banner118

DENKTAŞ: “DENKTAŞ, HAYLAZ BİR ÇOCUKTU”

DPUG GENEL BAŞKANI SERDAR DENKTAŞ, YEDİDALGA İLKOKULU ÖĞRENCİLERİNE BABASI DENKTAŞ’IN ÇOCUKLUĞUNU ANLATTI, BABASININ KENDİSİNE VERDİĞİ NASİHATİ O DA ÇOCUKLARA VERDİ: “YORULMAK, BIKMAK, USANMAK ASLA KİTABINIZDA OLMASIN, YORULDUĞUNUZ VE DÜŞTÜĞÜNÜZ GÜN BİR ARKADAŞINIZIN KOLUNA GİREREK, TEKRAR KOŞMAYA BAŞLAYIN”

20 Ocak 2016 Çarşamba 16:16
393 Okunma
DENKTAŞ: “DENKTAŞ, HAYLAZ BİR ÇOCUKTU”
Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş, Yedidalga İlkokulu’nda düzenlenen anma programına katılarak, Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Raif Denktaş’ı anlattı, Denktaş’ın çocukluğuyla ilgili anekdotlar paylaştı.
Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın 4. Ölüm yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın yaşamından kesitleri anlatan sinevizyon gösterisi ile devam edilen etkinlikte, daha sonra 3. Sınıf öğrencileri “Rauf Raif Denktaş” isimli şiiri, 5. Sınıf öğrencilerinden 2 öğrenci Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “Kim Demiş” adlı şiirini okudu.

LEYLA GÜNEŞ: “DENKTAŞ VE DAVA ARKADAŞLARINI SEVGİ, SAYGI VE MİNNETLE ANIYORUZ”
Etkinliğin başında kısa bir konuşma yapan Okul Müdürü Leyla Güneş, Kıbrıs Türk Toplumunun Lideri, KKTC’nin Kurucusu Rauf Raif Denktaş’ı sevgi, saygı ve minnetle andıklarını ifade etti.
“Bayrağımızı ve özgür topraklarda yaşamamızı Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’a borçluyuz” diyen Güneş, kendi neslinin Denktaş ile doğup büyüdüğünü, Denktaş ve tüm dava arkadaşlarının verdiği mücadeleyi çok iyi bildiklerini ifade etti ve Denktaş ile mücadele eden Dr. Fazıl Küçük ve şehitleri de saygı ve minnetle andığını dile getirdi.
Çocuklara, Denktaş’ın mütevazı kişiliğinden de bahseden Güneş, “2010 yılında görev yaptığım okulda kendilerini KKTC’nin kuruluşuyla ilgili bilgi vermek, yaşadıklarını bizimle paylaşmak üzere okula davet ettik. Bizi hiç kırmadı. Çok mütevazı bir kişiliği vardı. Bizi kabul etti, iştirak etti. Güzel bir tören geçirdik. Güzel anılarımız oldu. Bugün ayni şekilde Sayın Serdar Denktaş da ayni mütevazılığı gösterdi. Size çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.


DENKTAŞ SİZİN YAŞLARINIZDAYKEN NASIL BİR ÇOCUKTU…
Demokrat Parti Ulusal Genel Başkanı Serdar Denktaş ise etkinlikte yaptığı konuşmasında, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın mücadele yıllarını değil, Rauf R. Denktaş’ın öğrencilerle ayni yaşlardayken nasıl bir çocuk olduğunu anlattı ve Denktaş’ın çocukluğu ile ilgili anekdotlar paylaştı.
Konuşmasına Okul Müdürü Leyla Güneş ve öğretmenlere kendisine bu fırsatı verdikleri için teşekkür ederek başlayan Serdar Denktaş, öğrencilere Denktaş’ın mücadele yıllarını kitaplardan okuduklarını, öğretmenlerinden dinlediklerini ve zaman zaman da televizyondan gördüklerini söyleyerek, o nedenle Denktaş’ın mücadele yıllarını değil, çocukluğunu anlatacağını ifade etti.


Bunları anlatırken aslında Kıbrıs Türk tarihini anlatmış olacağını, çünkü Denktaş’ın hayatının o tarihin gelişmesiyle ilişkili olduğunu kaydetti.

“AYBİFAN NEREDE DİYE SORDUĞUMDA; DENKTAŞ’IN KÖYÜNÜ AYAKTA MI BIRAKACAKTIK CEVABINI ALDIM”
Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Baf’ta doğduğunu, Lefke'nin güneyinde Solya Vadisi denilen yemyeşil bir vadinin içinde bir tepe üzerinde kurulmuş Aybifan köyünde büyüdüğünü anlatan Serdar Denktaş, geçtiğimiz ay babasının büyüdüğü Aybifan köyünü ziyaret etmeye gittiğini, ancak köyün yıkılmış olduğunu gördüğünü ifade etti.
Denktaş, bir aşağıdaki köyde yaşlı birine Aybifan Köyü’ne ne olduğunu sorduğunda, “Denktaş’ın köyünü ayakta mı bırakacaktık” cevabını aldığını söyledi.

“DEREYE YIKANMAYA GİREN ARKADAŞLARININ ELBİSESİNİ ALIP SAKLAYAN BİR KÜÇÜK RAUF”
Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş için önemi her zaman çok büyük olan Karkot Deresi’nden bahseden Serdar Denktaş, “Köyün bulunduğu tepenin altında yaz kış akan Karkot Deresi vardı. Denktaş sizlerin yaşlarındayken Karkot Deresi’nde Rum Türk karışık arkadaşlarıyla birlikte yıkanırlar, oyunlar oynarlardı. Dereye yıkanmaya giren arkadaşlarının elbisesini alıp saklayan bir küçük Rauf’tan bahsediyoruz burada” şeklinde konuştu.

“2 YAŞINDA ANNESİNİ KAYBETTİ… KENDİSİNİ DEDESİ VE İKİ NENESİ BÜYÜTTÜ”
Denktaş’ın çok küçük yaşlarda annesini kaybettiğini, kendisini dedesi Şeherli Mehmet’in ve anneannesiyle babaannesinin büyüttüğünü dile getiren DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş, öğrencilere Denktaş’ın dedesi Şeherli Mehmet ve neneleri hakkında kısa bilgiler ve anekdotlar aktardı.

Şeherli Mehmet’in adadan Osmanlı Ordusu’nun çıktığını gören bir neslin evladı olduğunu, Osmanlı’nın adayı 1878’de İngiliz’e devredişini ve askerin buradan çıkışını seyrettiğini kaydeden Serdar Denktaş, Şeherli Mehmet’in küçük Rauf Denktaş’a “Ben hep gidişlerini gördüm, herhalde benim ömrüm yetmez ama siz inşallah gelişlerini göreceksiniz” diye sürekli telkinde bulunan bir adam olduğunu anlattı.

DENKTAŞ’IN HAYVAN SEVGİSİ VE BÜYÜDÜĞÜ ORTAM…
Denktaş’ın anneanne ve babaannesi ile ilgili kendilerine anlattığı anılarını da öğrencilerle paylaşan Serdar Denktaş, Denktaş’ın anılarıyla ilgili şunları kaydetti:

“İki nene. Özellikle bir tanesi bayağı müzhip, müptedan, hazırcevap, komiklikler yapan bir kadın. Ama ikiside hacı, namaza düşkün, dinine düşkün. Namaz kılarlar, Dua ederler. Rauf Denktaş da küçük bir çocuk olarak hayvanları çok severdi. Kedisi var, köpeği var. Denktaş 7 yaşlarındayken, namaz kılan nenelerin yanına gider. Nenenin bir tanesinin yanında demir bir sopa. Köpek namaz kılan neneyi rahatsız edince sopayı alır köpeğe vururdu. Bağırırdı köpek kaçardı. Denktaş hemen koşturur ve “Yazık değil mi yaptığınız, hayvana eziyet edersiniz, bir da namaz kılarsınız üstüne, bu da Allah’ın yarattığı bir varlık değil mi? Böyle eziyet mi olur hayvana der. Ve nenenin cevabı: “Ama sen zanneden Allah’ın başka işi yok senin köpeği düşünecek?” Bu kadar hazır cevap bir kadındı. Yine ayni neneden devam edelim. Büyükbaba Hâkim Raif Efendi, Dünya Savaşı çıktığı günlerde radyoda kısa dalgadan savaşın gidişatını dinlemeye çalışır, neneler isyan eder. Bu şeytan icadını niçin getirdin eve diye ve sürekli babayla neneler arasında bir itişme kakışma. Rauf Denktaş 9-10 yaşlarında ne yapacak. Denktaş’ın babasıyla nenelerinin arasını bulması lazım. O dönemde Suriye’den sürekli Kuran okuyan yayınlar yapılır. Kısa dalgadan onu bulmuşlardı Neneler bir anda fikir değişti. Şeytan icadı müslümanlaştı, Kuran okur diye. Ve evdeki didişme böylelikle sona erdi. Böylesi bir ortamda büyüyen bir kişi Rauf Denktaş.”


“BABADAN KALMA ALIŞKANLIKLA BU ÜLKEDE HEP TÜRKLÜK YAŞAMALI, VAR OLMALI DİYORDU. BÜTÜN UĞRAŞI, AKLINDAKİ HEDEFİ HEP BU OLMUŞTUR”
Serdar Denktaş, Rauf Denktaş’ın nerelerden geçerek, hangi mücadeleleri vererek tüm dünyanın kabul ettiği bir lider haline geldiğini ise şu sözleriyle öğrencilerle paylaştı:

“Rauf Raif Denktaş’ın mücadele yılları genç yaşlarında başladı. Kıbrıs İngiliz İdaresi’nde o dönem. Bayrak ve milli her türlü haslet yasaktı. Bayrağı hiçbir tarafa çekemezdik. Türkiye’de artık Osmanlı Devleti yıkılmış, Kurtuluş Savaşı bitmiş, Atatürk Cumhuriyeti kurmuş, sürekli devrimler yapıyor. Öylesi bir dönemde, benim dedem, Rauf Denktaş’ın babası Hakim Raif Efendi Atatürk’ün bütün devrimlerini aydın bir grup arkadaşıyla beraber Kıbrıslı Türklerin arasında yaymaya çalışıyor. Türkiye’de bazı devrimler zorla hayata geçirilirken, Kıbrıslı Türkler gönüllü katkı koyarlar. Bu yasak döneminde, Türkiye’de İstiklal Marşı okunmaya başlıyor ama Kıbrıs’ta İstiklal Marşı’nı okumak mümkün değildi. Evin iç bahçesinde her Pazartesi ve Cuma günleri Hâkim Raif Efendi ve o dönemin aydın arkadaşları bir araya geliyor ve zeytin ağacının üstüne Türk bayrağı asılıyor. Bu bayrak da gizli gizli yapılmış bir bayrak ve fısıltıyla İstiklal Marşı’nı okuyorlardı. Rauf Denktaş da sizler yaşında bir çocuk bunları izleyerek büyüyor. Her Cuma saat 12:00’de Hakim Raif Efendi 4 çocuğunu alıyor ve o dönem Türk bayrağının bulunduğu tek bina olan Türk Konsolosluk Binası önünden geçiyor ve fesler çıkarılıp alından terlerini siliyorlar. Bu gizli bir selamlamaydı. Bayrağı selam. Böylesi bir ortamda yetişen bir Denktaş. Bilahare ağabeyleri ve ablası Hâkim Raif Efendi tarafından okumaları için Türkiye’ye gönderiliyor. Küçük yaşta daha ilkokuldayken Hâkim Raif Efendi Rauf Denktaş’ı da Türkiye’ye yatılı okula gönderiyor. Ama ondan sonra hasretine dayanamayıp “en azından küçüğüm yanımda olsun” dedi ve yanına aldı. Ve İngiliz Okulu’nda tahsiline devam ediyor. Tahsilinin sona ereceği yıllarda 15 yaşlarındayken babasını kaybediyor. Aklına baba mesleğini devam ettirme geldi, ama o dönemki esas isteği pilot olmaktı. Müracaat ediyor. Dünya Savaşı başladığı o yıllarda İngiltere’ye gidiyor, Hukuk okuyor ve geri geliyor. Hep bu ülkede babadan kalma alışkanlıkla, Türklük yaşamalı, var olmalı diyordu. Bütün uğraşı, aklındaki hedefi hep bu olmuştur. Döndüğünde Dr. Küçük ile yeniden çalışmaya başlıyor. Gazetelerde takma isimle yazılar yazıyor, bu esnada Avukatlık da yapıyor. İngiliz Döneminde, Savcılığa oradan da Başsavcılığa geçiyor. İngilizler görüyor ki, Denktaş yavaş yavaş ilerliyor, halk içerisinde ismini daha fazla duyuruyor, destek verenleri de çok, Hong Kong’a Vali Yardımcısı olarak atanıyor. Ama Denktaş bunu kabul etmiyor. Çünkü mücadele o yıllarda hızlanmıştı artık, EOKA kurulmuştu. Ve Denktaş Savcılıktan istifa ederek Kıbrıs Türk yönetimi içerisinde Türk Kurumlar Federasyon Başkanlığı’na, oradan da artık mücadelesine devam ediyor.”


DENKTAŞ’IN BİLİNMEYEN YÖNLERİ…
Denktaş’ın bilinmeyen tarafları olduğunu, genelde herkesin Denktaş’ı Kıbrıs davasıyla ilgili yaptığı konuşmalarını dinleyerek, çok sert ve hiç ödün vermeyen birisi olarak bildiğini ifade eden DPUG Genel Başkanı Denktaş, Denktaş’ın aslında çok nüktedan, inanılmaz komik, çocukluğunu yaşayamadığı için ölümüne kadar haylazlık yapan bir Lider olduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:
“Aniden bir bakarsınız Cumhurbaşkanı olduktan sonra korumalarından kaçmış bisikletle Lefkoşa sokaklarında, bir bakarsınız bir arabaya atlamış elinde fotoğraf makinesi sokaklarda dolaşır, fotoğraf çeker. Kendisini kaybettikten sonra gördük ki neredeyse herkesin bir şekilde bir anısı var. Türkiye’ye gidersiniz Türkiye’de inanılmaz bir saygı. Hala daha devam eder bu saygı. Diğer Türk Devletlerine gittiğimizde, Makedonya’da yaşayan Türkler bize “Denktaş’ın verdiği mücadele ışık olmuştur ve hala daha o ışık arkasında biz yürümekteyiz” diye söyleyebiliyor. Velhasıl Kıbrıslı Türk’ün hem içerde hem dışarıda saygılığı açısından son derece önemli bir isim. Hala daha da o saygınlık her yerde devam ediyor.”

DENKTAŞ, SOYADI OLARAK KARKOT’U İSTİYORDU”
Denktaş öğrencilere Rauf Denktaş’ın çocukluğunu anlatan Karkot Deresi kitabını göndereceğinin sözünü vererek, Karkot Deresi ile ilgili bir anekdotu daha paylaştı.
Serdar Denktaş, Soyadı Kanunu geçtiğinde Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Karkot soyadını almak istediğini, ancak abisi Dr. Cahit’in bunu kabul etmediğini ve Denktaş soyadını aldıklarını anlatan Denktaş, Karkot soyadını küçüklüğünün geçtiği, oyunlar oynadığı dereye olan özleminden dolayı istediğini belirtti.

“DENKTAŞ: YORULMAK, BIKMAK, USANMAK ASLA KİTABINDA OLMASIN, YORULDUĞUN VE DÜŞTÜĞÜN GÜN BİR ARKADAŞININ KOLUNA GİREREK, TEKRAR KOŞMAYA BAŞLA”
Konuşmasının sonunda babası Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kendisine verdiği bir nasihati paylaşarak, çocukların da gelecekte bu nasihati dikkate almalarını isteyen Serdar Denktaş, şunları kaydetti:
“Hayvanları, insanları, yurdunu ve bayrağını seven; Anadolu deyince “En büyük gücümüzdür, Anadolu’yla ilişkilerimiz hiç bozulmamalı” diye 50 yıl her gün söyleyen bir insandı. Bazen yorulmaz mısın diye sorardım. “Yorulmak, bıkmak, usanmak asla kitabında olmasın, yorulduğun ve düştüğün gün bir arkadaşının koluna girerek, tekrar koşmaya başla” dedi. Böylesi bir insandan bahsediyoruz.”

“ATATÜRK, İNANDIĞI, HEDEFİNDEN HİÇ ŞAŞMADAN SAVUNDUĞU BİR LİDERDİ”
Öğrencilerin sorularını da cevaplayan Serdar Denktaş, bir çocuğun “Rauf Denktaş Atatürk’ü tanır mıydı?” sorusu üzerine Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın 1924’te doğduğunu, ancak babasının telkiniyle Atatürkçü olarak yetiştiğini kaydetti ve öğrencilerle Atatürk ve Denktaş ile ilgili bir anektod paylaştı.
Denktaş: “Bize 1974 Barış Harekâtı’ndan yaklaşık beş ay önce Atatürk’ü gördüğü rüyayı anlattı. Bize dün akşam rüyamda Atatürk’ü gördüm. Arkadaşlarıyla beraber Girne Kapısı’ndan geliyordu. Karşılaştık. Bana Denktaş konjektüre dikkat et dedi. Ve biz hayırdır inşallah dedik ve geçtik. Başka da kimseye anlatmadı. 15 Temmuz 1974 Yunan işgali başladı. Adayı işgal ediyorlar. Dönemin Türkiye Büyükelçisi Denktaş’ı çağırır ve “Denktaş dikkat edin konjektür çok değişiyor, bir şeyler olabilir” der. O an Denktaş ağlamaya başlıyor. Büyükelçi “ne oldu” diye sordu. O'da bir müddet önce böyle bir rüya gördüm ve Atatürk bana konjektüre dikkat et demişti. Şimdi siz bana konjektüre dikkat et Denktaş bir şeyler olacak diyorsunuz. Türk ordusu gelecek diyor elçiye. O kadar uzun boylu değil diyor Büyükelçi. Ama bir takım şeyler olabilir. Ama nitekim bu konuşmanın üstünden 72 saat geçmeden de 20 Temmuz Barış Harekâtı başlamış oluyor. Atatürk’e böyle bir bağlılığı vardı. İnandığı, hedefinden hiç şaşmadan savunduğu bir liderdi hep Atatürk.”

Konferansın sonunda Okul Aile Birliği Başkanı Cahit Işıkgün de, Okul Aile Birliği ve öğretmenler adına Serdar Denktaş’a çiçek takdim etti, davetlerini kırmayarak anma etkinliğine katıldığı için teşekkür etti.
 
Son Güncelleme: 20.01.2016 16:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.