banner151
banner165

"HİDROKARBON YATAKLARINDA BİZİM DE HAKKIMIZ VAR"

NAMİ, İSRAİL ENERJİ VE TİCARET TOPLANTISINA KATILDI

03 Kasım 2014 Pazartesi 18:59
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Kıbrıs açıklarındaki hidrokarbon yataklarının, kartların doğru kullanılması durumunda Kıbrıs konusuna kapsamlı çözüm bulacak dinamikleri harekete geçirmekle kalmayıp, tüm bölgede ticaret, refah, karşılıklı bağımlılık ve güveni artıracağını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Tel-Aviv’de, “2014 İsrail Enerji ve Ticaret Toplantısı”na katılarak açılış konuşmasını yaptı.

Enformasyon Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre Bakan Nami, toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs’taki hidrokarbon yataklarında Kıbrıslı Türklerin de hakkı olduğunu vurguladı.

Nami, yakın zamanda bölgede meydana gelen olaylar, uluslararası organizasyon veya süper güçlerin çabalarının 21. yüzyıl zorluklarını aşmaya yeterli olmadığını gösterdiğini belirterek, “Orta Doğu’daki kargaşa ve Doğu Akdeniz’deki tansiyonun tırmanışı, bölgemize barış ve istikrarın gelmesi için bölgedeki tüm aktörlerin eşgüdümlü gayretlerine ihtiyaç olduğunu her zamankinden daha çok göstermiştir” dedi. 

Nami, söz konusu işbirliğini temin ve muhafaza etmenin yolunun, ticari anlaşmalar aracılığı ile karşılıklı bağımlılıklar ve enerji ulaşım ağları yaratmak olduğunu kaydetti.

“Doğu Akdeniz’de hidrokarbon konusunda daha kapsayıcı bölgesel işbirliğini sağlamak sadece arzu edilen değil, elde edilmesi mümkün bir husustur” diyen Nami, bölgede işbirliği ortamının kurulmasının Kıbrıs sorununun çözümünden geçtiğini anlattı.

“YENİ BİR YAKLAŞIMA İHTİYAÇ VAR”

“Kıbrıs açıklarında yakın geçmişte keşfedilen hidrokarbon kaynakları, bölgedeki diğer bulgularla birlikte, kartlarımızı doğru oynamamız halinde, sadece 50 yıllık Kıbrıs konusuna kapsamlı çözüm bulacak bir dizi olayı harekete geçirmekle kalmayıp, aynı zamanda tüm bölgedeki ticaret, refah, karşılıklı bağımlılık ve güveni artıracaktır” şeklinde konuşan Nami, bunu elde etmek için tüm tarafların hak ve çıkarlarına saygı duyan yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Nami, Kıbrıs sorununa BM kararları doğrultusunda federasyona dayalı bir çözüm bulunması halinde, Federal Kıbrıs’ın bölgenin en güvenli yerlerinden biri olarak dünya çapındaki işletmeler için cazip bir yer haline geleceğini söyledi.

Kıbrıs sorununun çözüme ulaşmasının NATO ve Avrupa Birliği’nin ortak konularda işbirliği yapmalarına da imkan tanıyacağını kaydeden Nami, “Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri yeniden canlanarak reform süreci ivme kazanacaktır. Birleşik Kıbrıs’ın Türkçe’yi Avrupa Birliği’nin resmi bir dili haline getirmesi, insanlar üzerinde büyük bir psikolojik etki yaratacaktır” dedi. 

RUMLARA ELEŞTİRİ

Kazan-kazan sonucunun önündeki engellere ve çatışma ortamının devam etmesine değinen Nami, Kıbrıs Rum liderliğinin Kıbrıs’ta iki taraf arasında uzlaşılmış geçmiş yakınlaşmaları reddettiğini ve BM tarafından sürdürülen müzakereleri terk ettiğini hatırlattı

Nami, “Ayrıca yalnızca seçilmiş Kıbrıslı Rum temsilcilerden oluşan bir yönetime tüm Kıbrıs’ın hükümeti olarak davranan uluslararası toplumun 50 yıllık hatasının yükü de üzerimizde bulunmaktadır. Bu hata hidrokarbon konusunda ilgili tarafların Kıbrıslı Rumlar ile tek yanlı projeler yürütmesine sebebiyet vermektedir. Bu gibi uygulamalar uzlaşma ve anlaşma yönündeki girişimlere zarar vermekte ve bunun yerine güç politikasının artmasına vesile olmaktadır” dedi.

Kıbrıs’ta hem Rumları hem Türkleri temsil eden tek bir hükümet bulunmadığını vurgulayan Nami, 11 Şubat’ta yayınlanan ortak açıklamanın da bu gerçeği yinelediğine dikkat çekti.

“Tüm Kıbrıslılar adına konuşabilecek tek meşru bir hükümet olmadığına” işaret eden Nami, hidrokarbon konusunda alınacak kararla ilgili ilk seçeneğin en kısa sürede bir barış anlaşmasına varılmasını sağlamak olduğunu ifade ederek, “Bu arada, tek yanlı adımlardan kaçınmalı ve yetki alanları arasında doğal kaynakların yönetimi olan federal bir hükümetin oluşturulmasını beklemeliyiz” dedi.

“SİYASİ EŞİTLİĞİ YANSITAN ORTAK BİR KOMİTE VASITASIYLA İŞBİRLİĞİ YAPMAYA BAŞLAMAMIZ GEREKMEKTEDİR”

Nami, “Bunun mümkün olmaması halinde, karar mekanizmasında iki tarafın siyasi eşitliğini yansıtan ortak bir komite vasıtasıyla bugünden itibaren işbirliği yapmaya başlamamız gerekmektedir. Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs Rum tarafına ilk olarak 24 Eylül 2011 tarihinde sunduğu ve daha sonra hidrokarbon kaynaklarının AB’ye Türkiye üzerinden ihraç edilmesi seçeneğini dahil edecek şekilde Eylül 2012’de yaptığı öneriler de bu yöndeydi. Ne yazık ki her iki öneri de Kıbrıslı Rum muhataplarımız tarafından reddedilmiştir” dedi.

Kıbrıs Rum tarafının, NAVTEX bildirimini bahane sayarak müzakerelerden tek yanlı ayrılma kararının büyük bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Nami, “Hatırlanmalıdır ki, Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı adımlarının akabinde Eylül 2011’de Piri Reis gemisinin Kıbrıslı Türkler adına sismik araştırma yapmasına yönelik Türkiye tarafından yine bir NAVTEX bildirimi yapılmıştı ancak dönemin Kıbrıs Rum lideri müzakereleri askıya almak için bunu bahane olarak kullanmamıştı” ifadelerini kullandı. 

Nami, mevcut çıkmazdan kurtulmanın yolunun aşikar olduğunu, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon konusu dahil tüm konulardaki anlaşmazlıkların üstesinden gelmek adına Kıbrıs Rum liderliğinin masaya dönerek diyaloğa girmesi gerektiğini söyledi.

ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

Nami, uluslararası topluma, Kıbrıslı Rumları masaya dönmeleri ve Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin kararları Kıbrıs Türk muhataplarıyla birlikte almaları yönünde cesaretlendirmeleri çağrısında bulundu.

Nami, “Uluslararası toplum, adanın çevresinde bulunan doğal kaynaklar üzerinde Kıbrıslı Türklerin de doğal hak ve çıkarları olduğunu gözardı etmemelidir ve Kıbrıs Rum liderliğinin attığı dışlayıcı ve tek yanlı adımları kabul etmemeli ve ödüllendirmemelidir. Hidrokarbon kaynaklarının, tarafların birine karşı koz olarak kullanılmasına müsaade etmemeliyiz” dedi..

Nami, Kıbrıs Türk tarafı olarak müzakerelere ciddi bir şekilde odaklanmaya, nasıl ilerleyebileceklerine dair görüş teatisinde bulunmaya ve birlikte çalışmaya hazır olduklarını bildirdi. 

Nami, atılacak olumlu adımların Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a içme ve tarım suyu ile elektrik taşıması hedeflenen denizaltı su temin projesinden ortak yararlanma gibi diğer alanlarda işbirliğine yol açabileceğine işaret etti.

Nami, “Birlikte neler başarabileceğimiz üzerine odaklanırsak, sayısız olasılıklar önümüze çıkacaktır. Bunu yapmanın da tek yolu diyaloğu başlatmaktır” dedi. 

(YIL/HA)

44.) İSVEÇ’İN GÜNEY KIBRIS BÜYÜKELÇİSİ, DİN İŞLERİ BAŞKANI ATALAY’I ZİYARET ETTİ

Lefkoşa, 3 Kasım 14 (T.A.K.): Vadili’de dün gerçekleşen ayinin ardından İsveç’in Güney Kıbrıs Büyükelçisi Klas Gierow beraberindeki heyetle birlikte Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ı ziyaret etti.

Din İşleri Başkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, ziyaret Vadili Camii bahçesinde bulunan Vadili Camii Derneği’nde gerçekleşti.

Neapolis Piskoposu Porforios, Peder Savvas Hacıyonas, İsveç Büyükelçiliği İkili İlişkiler Sorumlusu Peter Weiderud, Dini İnisiyatif Koordinatörü Salpy Eskidjian Weiderud, Vadili Belediye Başkanı Mehmet Adahan, Din İşleri Başkanlığı Gazimağusa Temsilcisi Mustafa Küçük ve Vadili Cami Derneği yetkilileri ile vatandaşların da hazır bulunduğu toplantıda karşılıklı iyi niyetler bildirildi.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)

Son Güncelleme: 03.11.2014 19:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner162

banner167

banner157

banner68

banner164

banner146