banner163
banner152
banner151

Kişilik ne demektir sorusunu kendime hep sorarım…

Bunun fizyolojik, psikolojik, sosyal, bireysel ve birçok açılardan desteklenen yönlerini bir araya getirerek yapılabilecek tanımlama biçimleri vardır. Ancak en kısa ve net açıklama şekli şöyle olabilir: “Kişinin kendine göre bir ayrılığı; belirgin bir özelliği olması durumu, kişinin özyapısına uygun kendine özgülüklerinin tümü.”

O halde bu kendine özgülüklerin oluşum ve gelişim süreçlerine; bunların değişim ve dönüşüm dönemlerine bakılmalı.Belki de bu süreçlerde kişinin çevresi ile iletişim ve ilişki kurma biçimleri nasıl ki çevresindekiler tarafından değerlendirilir, kişinin kendisi de bunu değerlendirebilmelidir.

Psikolojik sağlamlık ve bütünlük buralarda gizlidir çoğu kez…

Neden bunları anlatıyorum?

YDP içindeki liderlik kavgası ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki siyasi kimliklerilekişilikleri değerlendirme gereği bunları düşündürüyor. Seçmenleri ideolojik duruşunun yanı sıra gözlemlenen kişilik özellikleri de etkileyebiliyor.

***

Yeniden Doğuş Partisi içindeki deprem gibi kurultayın ardından yarışı kaybeden YDP’li vekil Zaroğlu, siyasal yaşamının noktalanmasını göze alırcasına yeni bir parti kurmak yolunu çizmeye hazırlanıyormuş.

YDP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Arıklı’dan cevap gecikmemişti: “Gidenin ardından yas tutulmaz. Hükümet 26 ile yoluna devam eder!”

***

Siyasetin halk için olması gerektiğini unutan ve parti içi yarışlarda parti üyesinden beklediği/hayal ettiği oranda desteği alamadığı için partisini terk eden siyasetçiler bizde çoktur. Bunlar siyaseti kendi varlıkları için, bireysel bir bakış açısı ile değerlendirir.

Sadece “ben” diyerek yoluna devam etmek arzusu, siyasetin tehlikeli yolu, her siyasetçide bir parça var olduğu belirlenmiş narsistik kişiliğin dozunda bir parça aşkınlık olduğunu gösteriyor olabilir.

Zaroğlu’nunda bu hataya düşmüş olma ihtimali ortadadır.Kendisi ilk değildir.

Halkın Partisi’nden ayrılanları yanına alarak devam edeceği söylentileri ise bana göre safsatadır. Çünkü o 3 vekil ile pek çok açıdan farklılıklar mevcut olup bir arada olunması halinde her iki siyasal partide yaşananların bir benzeri yeni oluşumda da yaşanacağı aşikârdır!

***

Ana siyasal partiden doğan kaç yavru yaşamıştır ki bu yarımadada?

Ya da bunları kuran kaç siyasetçi sürdürebilmiştir varlığını siyasetin halka doğrudan dokunan koordinatlarında?

Ya geri dönmüş ya tamamen siyaset bırakmışlardır. Bakın rahmetli İren Küçük’e, Zorlu Töre’ye, Turgay Avcı’ya…

Ya da halka dokunmayan, kısıtlı bir çerçevede sözlerine inandığı ehemmiyeti atfettiremeyeceği bir noktada sıkışıp kalmışlardır: Bakın Alpay Durduran’a, Mehmet Çakıcı’ya, İzzet İzcan’a…

***

Yok koyun gibi kafanı yere sok ilerle yoksa yokolursun demiyorum. Sakın bunu anlamayın. Ama bölmenin, kopmanın, koparmanın bireysel tesirlerinin yanı sıra bizim gibi dejenere olmuş sistemlerde toplumsal yaralar açması da işin en acı taraflarındandır. Hatta siyasetçi tek, bundan oluşan kötü etkiler ve değerlendirmeler sebebiyle toplumsal değerlendirmeleri bozan çok kişi olur…

O zaman da demokrasi sözcüğünün murat edilen anlamı değersizleştirilmiş olur!

***

Velhasıl kelam…

Zaroğlu, Türkiye’de kalsaydı belki asla bulunamayacağı bir konuma KKTC’de geldi.

Hep öyle devam edeceğini zannederek daha da ilerlemeye çalıştı ama bu topraklara ne kadar kök saldığın, bu toprakları ne kadar hissedebildiğin ve buradaki insanları ne kadar değerli saydığın önemlidir bazen...

Öyle değil mi?

Yoksa hiç tanımadığınız, bir anda türeyip idareyi veya yüksek makamlara soyunan kişilerin arkasında karanlık güçler olma ihtimali de vardır. Ne de olsa bizim coğrafyamızın bunlara şahit olmuşluğu çoktur.

Sömüren sömürülen ilişkileri akla gelir ki bu da hiç konforlu hissettirmez Kıbrıslıtürklere…

Naçizane: Keşke bu kadar aceleci olmasaydı. Belki farklı bir yol olabilirdi yürüyeceği…

DR. Çiğdem DÜRÜST

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner162

banner146

banner157

banner68

banner40