-MIŞ GİBİ YAŞAMIN MAĞDURLARI …..


Hayatın içinde gözlemler yapıp insanların davranışlarına farklı açılardan anlam yükleme yönünde kendimce bazı nedenler bularak yine bu yaşam tarzlarını, konuşmaları ve davranışları kendi içinde anlamlaştırma yönünde tezlere bağlı olarak bir yerlere konumlandırmaya çalışsam da genellikle bu konuda zorluk çekiyorum.

Aslında genel olarak Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan bir çok insan uzun yıllardır “-mış gibi yaşam” tarzını bir şekilde benimsemiş ve bu yönde hayatlarını sanal da olsa şekillendirmeye çalışmışlardır.

Siyasetten kişilerin özel yaşamlarına kadar geniş bir yelpazede olmasını arzu ettikleri ya da çevre baskısından dolayı yaşayamadıkları hayatların mahkumu olmakla mutlu olduklarını sanma ve sanki de buna mecburmuş gibi etrafta bu psikoloji içerisine dolaşmak kanıksanmış gibi sanki.

Başkalarının ne dediğine göre yaşayanlardan, başkalarının kendisi hakkında sürekli yargıda bulunduğunu düşünüp ona göre davrananlardan, sürekli dış referanslarla hareket edenlerden, kendisine ait bir fikri ve inisiyatifi ortaya koymaktan çekinen kişilerden bahsediyorum.

Kişinin kabul görmeyeceği düşüncesi nedeniyle kendi rengini ortaya koymaktan kaçınması, reddedilmekten korkması, küçük düşme kaygısı, sevilmeyeceği endişeleri, ilgi gösterilecek birisi olmadığı düşüncesi, insanların kendisinden uzaklaşacağı ve yalnız kalacağı gibi hatalı düşünceler ve yanlış inançlar kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemekte ve yönetmektedirler.

Bir çok hayatlar var ki aslında yoklar;
-Öyle evli çiftler var ki sırf çocukları için neşeliyMİŞ, mutluyMUŞ, bir birlerini severMİŞ ve hayattan zevk alırMIŞ gibi yaşadıklarını çevrelerine aktarmak için çaba gösteriyorlar ki aslında gerçek olmayan ve bundan acı çektiklerine bir türlü inanmayarak hem çocuklarına hem de kendilerine bir şekilde zarar veriyorlar.

- Öyle kişiler biliyorum ki maaşlarının yettiğince alabilecekleri arabalar olmasına rağmen oturduğu apartman dairesinden daha pahalı araba alıp aslında olmayı arzu ettikleri ve yozlaşan toplumsal statü kazanma sürecinde kendilerine yer edinme uğruna binlerce sterlinlik altından kalkamayacakları borçlara giriyorlar. Bir şeyMİŞ gibi davranıyorlar !!!

-Öyle kişiler biliyorum ki hayatı boyunca toplasan 3 kitap okumuşluğu olmamasına rağmen sosyal bir ortamda muhabbet ederken entelMİŞ gibi davranmaktan çekinmeseler de 5’nci cümlesinden sonra aslında telif hakkı alınmamış boş radyo kanalından farklı olmadıkları ortaya çıkıyor.

-Ülkenin durumu belli; aslında uluslar arası hukukun dışında debelene dururken varMIŞ gibi yapmakla gerçekte olmadığımızı kabullenmemek ve hala daha sanal bir yaşamı tercih etme de bir seçenek olarak empoze edilmeye çalışılıyor.

-Uzun yıllardır hep dillendirilen ve bazılarının da bunu göğsünü gere gere anlatmaktan kendini alamadığı “Anavatan” tarafından tanınırMIŞ gibi konuşmalarına cevaben daha birkaç gün önce Mağusa Türk Gücü U-15 takımının yaşadıkları buna verilebilecek en güzel cevaplardan biridir sanırım. Daha bir çok örnek var ama neyse.

Riyakarlık ve yalanla yıkanmış bir hayatın parçası olmaktan mutlu olanlarla hep gerçeklikle yaşamın içinde olanların bu gelgitleri yaşaması derinden sosyo-psikolojik olarak yaralanmış bir toplumun yansımasıdır.

Kendimize güvenimiz eksik. Bu güveni kaybettik zaman içinde. Bu güvensizliği nereye gidersek gidelim, taşıyacağız başka hayatlara. Bir gün kendimize olan güvenimizi tekrar kazanırsak, kendimiz olabilmeyi seçme şansımız elimize geçerse o zaman -MIŞ gibi yaşamayacağız hayatımızı.