Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, hedefinin 2010’da kaldığı yerden başlattığı müzakereleri sonuçlandırmak olduğunu belirtti.
Eroğlu, bunu da Kıbrıs Türk halkının ne istediğini ve beklediğini bilerek yapacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, dün akşam Çatalköy ve Arapköy bölge halkıyla Çatalköy Kültür Merkezi’nde bir araya geldi.
2010’daki seçimlerde kendiyle ilgili söylenenleri anımsatan Cumhurbaşkanı “o dönem hem içte hem dışarıda, benim seçilmem halinde müzakerelerin biteceğini söylemişlerdi. Ancak bugün geldiğimiz aşamada ben masadayım, çözüm için çalışıyorum, öneriler ortaya koyuyorum, Rum tarafı ise bizimle denizde işbirliği yapmaktan bile kaçıyor. Herkez gördü ki Anastasiades, egemenlik konusunu ileri sürerek masayı terk etmiş durumdadır ” dedi.
Halkın kendisine verdiği görevi en iyi şekilde yapma gayreti içinde olduğunu vurgulayan Derviş Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“RUMLARIN BİLİNDİK TAKTİKLERİ”

“Bir çok görüşme ve temas yaptık. BM Genel Sekreteri ile yaptığım üçüncü görüşmede, üçlü zirve önerisi yapmıştım. Toplam 5 zirve oldu. Üçü Greentree’de, ikisi de Cenevre’de olmuştu. Ancak maalesef bu zirvelerden, Rum liderliğinin tavırları nedeniyle sonuç alamadık. Müzakereler devam etti. Şimdi Anastasiadis masadan kaçtı. Bunlar zaten Rumların bilindik taktikleri. Masaya dönmek için ne diyor? Türkiye, onların egemenliğini tanısın diyorlar. Masadan kaçan kişi, ön koşullarla müzakere masasına gelmemesi gerekiyor.”

Anastasiadis seçildikten sonra belli bir süre istediğini ve Kıbrıs Türk tarafının bunu kabul ettiğini söyleyen Eroğlu, “o süre dolduktan sonra da ortak açıklama metni talep etti. 6 ay da onunla uğraştık. Sonra görüşmelere başladık. Ardından da Barbaros Hayrettin Paşa gemisini bahane ederek masadan kalktı” dedi.
Hidrokarbon konusunda Hristofyas’ı zamanında uyardığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

“AZINLIK HAKKLARINI BIRAKMAK İSTİYORLAR ”

“Kendisine adım atmamasını, çözümü beklemesini söyledim. Adım atarlarsa, bizim de atacak adımlarımız olduğunu söyledim. Dinlemediler. Adım attılar. Ben ve o dönem Başbakan olan Sayın Erdoğan ile New York’ta dünyanın gözü önünde Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’nı imzaladık ve Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’na bizim adımıza araştırma yapma izni verdik. Hatta o dönem Piri Reis Araştırma Gemisi denizde çalışmaya başlamıştı. O dönem bunu bahane etmeyen Rum liderliği şimdi Barbaros Hayrettin’i bahane ediyorlar. Türkiye’nin egemenliklerini tanınmasını istiyorlar. Tanınması demek, bizlere azınlık haklarını bırakacakları demektir.”

“40 YILDIR HALKLARINA YALAN SÖYLÜYORLAR”

Rum liderliğinin, kalıcı deregasyonları, dönüşümlü başkanlığı, bulunacak çözümün AB’nin birincil hukuku olmasını kabul etmediğini söyleyen Eroğlu, “mülkiyet, vatandaşlık ve garantiler konusunda da katı tutum içindeler” dedi
Rum yönetiminin, Türkiye’den gelenlerin geri dönmesini istediklerini ve Türk askeriyle garantilerin kaldırılması gibi talepleri olduğuna da dikkat çeken Derviş Eroğlu, Rum liderliğinin 40 yıldır bu yalanlarla halkını kandırdığını söyledi.
Eroğlu şöyle devam etti:

“AŞIRI TALEPLERDE BULUNUYORLAR”

“Kıbrıs’ta 1974 sonrası oluşan gerçekler var. Bu gerçekler göz ardı edilemez. Gelmiş geçmiş tüm Rum liderler halklarına bu konularda yalan söyledikleri için masada gerekli adımları atamıyorlar. Toprak konusundaki aşırı taleplerini bir süredir söylüyorum. Mağusa Belediye sınırlarından itibaren, Haspolat’a kadar Güney Mesarya’ya kadar istiyorlar. Lefkoşa’dan sonra Alayköy’den itibaren Güzelyurt’a kadar da istiyorlar. Bununla da kalmıyorlar, Karpaz’da Kumyalı’dan itibaren de istiyorlar. Tarihi ve dini eserleri de istiyorlar. Minareliköy, Demirhan, Gökhan köylerini de istiyorlar. Biz nerde yaşadığımızı sorduğumuzda, Türkiye’den gelenler geri dönecekmiş, biz de onlardan kalan yerlerde yaşayacakmışız. Kuzey’e kalacak topraklara da, geriye kalan Rum göçmenlerin istemesi halinde mallarına geri dönmelerini istiyorlar.”

“MASADAN KAÇAN RUMLAR AMA BAZILARI BENİ SUÇLUYOR”

Zaman zaman masada uzlaşmaz tarafın Rumlar olduğunu söylediğini anımsatan Eroğlu, “ancak içimizde bazıları benim uzlaşmaz olduğumu söylüyor” dedi.
Görev sürecinde, kendisinin talebiyle 5 kez zirve olduğunu ifade eden Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının çözüm için elinden geleni yaptığını söyledi.
Referanduma çözüme evet diyeni cezalandırıldığını, hayır diyenin de mükâfatlandırıldığına vurgu yapan Derviş Eroğlu, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın izolasyonların kaldırılması yönündeki raporun da Rumların BM Güvenlik Konseyi’ndeki dostları olan Rusya tarafından reddedildiğini belirtti.
Kendisinin ve halkın ne istediğini bilen bir kişi olduğuna dikkat çeken Eroğlu, “2010’da aday olurken, seçilmem halinde, Kıbrıs Türk halkının sesi olacağını ve halkımın masada olacağını söyledim. Şimdi de aynısını söylüyorum” dedi.
1976’dan beri halkın arasında siyasetçi olarak bulunduğunu ve 1963’ten beridir de Kıbrıs olaylarının içinde olduğunu anlatan Eroğlu, ülkenin gelmişini ve geçmişini çok iyi bildiğinin altını çizdi.
Eroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“HEDEFİM; BAŞLATTIĞIM
MÜZAKERELERİ SONUÇLANDIRMAKTIR”

“Bu seçim milletvekilliği değil, Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda müzakereci olduğu için sizler lideri seçeceksiniz. Kimin lider olabileceğini de siz biliyorsunuz. Ben kişilerle uğraşacak değilim. Ama şunu söylemek istiyorum. Siyasi hayatım 1976’da başladı. Sizlerin sayesinde de bütün makamlara geldim. Son bir görevim kaldı. Başlattığım müzakereleri sonuçlandırmak. Anlaşabilirsek, anlaşırız. Anlaşamazsak sizlerle birlikte yolumuzu çizeceğiz. Bu müzakereler bu dönemde, Rumların bu ayak oyunlarından dolayı oldukça zor olacak. Onlar ucu açık olacak şekilde bir süreç istiyorlar. Masada dik oturacak birine ihtiyaç vardır. Benim bir devletim vardır. Masada otururken benim elimi güçlendiren bir devletim var diyecek bir lidere ihtiyaç var. Benim elimi güçlendiren devletimizin varlığıdır. Dolayısıyla bana azınlık hakkı veremez. Devletimiz olmasaydı, masaya oturmayacaklardı. Otursalardı da azınlık haklarını vereceklerdi. Bunu bilmek lazım. Temennimiz, dünü yaşatmayacak, bugünden çok daha iyi bir anlaşmaya varmaktır. Bu Rumların niyetine de bağlıdır. Bana soracak olursanız bu niyet onlarda yoktur.”


“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM LİDERLİK YAPABİLECEK BİRİNE İHTİYAÇ VAR”

Bir kişinin lider olabilmesi için, Kıbrıs davasını bilmesi ve bir ömür tüketmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “2010’da sözler vermiştim. Şimdi de sözler veriyorum” dedi.
Önümüzdeki dönemde gelişmeler olacağını belirten Derviş Eroğlu, bu gelişmeler olurken masada dik oturmasını, sırasında da dikleşmesine bilen birine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Eroğlu bunun yanında, liderlik vasıflarına sahip birinin gerekliliğine de dikkat çekerek, “Kararlılık ortaya koyabilecek birine ihtiyaç vardır. Kurduğumuz devlete inana bir kişi olmalı” dedi.

“CUMHURBAŞKANININ GÖREVLERİ BELLİDİR”

Cumhurbaşkanının görevinin, Anayasa tarafından belirlendiğini belirten Eroğlu, bazı adayların, başbakan seçileceklermiş gibi konuşmalar yaptığını söyledi.
İcra makamının hükümetler olduğunu anlatan Derviş Eroğlu, “Cumhurbaşkanı görüşlerini ve önerilerini yapar. Ama icraatın başı hükümettir. Zaman zaman mecliste kapalı oturuma katılıyorum. Bakanlar Kurulu’na da bilgi veriyorum” dedi.
 
Editör: TE Bilisim