Başbakan ve Kâşif öğleden sonra siyasi gidişatın seyrini değiştirmek için bir araya geliyor. Perşembe perişanlık mı yoksa padişahlık mı şimdi belli olacak.
Halkın bazı bakanlardan oldukça şikâyeti var. Başbakan bunları her ne kadar dikkate almıyor gibi görünse de illa ki kulak arkasında tutuyor. Yani günü gelince bölgesel durumları da dikkate alarak durumu değerlendirecektir.
Başbakan ve Kâşif arasında pazarlık olacak mı derseniz işte onun cevabını net verebilirim.
Kâşif pazarlık için masaya oturmaz.
Yani partinin menfaatine ne ise onda diretecektir. Kaşif'in koltuk derdinin de olmadığı ortada iken Başbakan koltuğunu kolay devredir mi işte önemli olan konu odur.
Küçük, UBP’nin geldiği noktayı çok iyi biliyor hatta bir an önce yeniden yapılanmaya gidilmesi gerektiğini de...
Başbakan ve Kâşif’in alacağı ortak karara göre kabine yenilenecektir.
Bu yenilenme yanında ilk aklıma gelen ‘müşavir’ olaydır. Her gelen bakan müdürlerini ve müsteşarını değiştirir. Kolay değildir eski bakanın kaldığı yerden devam edilmesi. Tam aksine yenilenen siyasi kimlikler yeni siyasi kimlikleri de yanında götürecektir.
Tabi şimdilerde mevcut bakanlarımızı korku sardı bile!
Acabalarla dolu bir gün daha geçirecekler...
Bu anlaşma ister istemez ortak nokta bulunarak neticelenecektir. Kâşif bu işte pazarlık yapmayacaktır.
Ortaya koyacakları bakanlar onların gelecekteki kazançları olacaktır.
Genel seçimleri zorlar ve bakanlıkta anlaşmaya varılmazsa erken seçime gidilebilir fakat bugün baktığımızda diğer siyasi partilerin erken seçime hazır olduğunu söylemek de mümkün değildir.
Peki, UBP hem bölünmüş hem de hızla kan kaybederken nasıl güçlenecektir?
Bu durumda Başbakan ve Kâşif’in siyasi düşüncelerinde ortak nokta üzerinden hareket edilmesi UBP için ne kadar karlı olacaktır o da meçhuldur.
Yani Kaşif'in sözü kesindir... UBP, SİYASİ GELECEĞİNİ KAYBETMİŞTİR..