KKTC DEPREME HAZIR MI?

İzmir yıkıldı .Bizde onunla birlikte.

6.6 Şiddetindeki depremde 17 bina yerle bir oldu .Çok sayıda hasarlı binada var.Ölenler canımızı acıtıyor ama bu onlar için elimizden gelen birşeyde yok ne yazık ki.

Halbuki bu şiddetteki bir depremin etki derecesi en fazla yapıda çatlakla sınırlı olmalıydı.

Meydana gelen deprem bize yine sağlam yapılar yapmanın ne kadar önemli olduğunu ve depremin değil binanın öldürdüğünü birkez daha hatırlattı.

Hatırlattı hatırlatmasınada ne yazık ki ders alan yok. Hep başımıza gelince anlıyoruz .Kader diyoruz . Sonrada birkaç gün içinde de unutuyoruz.

Bugün birçok canın o beton yığınları altında olmasının nedeni bundan önceki benzerlerinden farklı değil.Yanlış yapılan ,denetlenmeyen ve çürük raporu verilen binaların boşaltılmaması. Çürük raporu verildikten sonra 5 ay içinde boşaltılması gereken binaların 10 yıl geçmiş olmasına rağmen hala ikametgah olarak kullanılması.

Yani umursamazlık ihmal adına ne derseniz.

Belediyeler inşaat aşamasında bu binaları denetlemediği gibi ondan sonrasında da üzerlerine düşeni yapmıyor.

Ve kader bu ya.Çoluk çocuk yaşlı genç bir gece o tonlarca ağırlıktaki betonların altında kalıyor.

Türkiyede durum böyle.

Peki bizde yani KKTC de durum nasıl dersiniz.

Hemen söyleyim . Deprem kuşağı üzerindeyiz ve üzülerek söylemem gerekiyor ki ne yazık ki hazırlıklıda değiliz.

Gördüğüm kadarı ile yap sat sektöründe piyasaya sunulan binalar büyük oranda endişe verecek konumda değiller.En azından malzemeden çalan yok.

Benim asıl üzerinde duracağım.Sosyal konut adı altında yapılanlar.

Yıllarca hükümetler veya Belediyeler eliyle projelendirilip Mühendis ve Mimar odalarından onay almadan herhangi bir standarta bağlı olmadan inşaa edilmesine göz yumulan binalar.

Sosyal konut adı altında isteyenin istediği şekilde bazen deniz çakılı deniz kumu ile göz kararı karılarak yapılan beton ile inşaa edilen konutlar.


Sözde 2 kat olarak projelendirilen ama isteyenin 3. katı çıkmasında sakınca duyulmayan Belediyelerin sorumluluk alanında olmasına rağmen onlar dahil hiçbir merci tarafından kontrol edilmeden yapılan sosyal konutlar.

Betonarme kolonun içerisine 2 inçlik yağmur suyu boruları koyandan tutunda pis su borusunu geçirmek için kiriş kırarak yapılan sosyal konutlar.

Buna birde fazla maddi külfet olur diye 80 000 str' lik evi inşa ederken, 2 bin sterlin vererek bir kontrol mühendisi yada mimar tutmaktan imtina eden mal sahiplerinide eklersek durumun vahameti daha da artıyor.


Halbuki 2. Derece deprem kuşağı üzerinde bir adayız.Adamızın tarihinde yıkıcı depremler mevcut.Dolayısı ilede bunu bilerek buna uygun inşaatlar yapmak zorundayız.


Bu konudada Devlet olarak sınıfta kaldığımızı görmek için yaşanmasını beklemek istemiyorum.Bunun içinde bir vatandaş ve mesleğin içinden biri olarak dikkat çekmenin görevim olduğuna inanıyorum.


Bir inşaatın kalitesi ;Boyası badanası ile değil esas zemine uygun temel , uygun sistem seçimi ,doğru donatı detayları ,yapım aşamasında yapılan denetimi ile ortaya çıkar.


Sağlam bir temel, doğal afet risklerinden bağımsız olarak bir yapı oluşturmanın en temel özelliğidir. Bir binanın uzun vadede sağlam kalması noktasında kritiktir ve depremin sebep olduğu güçlü etkilere direnmek için zemin etüdü ile birlikte güçlü bir temel gereklidir.


Deprem bölgelerindeki yapı düzenlemeleri, konutun depremin maruz bıraktığı yatay ve dikey kuvvetlere dayanacak veya hasar görmeyecek şekilde tasarlanmasını gerektirmektedir.


Bir binanın betonarme olarak nitelendirilebilmesi için elemanların monolitik olması, donatının bilinçli detaylandırılmış olması, betonun minimum bir dayanıma sahip olması ve kritik bölgelerin sık etriyelerle sarılmış olması gerekir.


Depremlerde betonarme binalarımızda gözlenen hasar ve göçmelerin sorumlusu betonarme değildir.

Tasarım ve yapım aşamasında yapılan çok sayıda hatadır.

Peki ülkemizde yaşanması halinde bir depremde neler olacak.

Öncelike şunu çok açık bir şekilde ifade etmek isterim ki . 1995 yılındaki Lefkede proje ve imalat hatasından bir evinde yıkıldığı 5.7 şiddetindeki depremi saymazsak son 50 yılda henüz ciddi anlamda yıkıcı bir deprem olmamış .

Ama adamızdaki özellikle sosyal konut olarak inşaa edilen binaların çoğu depremlerde göçen ve ağır hasar gören binalarda gözlenen kusurlara sahip.

Bir deprem ,özelliklede şiddetli bir deprem yaşanması halinde birinci öncelikle tehdit altında olan bu konutlardır.


Çünkü beton mukavemetleri betonun minimum dayanımınında altındadır.

Demir donatıları usulünde konulmamış , kolonlar etriyelerle istenen sıklıkta sarılmış değildir.

Bir İnşaat mühendisi olarak bırakın geçen 30 senelik süredeki gözlemlerimi bu türden yapıların inşaa edilme süreçlerinide yakından takip etmiş müdahale edebildiklerime uyarılarda bulunmuşta biriyim.Bundan dolayı rahatlıkla söyleyebilirm ki risk büyük.


Bir başka gerçek ise bu türden yapılarla ilgili zaman zaman önümüze çıkan projeler gereği beton karotları alıp testede tabii tutuyor olmamız sonucu gördüklerimiz.

Sonuçlar üzülerek söylemem gerekiyor ki asgari beton mukavemetini dahi karşılamayacak düzeyde.


Şunu açık açık söylemek istiyorum ki KKTC sınırları içerisinde özellikle sosyal konut tipi binalarda ikamet eden vatandaşlarımızın tümü şiddetli bir depremde risk altında.


Bu vatandaşlarımıza önerim yarından tezi yok Mühendis ve Mimar odaları birliğine başvurmaları ve binaları için beton kalite testi yaptırmalarıdır.


Birçoğunun yukarıda bahsettiklerimi doğrulayacak sonuçlara ulaşacaklarına ve konutlarının güçlendirme isteyeceğine eminim.


Bu anlamda çok geç olmadan Devletinde bu konuya eğilmesi ve belki Türkiyede uygulamaya konulan kentsel dönüşüm tarzında bir proje ile bu konutlarda deyim yerinde ise kelle koltukta yaşayan vatandaşlarımıza destek olması gerekmektedir.

Ya Deprem olursa demeyin önlem alın ve Unutmayın Deprem öIdürmez ihmal öIdürür.