KTÖS HAKLI İSE…



Bir öğretmenin çocuklarla yaptığı iletişimin fiziksel boyuta dönüşmesinden bahsediyor gazete… ve iddiada bulunuyor. Hem de ciddi iddialarda…

Velilerden ve öğretmenlerden ihbar aldık diye açıklama yapmış gazete…

Öncelikle şunu söylemek isterim. Gazetenin muhabiri durup durduğu yerde bu haberi uydurmamıştır. İlla ki bu konuda ya bilgi sızmış ya da birileri bu öğretmenden duyduğu rahatsızlıktan dolayı onu ele vermiştir, ya da bir şekilde karalamıştır. Bu konuda henüz araştırma yapmadığım için öğretmen hakkında bir şey söylemem mümkün değildir.

Öncelikle ‘Öğretmen’ kelimesinin ne kadar ‘kutsal’ olduğunu vurgulamak isterim. Ben büyük bir saygı ile bakarım öğretmelere..ve beni okutan öğretmenlerime… Ailemde de öğretmen var. Ne denli zorlu bir görev üstlenildiğini az çok bilirim. Aslında hem bir şeyler öğretmenin keyfi hem de özverili olmak zorunda kalmanın zorlukları var. Bir çocuk sizi bir defada anlarken bazı çocuklar 10 defada anlayabiliyor. Ve siz hiç usanmadan, bıkmadan, gerekirse 10 kez o dersi o çocuğa anlayana kadar anlatırsınız. Ben şahsen öğretmen olamazdım. Özverili olabilirdim ama sabırlı olamazdım. Yani her isteyen öğretmen olamıyor maalesef her ne kadar kutsal bir meslek olarak nitelesek de…

Gelelim konumuza… Bir öğretmen artık karalandı. Artık diyorum çünkü olay gerçek de olsa yalan da olsa bir kere adınız çıktı mı bu leke gibi kalır. Her seferinde birilerine açıklama yapmak zorunda hissedersiniz kendisinizi. Belki size inanırlar belki inanmazlar. Ama bu sizi hep rahatsız eder. Mesleğin kutsallığını da yitirilmiş olur. Çünkü adınız hiç hoş duyulmamıştır. Bu durum sizi uzun süre üzer.

Bir örnek vermek isterim. Seniha Kanatlı bir manken. Geçen yıl öğretmen olarak atanmıştı bir okulumuza. Bazı bakanlarımızın talebi ile. Kız baktığınızda öğretmen ama mesleğinden dolayı herkes onun öğretmen olmasına tepki göstermiş ve basında adı günlerce yazılıp, çizilmişti. Torpil kullanarak öğretmen olduğu da iddia edilmişti. İşte bu olay aylarca konuşulmuştu. Her ne kadar öğretmenlik yapmasına izin verilmese de en doğal hakkıydı beklide. Eğer sınavla kazanılmış bir hakla öğretmen olarak atansaydı görevinden ( mesleği aykırı gelse de bazılarına) alınamazdı. Hakkı olmadığı ve de haklı olmadığı için öğretmenlik yapamadı. Ama esas tepki mesleği oldu yukarıda yazdığım gibi. Bugün cinsiyetiniz kadın olsun erkek olsun eğer ‘’farklı’’ iseniz öğretmen olmanız sakıncalı. Ya veliler yadırgar ya birlikte eğitim vereceğiniz öğretmenler.

Toplum öğretmenlerimizi örnek gösteriyor. Öğretmen dendiği zaman kalıplaşmış şekiller var kafalarımızda. Kalıplaşmış öğretmen kalıbı yok artık genç nesil öğretmenlerimizde… Üniversitelerimiz sayısız öğretmen yetişiyor artık. Eskiden öğretmen olmak da zordu. Bugün işsiz sayısını bilmediğimiz birçok öğretmen adayı var. Maalesef gençlerimiz öğretmenlik yapayı hayal ederken işsiz kalıyorlar.

Okullara alınan öğretmenlerin cinsiyetleri değil, verdikleri eğitim önemlidir. Bugün cinsiyet ayrımı yapmıyoruz. Herkes eşit, ki benim gözümde de öyledir. Bugün ima edilen ve çıkan manaya göre bir öğretmenimiz için hoş olmayan iddialar var ortada. Bence olay basına yansımadan çözümlenebilirdi. Böylelikle o okulun müdürü ilgili öğretmene uyarı yapar ve bu olayın yayılarak duyulmasının önüne geçilirdi.

Bu öğretmene yapılan yani iddia edilerek yakıştırılan durum hiç de hoş değil elbette. Eğer iddia edildiği gibi bu öğretmen çocuklarla iletişim yerine fiziksel temas kurmuşsa bunun da boyutu araştırılmalı ve ona göre iddialar ortaya atılmalıdır.

Eğer iddialar doğruysa bundan sonrası beni aşar…

İsmine leke vurulan öğretmenizi hiç de kolay bir süreç beklemiyor.

Eğer velilerimiz ya da öğretmenlerimiz mevcut öğretmenin ‘’kimliğinden’’ rahatsız olmuşsa ‘eğitimin cinsiyeti’ olmayacağı gibi ‘öğretmenin de cinsiyeti’ olmaz derim ben…

ve en önelisi KTÖS haklı ise...İşte o zaman beyanat veren velileri de öğretmenleri de uzun soluklu bir süreç bekliyor...