LEFKE ÇÖPLÜĞÜ ZEHİR SAÇIYOR
Ülkemizde her gün yeni çöplükler yaratıldığına önceki yazılarımda değinmiştim. Bu yazıyı kaleme alırken gerçekten içim sızladı. Keşke artık böyle sorunlarla uğraşmak zorunda kalmasaydık. İki hafta önce fotoğraflarıyla birlikte halinin perişan olduğunu anlattığım Lefke çöplüğü ne yazık ki yandı ve zehir saçıyor. Anlaşılan saçmaya da devam edecek. Ülkemizde çöplüklere yönelik ciddi bir politika maalesef henüz yok. Yıllardır, bu konu ile ilgili hep bir şeyler yapılıyormuş gibi gösterilse de hiçbir şey yapıldığı yok.
Hafta sonu NTV’de geçen bir habere göre Türkiye’de plastik şişelerin geri dönüşümünden çok ciddi bir meblağ elde edilmiş. Hey gözünü sevdiğim geri dönüşüm. Ne atık sorunu var ne de başka sorun, üstüne üstük ekonomik kar.
Globalleşen dünyada artık herkes sürdürülebilirlikten bahsederken ve bu uğurda mücadele verirken acaba bizler ne yapıyoruz?
İnsan nüfusu günden güne artıyor, bu anlamda insanların ürettiği çöp miktarı da giderek artıyor. İşte bu noktada çöplerin doğaya zarar vermesini engellemek adına karşımıza sürdürülebilir çöp yönetimi kavramı çıkıyor ki bizim ülkemizde şu anda çöplere yönelik hiçbir politika yok. Kısaca çöplerin zararsız hale getirilmesi ve elde edilen maddelerin tekrar kullanılabilmelerini sağlamak amacıyla hiçbir çalışma yok. Yıllarca Dikmen çöplüğü ile mücadele edildi. Yakıldı. Yöre halkı dumana boğuldu ve zehirlendi. Hatta kitaplara dahi konu oldu.
Ne yaptık?
Koskocaman bir hiç! Sorunun sadece üzerini örttük.
Dikmen kapatıldı ve Güngör yaratıldı.
Peki orada ciddi anlamda katı atık yönetimi yapılıyor mu?
Elbette hayır.
Yıl 2014 oluyor biz hala yerimizde sayıyoruz.
Güzelyurt ve Lefke bölgesi yıllardır kendi haline terk edilmiş bir bölge. Tek bir çivi bile çakılmadı. Üstüne üstük sanki ödül verirmişçesine bölgeye petrol dolum tesisi yapılmaya çalışıldı!
Bu duruma o gün de karşıydım, bugün de karşıydım. Kimse kusura bakmasın ama cennet gibi bölgemiz yıllardır CMC atıkları yüzünden harap oldu. Hiçbir hükümet döneminde bunu ciddi anlamda temizlemek için mücadele edilmedi. Yıllarca üvey evlat muamelesi yapıldı.
Petrol dolum tesisi yapılması planlandığı dönemde bölgedeki birçok sivil toplum örgütü konuya karşı çıkdı ve yapılmaması için mücadele verdi. Başarılıda olundu. O günleri çok iyi hatırlıyorum. Önce ÇED raporu hazırladı ve rapora göre tesisin yapılmasında hiçbir sakınca olmadığı söylendi. Raporu alarak dikkatle okudum ve ilk olarak şunu fark ettim. Raporu hazırlayan mimar ve mühendisler, tesisin yapılması planlanan bölgede Lacerta saxicola diye bir kertenkelenin yaşadığını yazmışlardı. Buna çok gülmüştüm çünkü Kıbrıs’ta böyle bir kertenkele yaşamıyor. Bu ne kadar ciddiyetle hazırlanmış bir rapor olduğunun göstergesi değil midir? Mevcut rapora karşı hazırlanan, yani yapılmaması için oluşturulan raporda benim de imzam vardı. Bölgedeki gerçek sürüngen türlerini saptamıştım. Gerçekten var olan!
Ne mutlu ki bölgemizi bu illetden kurtarabilmiştik yoksa daha CMC’nin pislikleri temizlenmeden daha beteri yapılacaktı.
Çok ilginç bir şekilde Lefke belediye başkanı o dönem tesisin yapılmasına destek vermişti. Gerçekten enteresan. Belediye başkanına sormak istiyorum;
Yıllardır Lefke bölgesindeki çevre sorunları için ne gibi önlemler aldınız?
Lefke’de çöplük CMC atıklarıyla beraber karışmış yanıyor her yer duman altı ne olacak?
Neyse…
En fazla garibime giden nokta; petrol dolum tesisine karşı canla başla mücadele etmiş bölge sivil toplum örgütleri, neden yanan çöplük karşısında sessiz kalıyorlar. Bu konu ile ilgili de başarılı olabileceklerine hiç şüphem yok, ama ses de yok. Bölgede yaşanan tek sıkıntı bunlar mı?
Tabi ki hayır.
O halde neyi bekliyoruz
Yolunda gitmeyen bir şeyler var ve sürekli susuyoruz. Güzelim bölgemiz yok olmaya terk mi edelim. Bölgede yaşayan halkı ve bölgede bulunan tüm sivil toplum örgütlerini duyarlı olmaya davet ediyorum ve yetkilileri sesleniyorum. Lütfen bir hal çaresine bakın! Bölge elden gidiyor ve doğal zenginlikler bir daha geri gelmeyecek…