banner141
banner151

TÜRKIYE CUMHURIYETI ILE ILIŞKILERDE EN KÖTÜ DÖNEMI YAŞADIK

Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş Genç Tv’de Çiğdem Aydın’ın konuğu oldu.

08 Haziran 2013 Cumartesi 16:10
477 Okunma
TÜRKIYE CUMHURIYETI ILE ILIŞKILERDE EN KÖTÜ DÖNEMI YAŞADIK
Programda Ulusal Güçler oluşumundan, milletvekilliği başvurularına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulunan Denktaş olağan üstü kurultay ile ilgili, “Müthiş bir heyecan, müthiş bir coşkuyla bu bütünleşmeyi kucaklamış olduk” dedi.

“Son iki yıldır erken seçim sürecinin başlayacağı belliydi” diyen Denktaş, Çiğdem Aydın’ın süreçle ilgili “neler yaşandı” sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “İrsen Bey, halkın şikayetlerini göz önünde bulundurmadı, bizim yaptığımız eleştirileri ve önerileri hiçbir şekilde dikkate almadı. Kendi iç muhalefetini ezerek korkutmaya çalıştı, sindirmeye çalıştı. Ve günün sonunda Güvensizlik Önergesi’yle karşı karşıya kaldı. Hatırlayacaksınız 8’ler çağrı yaptı muhalefet partileri bir güvensizlik önergesi sunsun ve biz de destek verelim diye. Karşılığında CTP ile birlikte biz de dedik ki siz imzalayın güvensizlik önergesini biz destekleyelim. Bütün bu basın vasıtasıyla yapılan açıklamalar sonrasında da Meclis’te bir araya geldik ve hep birlikte imzalama kararı aldık. İhraçla karşı karşıya kalmaları halinde ve seçimin de 29 Eylül’de olması halinde parti kurma yönüne gideceklerdi. Bu bizim avantajımıza birşey değildi aslında. Buna rağmen destek verdik. Ama İrsen Bey’in manevrası ve CTP’nin buna destek vermesiyle birlikte parti kurma olanağı ortadan kalktı. Mevcut bir partiyi alıp yollarına devam edebilirler miydi? Evet. Bunun üzerine bir öneride bulunduk. Döneminiz bitti ve artık transfer olmayacak bir noktaya geldik. Yeni bir seçime giriyoruz. Dolayısıyla size oy verenlere karşı sorumluluğunuz bu anlamda sonuçlandı. Bizim zaten bir süreden beridir planladığımız bir şey var DP-UG, böyle bir düşünce içerisindeyiz gelin önümüzdeki dönem birlikte hareket edelim dedik. Bunu değerlendirdiler ve kabul ettiler”

DP-UG OLUŞUMUNUN YARATTIĞI HARIKA BIR SINERJI VAR
Olağanüstü Kurultayın bir seçim kurultayı olmamasına rağmen salonun tıklım tıklım dolduğunu söyleyen Denktaş o günü şöyle anlattı:
“Kurultayımız sadece tüzük ve isim değişikliği içindi… Ancak son derece coşkulu bir kurultay oldu. Müthiş bir heyecan, müthiş bir coşkuyla bu bütünleşmeyi kucaklamış olduk. DP-UG oluşumunun yarattığı harika bir sinerji var. Müthiş bir heyecan var. Çok güzel katılımlar var. Çok değerli arkadaşlar da gelip katılıyor bu oluşuma. Dolayısıyla gidişat bence çok çok iyi…”

Çiğdem Aydın’ın “DP-Ulusal Güçler oluşumu sonrasında hedeflerde bir değişiklik olacak mı?” sorusunu yanıtlayan Denktaş, “Hedeflerde yok. DP olarak 2006 yılından beridir, yeni bir siyaset anlayışı ve yeniden oluşturduğumuz bir siyaset var. Vizyon var. Oluşturduğumuz vizyona göre bir programımız var. 2009 yılında yapılan seçimlerde bu programı halkımıza sunduk. Programımızın yeterince irdelendiğini veya değerlendirilerek oy kullanıldığını düşünmüyorum. Ancak 2009’dan bugüne ülkemizde değişiklikler oldu. Şimdi insanımız programlara bakmak istiyor. Şu anda oluşturduğumuz özel komiteler programımızı güncelleştirmekte. Vizyonda, hedefte bir değişiklik yok. Arkadaşlarımızın ek olarak getirdikleri fikirler var. Bunlardan da faydalanıyoruz. Bizim programımızda olmayan, yeni fikirler de var. Bunları da ekleyerek, DP-UG ortak manifestosu haline getiriyoruz. 2009 seçimlerinde programımızla takdir almıştık fakat oy almamıştık. Şimdi oyda alacağımıza inanıyorum”


DP-ULUSAL GÜÇLER KURULTAYIMIZDAN OY BİRLİĞİYLE GEÇTİ. OY ÇOKLUĞUYLA DEĞİL.
DP – UG’nin yarattığı sinerjiden ve toplumun çeşitli kesimlerinden aldıkları olumlu mesajlardan duyduğu mutluluğu dile getiren Denktaş, “Bu oluşumdan dolayı tabanınızda rahatsızlık olduğu yönünde iddilar var” sorusunuysa şöyle yanıtladı: “Herkesi memnun etmek kolay değil. Hepsine söylediğim bir şey var. 2006’dan beri hazırladığımız bir program var ve bunu sadece konuşabiliyoruz. Şimdi bunu icraata dökme şansı var elimizde. Bu birliktelik bu şansı çok daha güçlendirmiştir. Hade beyler koyun taşın altına elinizi birlikte yürüyelim dedik. Ve müthiş bir birliktelikle, DP-UG kurultayımızdan oybirliğiyle geçti. Oy çokluğuyla değil” dedi.

Milletvekilliği aday adaylığı için 170’e yakın başvuru aldıklarını belirten Denktaş ön yoklamayla bu sayıyı 90’a indirdiklerini ve 3 adımlı bir yöntemle bu sayıyı 50’ye düşüreceklerini belirtti. Denktaş, “Yine itirazı olan olacaktır. Bunun neden böyle yapıldığının sorgulanacağını biliyorum. Demokratik bir partiyiz, partililerimiz gelip sorgularlar. Verdiğimiz cevaplar tatmin ederse yoldadırlar tatmin edemediğimiz olursa veya önyargıyla gelip hiçbir şekilde tatmin olunmuyorsa yapabileceğimiz bir şey yok. Herkesi tatmin etme şansımız yok”

BİRİBİRİMİZDEN BİRBİRİMİZİ KORUYARAK NASIL İLERİ GİDERİZ?
“8’lere güveniyor musunuz?” sorusunu yanıtlayan Denktaş, “Güvensizlikle yola çıkarsanız bir yere varamazsınız. Bu bizim devlet açısından da ilkemizdir, duruşumuzdur. Dünde bugünde aynı şeyi söylüyoruz. Bugün devlet yapısı vatandaşa güvenmeyen, kendini vatandaşından koruyan bir yapı halindedir. Yani bütün vatandaşlar hırsız, devlet korunmalı. Hâlbuki devlet vatandaşının tümüne güvenmelidir. Bu güveni sarsan biri çıkarsa onu cezalandırmalıdır dedik. Bu arkadaşlarla da bütün bu oluşumu yaparken aynı mantıkla hareket ettik. Güveneceğiz birbirimize, bu güveni bir şekilde istismar eden olursa bunun cezası verilir. Ama önce güven. Sen bana, ben sana güvenmezsem nasıl bir ortak harekette bulunuruz ki. Biribirimizden birbirimizi koruyarak nasıl ileri gideriz? O nedenle evet hepsine güveniyorum” dedi.

Siyasal Partiler Yasası ve Seçim ve Halk Oylaması yasasını değiştirerek 29 Eylül’de seçime gidelim teklifi ilk olarak bu arkadaşlarımızdan geldi diyen Denktaş, “Bunu gerçekleştiremedik. UBP’nin manevrasına CTP’nin ayak uydurmasıyla birlikte o imkan kaybettik. Şimdi yine arkadaşların ısrarı yeni Meclis oluştuğunda ilk yapacağımız iş bunlar olsun. Ki 5 yıl sonra Seçim ve Halk Oylaması Yasası için herkes hazırlanabilsin. Siyasal Partiler Yasası geçtiğinde zaten transfer olayı ortadan kalkmış olacak. Biz iktidara gelecek bir partiyiz. Neden, niye bir partide devam ederken yoluna ve icraatları da iyi giderken biri ayrılsın? O anlamda da kendime güveniyorum. Bu partinin genel başkanı olarak. Eski partilerinde yaşadıkları “Benden değilsen, bana karşıysan, beni eleştiriyorsan ben seni ezerim” mantığında hiç olmadım. Bunu da en iyi Sayın Kaşif biliyor zaten. Dolayısıyla bu anlamda bir beceri sahibi olduğum bir kenara, partinin artık karakteri haline gelmiş hoşgörülü davranma yaklaşımı da aynen devam etmektedir. Devam da edecektir. Dolayısıyla bir sıkıntı yaşayacağımızı zannetmiyorum” diye ekledi.

SİYASAL PARTİLER YASASI, SEÇİM VE HALK OYLAMASI YASASI BİZİM 2000 YILI MANİFESTOMUZDA YER ALMAKTADIR
Bir izleyicinin “Yıllarca kilit parti oldunuz. Neden bu yasları geçirmediniz? Neden güvenelim” sorusuna yanıt veren Denktaş şöyle konuştu: “Serdar Denktaş’ın ve partinin geçmiş yıllarda iktidarda bulunduğu dönemlerde bu ülkede yaptığı yenilikler, ülkeye getirdiği dönüşümler bilinmektedir. Hiç düşünülmeyen, cesaret edilemeyen adımlar bu dönemlerde atıldı. Üstelik küçük ortak olduğumuz dönemlerdir bunlar. Siyasal Partiler yasası, Seçim ve Halk Oylaması Yasası bizim 2000 yılı manifestomuzda yer almaktadır. O yıldan beri bunu hep gündeme getirdik, tartıştırmak istedik ancak hiçbir parti tartışmak istemedi. 2006’dan beri yeniden ciddi bir şekilde gündeme getirdik. Biz niye geçirmedik diye soruluyorsa çünkü 2 ile 48’i yenemezdim olur cevabım. O çoğunluğa ulaşmamız lazım. Ülkenin idari dümeni elimizde olması lazım ki bu tür düzenlemeleri de gündeme ciddi bir şekilde getirebilelim. Ve yol alabilelim, yasalaştırabilelim. Bu arkadaşa sesleniyorum. Güvensin. Bu seçimde o da gelsin DP-UG’nin altına mühürünü vursun. Bu düşüncenin orijinal sahiplerini iktidara getirsin. Uygulanmazsa, bu düşünceler ortaya konmazsa, ayakları üzerinde duran bir yapı oluşturulamazsa, emin olsun bir daha halkın önüne çıkılmaz. O kadar da kendini bilen insanlarız”

HALK TARAFINDAN ONAY ALMADAN BAŞBAKANLIĞI KABUL ETMEM

Seçim hükümetinde yer alır mısınız? Sorusunu yanıtlayan Denktaş, daha önce yaptığı açıklamalarda bunu kabul etmeyeceğini daha önce açıkladığını hatırlatarak şöyle konuştu: “Ben ısrarla 2 dönemdir şu eleştiriyi yapıyorum. Halkın önüne ben ülkeyi yönetmeye talibim diye çıkan önce Sayın Talat son dönemde de Sayın Eroğlu’ydu. Halkın takdirini alan, halkın evet seni Başbakan olarak görmek istiyoruz dediği bu 2 kişi bir yıllık görev süresinden sonra Cumhurbaşkanı oldu. Talat ve Eroğlu’nun yerine seçilmiş kişiler halk tarafından seçilmiş Başbakanlar değildi. Görüldü ki delege gücüyle başbakanlığı almış olanların bu ülkeye hayrı dokunmadı. Hiçbir zaman makam mevki peşinde olmadım. Dolayısıyla halk tarafından onay almadan Başbakanlığı kabul etmem.

2 ay sonra halk takdir ederse o zaman olur. Benim istediğim halktan onay almış bir şekilde Başbakan olmak”
Geçiş dönemiyle ilgili yaklaşımlarının ne olduğunu anlatan Denktaş, “Bu geçiş döneminde taa baştan söylediğimiz bir milletvekili üzerinde uzlaşalım tercihen aday olmayacak bir vekil olsun bu. Ama hayır hepsi aday oluyorsa o zaman bütün partilerin üzerinde mutabık kalacağı bir milletvekili olsun. Altına da teknokrat bir hükümet koyalım. Yaklaşımımız bu. Tüm partiler uzlaşırsa Çarşamba günü hükümet kurulmuş olur” dedi.

İRSEN KÜÇÜK HÜKÜMETI DÖNEMINDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ILIŞKILERDE EN KÖTÜ DÖNEMİ YAŞADIK.

“iktidara gelmeniz halinde Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerinizi hangi noktada tutacaksınız?” sorusunu yanıtlayan Denktaş, “Vatandaşla olan ilişkilerin yanında Devletten Devlete ilişkiden bahsetmek lazım o noktada olan kişi olarak. Çünkü devleti yönetiyorsunuz karşınızda da bir başka devlet var ve bu devleti de yönetenler var. Türkiye ve KKTC ilişkileri her zaman en iyi noktada olması gerekir. Bu ilişkiyi eğer eşit, düzgün, karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki noktasına getirmişseniz, devleti ayağa kaldırmak için hareket ediyorsanız ve ne yaptığınızı biliyorsanız her zaman karşınızdakinden de saygı görürsünüz. Bunun başka yolu yoktur. Çünkü Türkiye sizin düşmanınız değildir, siz Türkiye’nin düşmanı değilsiniz. Bu mantıkta olursanız ilişkiler doğru raya oturur. Yeter ki siz kendi üzerinize düşeni yapın. İrsen Küçük hükümeti döneminde Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerde en kötü dönemi yaşadık.

İddiayla söylüyorum iktidara gelmemiz halinde Türkiye ile ilişkiler, iki devlet, iki hükümet, iki başbakan arasındaki ilişkiler düzeyine çıkmış olacak. Niçin? Çünkü burada artık isteyen, ezilen, ezik duran, yönlendirilen bir yapı olmayacak! Devletini iyi yöneten, sonuna kadar bütün uğraşını ortaya koyan bir yönetim olacak. Tıkandığı noktada gidip “ben şimdi dışa karşı siyasi destek ihtiyacı içindeyim” diyebilen, “ben şimdi teknik destek ihitiyacı içindeyim” diyebilen, sırasında “şu altyapı için mali destek ihtiyacı içindeyim” diyebilen ve bunu da alan bir noktada olursunuz. Ben 5. Yılın sonundan itibaren Türkiye ile ilişkileri her anlamda iyileşmiş, Türkiye pazarını kullanabilen, Türkiye Pazarı üzerinden dünya ile rekabete hazırlanan, dünya pazarıyla artık rekabet edebilen bir KKTC hayal etmekteyim.

Karma oy çağrılarını değerlendiren Denktaş, bu çağrıyı siyasi seçim sistemini bilmeyen arkadaşların daha fazla ortaya attığı bir çağrı olarak nitelendirdi ve hiçbir işe yaramayacağını belirtti. “Programını beğendiğin partiye mühürünü vur” diyen Denktaş, “Bizim çağrımız mühürdür. Seçim sistemi değiştiğinde karma oy büyük ihtimalle olmayacak. Katılımın düşük olacağını zannetmiyorum. Gidip oyunu kullanmayan, gidip oyunu karma yaparak yakan, kendisine değişik partilerden teklif götürüldüğü halde elini taşın altına koymayan, siyaset çirkindir diyenlerin önümüzdeki 5 yıl içinde şikayet etme hakkı yoktur” diye ekledi.

ÇOK HIZLI BIR ÇALIŞMA SÜRECİ İÇERİSİNE GIRMEK ZORUNDAYIZ
“Seçimden sonra koalisyona gitmem dediğiniz parti var mı?” sorusunu yanıtlayan Denktaş, “Şununla kurmam, bununla kurmam demek. Bir parti başkanı için Yapılabilecek en büyük hatadır. Bizim hedefimiz hükümeti kuran parti olmaktır. Programımızı kiminle hayata geçirebileceksek onunla kurarız. Şununla kurmam, bununla kurmam diye bir şey olamaz. Vatandaş size işaret etmişse vatandaşın o işaretine boyun eğmek zorundasınız”
“İlk 100 gün hedefiniz nedir? Neler yapacaksınız?” sorusunu yanıtlayan Denktaş, “Çok hızlı bir çalışma süreci içerisine girmek zorundayız. Çok erken bir toparlanma süreci geçirmek zorundayız. Dolayısıyla bunlar ilk 1 hafta içerisinde karar olarak açıklanacak hususlardır. Hemen ardından Siyasi Partiler Yasası ilk geçirilecek yasalardan birisidir. Eş zamanlı ekonomik yapılanma ve kamu reformu gündemimizde olacak. Şu anda turizm açısından yapılan teşvikler var bunu biz farklı bir yöntem geliştirdik. Bunları hayata geçireceğiz. KTHY’nin yeniden oluşturulması ve milli hava yolu olarak uçması hedeflerimiz arasındadır. Bu projelerimiz yanında diğer projelerimizi de size önümüzdeki süreçte tek tek anlatacağız” dedi.



Son Güncelleme: 08.06.2013 18:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.