Kosova, Tayvan, İsviçre olmadı Bosna verelim size...


Ankara’da o önemli ziyaretin gerçekleştiği sırada İstanbul’da idim. O tarihlerde, Ak Parti iktidarını yakından tanıyan ve takip eden uzmanlar ve analistlerle Türkiye’nin belli başlı konularını tartışmak ve tahlil etmek fırsatını bulmuştum. Bu istişare toplantıları çerçevesinde, bir analistin Kıbrıs konusundaki yorumu çok ilgimi çekti. ‘Niko televizyondaki görüntüyü ve o görüntün özenle Türk televizyonlarınca kamuoyuna sunulmasını takip ediyor musun? Bu görüntü vesilesiyle ben kişisel bir düşüncemi paylaşmış olayım seninle. Günün birinde Kıbrıs babında Ankara’nın görmek isteyeceği görüntü budur. Yıllardan sonra, Ankara’da Rum ve Türk devlet başkanı yeni Kıbrıs Devleti’ni temsilen Türkiye Cumhurbaşkanı ile buluşacak. Düşünsene bir kere...’
Uzmanın üstünde durduğu öngörü oldukça kayda değerdi. Evet, gerçi Ankara’da resmi ağızlardan işitilen bir senaryo söz konusu değildi ancak bahsi geçen senaryo Türkiye’nin son yıllarda Kıbrıs konusunda sergilediği politikayla uyum içerisindeydi. İşin sırrı belki de yıllardan beri Türk ve Kıbrıslı Türk yetkililerin ağzından düşmeyen ve Rum tarafının duymak istemediği ‘siyasi eşitlik’ kavramında saklıydı...
Geçtiğimiz Cumartesi, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Yeşil Hattın birkaç metre ötesinde gerçekleştirmiş olduğu açıklamaları izlerken ‘Bosna senaryosu’ ister istemez aklıma takıldı. ‘Ortak akıl’ dan ve Türkiye ile Kıbrıs Türk liderliği arasındaki ahenkten bahsediyordu deneyimli Dışişleri Bakanı. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun Kıbrıs Konusu’ndaki bilinen ve yılların eskitemediği duruşu göz önünde bulunduracak olursak, ister istemez sormak durumdayız: Hangi ortak akıl? Kıbrıs’ta yeni bir ortaklık, tek bir yapı mı yoksa konfederasyona çalan, Bosna özellikleri taşıyan bir formül mü? Yahut, ‘Rumlarla olmadı, yeni dış aktörlerle başımızın çaresine bakalım’ formülü mü?
Kıbrıs Sorununu çok yakından takip eden ve bizimle düşüncelerini paylaşan, deneyimli bir Batılı uzmana göre Türk tarafının son yıllarda masaya taşımış olduğu tüm önerilerin tek bir çıkış noktası bulunmakta: Konfederal yapıyı andıran, onu esas olan bir formül. Kıbrıs’taki diplomasi ve istihbarat oyunlarını iyi bilen, Batılı uzmandan dinleyelim: ‘Eroğlu’nun kafasındaki formül net. 1983’te kurulan yapıyı yeni bir konfederal yapı üzerinden dünyaya entegre etmek. Rum tarafına toprak vermeden, en azından verimli toprakları vermeden, yönetim paylaşımına giderek kendi devlet otoritesine meşruluk kazandırmak. ‘Gündüzleri Dışişlerinde Rumlarla beraber çalışır, akşamları evimize döneriz’, hesabıdır bu’.
Görüşlerine başvurduğumuz uzmana göre, son dönemde bu politikanın ve Rumların manevralarının bilincinde olan dış odaklar Kıbrıs Müzakerelerine müdahil olmak yolunu seçmiş durumdalar. Eroğlu çizgisi ile Rum tarafının tezleri arasında bir köprü kurmak isteyen dış odaklar bugünlerde Yeşil Hatta çeşitli kanallar üzerinden mekik diplomasisi başlatmış durumda.
Kıbrıs Türk liderliğinin pek hoşuna gitmeyebilir ama biz gene de sormuş olalım: Konfederal bir çözümün bugün Kıbrıs’ta başarılı olma şansı var mıdır? Rum tarafı bu tip bir çözümü neden dikkate alsın? Böylesi bir çözümün Rum tarafına bir getirisi olur mu?
Yeşil Hattın kuzeyinde ya da Anadolu’da ‘Bosna formülü’ birilerinin iştahını kabartıyor olabilir ancak unutmamız gerekir ki Kıbrıs Sorunu denilen oyunun görünen iki, görünmeyense birçok aktörü bulunmakta. Bu aktörleri hesaba katarak teoremler üzerinde durmak durumundayız.
Rum tarafı: Manevraları var ama...
Davutoğlu’nun Kıbrıs Ziyareti bir gerçeği bir kez daha gün yüzüne getirdi: Kıbrıs’ın iki tarafı arasında müthiş bir iletişim kesintisi söz konusu. İki taraf birbirini anla(ya)mıyor, oku(ya)mıyor. Günlerden beridir Kuzey Kıbrıs’ta bir tek Eroğlu’nun açıklamaları gündeme geliyor. Rum tarafının açıklamalarına değinen yok. Eroğlu ‘Anastasiadis manevralar yapıyor’ diyor ama bir de ayın öbür yüzü var. Davutoğlu’nun ziyareti Rum tarafındaki sıkıntıları gidermiş değil. Yunanistan Hükümeti’nin güvencelerine rağmen, Rum tarafı artık Eroğlu’nun masaya çözüm şiarıyla oturacağı düşüncesini rafa kaldırmış durumda. ‘Eski yemeği ısıtıp masaya sunuyor’, diyor Anastasiadis’e çok yakın bir kaynak...