl sonra “bıyıkları” kesmişsiniz. Üstelikte bürokrasinin en tepesinde yer alıyorsunuz. Şimdi sormazlar mı size “bıyıksız” olmanın bir sonucu mu diye?
Asım AKANSOY: Sonuna kadar yola devam kararı almışsınız. İyi güzelde biraz Lefkoşa’ya ağırlık verin. Birde Girne’de doktorlara dikkat edin.
Hakan KOFALI: Gönyeli’de CTP’den belediye başkan aday adaylığınız hayırlı ve uğurlu olsun. Eğer Benli yerine başka bir aday gösterirse CTP bağımsız çıkarım diyormuşsunuz.
Reşat AKAR: Diyalog gazetesinin son hazırlıkları da tamammış ve büyük bir promosyon atağı ile Aralık ayının ilk haftasında okuyucularla buluşmaya hazırlanıyormuşsunuz. Aman çok dikkatli olun zira bazı gözler üstünüzde olacak.
Erçin ŞAHMARAN: Dün kalabalık bir grupla yemek yerken görülmüşsünüz Taşkınköy’de. Yoksa sizde mi siyasette soyunuyorsunuz?
Ümit ÖZKIRAN: Sizi ofiste arayanlara simitçide randevu veriyormuşsunuz. Yakında Erdinç bey sizden ofis kirası isterse hiş şaşmayın.
Ahmet Melih KARAVELİOĞLU: Eğer her müşteriye bana gösterilen ilgi ve alakayı gösteriyorsanız, müşterileriniz yakında çok şımarık olabilirler. Alışık olmadığımız şeyleri yaşattırmaya devam ediyorsunuz İktisatbank’asında.
GÜNÜN SÖZÜ
“Bu hükümet, özerklik kelimesini ağzına bile alamadı çünkü caymışlardır çünkü ekonomik pakete karşı gelemiyorlar. Beşir Atalay’ın gelmesinden bir gün önce zammı açıkladılar ama özerkliğin sözünü bile edemediler. Bu çok düşündürücü bir olay”
TDP Gazimağusa milletvekili Hüseyin Angolemli
BİZİM TEMEL
Temel Avustralya'ya devekuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu.
Hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor.
Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömüyorlar.
Yani kendi akıllarınca saklanıyorlar.
Temel etrafa bakıyor ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
- Ulan nereye gitti bu hayvanlar?