Mağdur edebiyatı!

Bir takım farklı görüşlere mensup aynı zamanda söylemleri ile her zaman haklı bir o kadar da ezilen kesimi hayretle takip ederim…

Tanıtım ve pazarlamaları o kadar güçlüdür ki

Hakkı yenen onlardır

Onlar kaybederse muhakkak karşı taraf, işin içine hile katmıştır…

Düşünceleri barış ve huzurdur…

Özgürlüktür mesela!

Bağnaz ve hurafeci değildirler…

Ağızlarından sevgi sözcükleri hiç eksik olmaz…

Güler yüzlüdürler…

Karşı tarafın fikirlerine ve düşüncelerine saygılıdırlar..

Çok güzel arkadaşlıkları vardır… Çıkarsız!

En güzel ve kaliteli nesli onlar yetiştirir…

Ahlaklıdırlar…

Eğlenmeyi bir onlar bilir…

Siyaseti en iyi onlar yapar…

Akıllıdırlar, kültürlüdürler…

Hepsi lisans ve üstü eğitim almışlardır…

Aslında hep onların söyledikleri doğru ve tutarlıdır…

Kimseyi küçümsemezler…

Oturmalarını kalkmalarını bilirler…

Üst yönetici olmayı onlar hak ederler…

Kısacası…

Cumhurbaşkanı olmaları gerekir, başbakan olmaları gerekir, idari amirler onlardan çıkmalıdır…

Devlet kademeleri onların görüşünden insanlar ile yönetilirse ülke çağdaş bir seviyeye o zaman gelir…

Peki tamam da

Neden o zaman her platformda ezilen kesim bu zihniyet…

Neden bu tür düşünenlerin aksine halk bu mağdur edebiyatını yapanları değil de sadece önünde ki ilerleyen zamana odaklanan kesimi ülke yönetimine getirirler…

Gerek sosyal medyada gerekse sahada takip ettiğim kadarıyla yukarıda saydığım özelliklere sahip nitelikteki çoğu insan muhalif konumda ya da muhalif bile olamamış…

Peki neden?

Bu kesim nerede yanlış yapıyor…

Yukarıdaki düşünce yapısına sahip insanlar az olduğu için mi, yoksa toplumun geneli bu tür yapıya sahip insanları içinde sindiremiyor mu?

Aslında hiç biri!

İktidar olmak, hükmetmek, yönetici olabilmek, saygın nitelikli birey olabilmek sadece yukarıdaki özelliklerden ibaret değildir…

Bir bütündür…

Hem saydığım bir çok özelliği taşımalısınız hem de sizi oraya layık gören kesim ile aynı dili konuşup, ortak paydada buluşup reel bakış açısıyla uygulamalar yapmanız gereklidir…

Ve bu durumda da mağdur edebiyatı yapmaya gerek kalmaz, tam aksine icraat yapacak gücü size halk zaten teslim eder…

Mağdur edebiyatı yaparak "Kısa vadede ne koparabilirim?"in hesabını kitabını yapan insanlar ancak kısa vadede kazanabilir.

Uzun vadede raylar yerine oturur, her şey olması gerektiği gibi olmaya devam eder.

Pes etmemek gerekiyor, sabırla mağdur dili ve edebiyatı yapan her kimse ona BİR kez şans vermek gerekiyor.

Ve bir kez aldı da!

Bırakınız, istedikleri kadar kendilerini acındırsınlar.

Bir kez daha aynı şeyi yapamayacaklar.

Olmayacak, sanatları başarılı bulunmayacak; bu kez güldürmeyecek, bu kez ağlatmayacaklar.

Tek sıkımlık yani.

Başka şansları yok.

İkinci kez aynı yöntemi uyguladıklarında öyle bir sırıtacak ki adları çıkacak.

Ve insanlar fersah fersah ondan uzaklaşacak.

Mağdur dili ve edebiyatı yapanlar uzun vadede çok net kaybedecek.

Her şeyin ilacı zaman.

Pazar gününe çok az bir zaman kaldı

Sadece biraz sabır.

İNSAN

Şunu unutmayalım ki devletin temeli insandır…

İnsanlar aileyi oluşturur, aileler akrabaları, akrabalar sülaleyi, sülaleler toplumu, toplumlar ise milleti…

Ve bu kavramların birleşimi ile bir devlet kurulabilir…

Fakat bu kavramların mayasının her anlamda iyi yoğrulması gerekir…

Gerek eğitim olsun, gerek ahlaki değerler olsun eş zamanlı verilerek devletin altyapısını oluşturan bireylerin temeli de sağlam atılsın ki ne bir deprem felaketi, ne bir saldırı ne de başka olumsuz durumlarda o devlet çökmesin…