banner152
banner151

Bu acele niye !

BAŞYAZI

21 Mayıs 2020 Perşembe 09:11
Bu acele niye !

Yangın felaketinin göz göre göre geldiği gün geçtikçe daha iyi anlaşılmakta.

Felaketin geliyorum diye çok önceden bağırdığı gün gibi ortada iken felaketin ayak seslerini duyanların da umursamadığı bir o kadar aşikar.

Ülke ormanlarının yangına ve benzer felaketlere karşı korunması amacı ile AB desteği ile kurulan 950 bin avro orman gözetleme sistemi Natura 2000 Projesi’nin kamera sistemin “mouse” kullanabilen eleman istihdam edilmediği veya hizmet içi eğitimler ile yetiştirilmediğinden dolayı devre dışı kalarak çalıştırılmaması başlı başına bir ihmal ve skandal değil midir?

Ülke ormanlarımızı katleden çevre tecavüzcüleri kadar Natura 2000 projesinin insan gücüne gerekli desteği vermeyen ilgili tüm Hükümetlerde artık vicdanlarda suçlu durumunda.

Ve UBP-HP Hükümeti yangın felaketinin ardından yeni bir felakete davetiye çıkarma riski yüksek olan tartışmalı kararları hayata geçirmenin eşiğinde.

UBP-HP Hükümeti, “acele giden ecele gider” atasözünün gerçekliğini ispatlamak istercesine Covid-19 salgını ile ilgili alınan tedbirleri fütursuzca kaldırma ve yumuşatma eğilimi içerisinde hareket etmekte.

Bu acele niye, anlayabilmek mümkün değil.

Başbakan Ersin Tatar tarafından sınır kapılarının açılmasına yönelik çalışma yapılması için Sağlık Bakanı Dr. Ali Pilli’nin görevlendirildiği basına açıklanırken hemen arkasından Sağlık Bakanının, Rum mevkidaşı ile görüşmeye hazır olduğu beyanatı gazetelerde yer aldı.

Kıbrıs’ın güneyinde daha yalın bir ifade ile 100 metre ilerimizde her gün yapılan testlerde az da olsa hala Covid-19 vakalarının ortaya çıkmasını hafife alan bir anlayış egemen, UBP-HP Hükümetinde.

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık 30 gündür tek bir pozitif vakanın ortaya çıkmaması önemli bir nokta ve Covid-19 salgını ile mücadelede Hükümetin ortaya koyduğu çalışmalar ve Kıbrıs Türk toplumunun tedbirlere riayet etmesinin payı yadsınamayacak kadar önemli.

Ancak, Kuzey Kıbrıs’ta pozitif vaka görülmemesi Güney Kıbrıs’ta az da olsa vakaların devam ettiği gerçeğini değiştirmez.

UBP-HP Hükümeti tarafından tüm uçuşların yasaklanması ile Kıbrıs Türk toplumunu tehdit eden riskin en az seviyeye düşürülmesinin de toplum sağlığının korunmasında ne kadar isabetli olduğunu hep birlikte yaşayarak görürken Güney Kıbrıs’ın tüm uçuşlara havalimanlarını kapatmamasının bedelini ödemeye devam ettiği de ortada.

Güney Kıbrıs’ta hala daha günde 3 bin adet ve üzerinde Covid-19 testinin yapılmaya devam etmesinin tek bir anlamı var; tehlike henüz geçmiş değil.

Ve Kuzey Kıbrıs’ta günlük test sayısının da 100 adetin altına düşmesini tehlikenin geçtiğinin göstergesi olarak yorumlamak ise en basit ifadesi ile Covid-19 salgınını doğru okuyamamaktan başka bir şey değil.

Ülkede günlük yapılan test miktarının bu kadar az olmasının nedeni tıp otoritelerinin belli testleri depolarda eskimeye terk edip bazı testleri yoğun kullanmalarından dolayı Sağlık bakanlığının elinde yeterli test kalmamasıdır bilinmez ancak belli olan tek bir şey var ki sınır kapılarının açılması için acele ediyoruz.

Ve acele ederek de tüm toplumun sağlığını risk altına sokarak Covid-19 tehdidine açık kapı bırakıyoruz.

Başbakan Ersin Tatar’ın sınır kapılarının açılmasına yönelik çalışmaları başlatan açıklaması toplumsal endişenin artmasına neden olmakta.

Hükümet, “çarşı ekonomisini” kismi de olsa canlandırmaya yönelik almayı düşündüğü benzer kararların gerçekleşmesi halinde toplum sağlığının tehdide açık hale gelecek olmasını görmezden gelmenin tek kelime ile intihar etmek, bile bile ölüme davetiye çıkarmak olduğunu da unutmamalı, Hükümet.

Ve sınır kapılarının açılmasının ardından tüm uçuşların hemen başlatılması da henüz tam anlamıyla sona ermeyen Covit-19 tehdidini, dünyanın dört bir yanından uçuşlarla  Kıbrıs’ın kuzeyine ve güneyine gelecek olan kişilerin taşıyacağı riskler ile daha da büyüteceği ise diğer bir tartışma konusu.

Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm Hükümetler, popülizm pençesinde umut tüccarlığı yaparak bir toplumun yavaş yavaş ölümünü asla umursamadılar.

Ama bu sefer aynanın diğer yüzü çok farklı. Üstelik şekerin suya düşmediği de ortada.

Toplum sağlığını, korona virüs tehdidi karşısında korumaya devam etmek UBP-HP Hükümetinin birincil görevi olmalı.

Covit-19 ile mücadelede aceleci davranmak ve popülizm tek kelime ile intihar olur.

Son Güncelleme: 21.05.2020 09:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner146

banner157

banner68

banner40