banner151

ANAYASA'NIN 152'NCİ MADDESİNDE NE DEĞİŞTİ?

TUFAN ERHURMAN YAZDI

09 Haziran 2014 Pazartesi 08:09
ANAYASA'NIN 152'NCİ MADDESİNDE NE DEĞİŞTİ?

Yürürlükteki Madde

(1) Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın kurallarına aykırı olduğu veya bunların söz konusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayeti ile kendisine yapılan başvuru hakkında, kesin karar vermek münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru bir menfaati, bu gibi karar veya işlem veya ihmal yüzünden olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3) Söz konusu başvuru, karar veya işlemin yayınlanması tarihinden veya yayınlanmadığı takdirde veya bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4) Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi, kararında:

(a) Söz konusu karar veya işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya

(b) Söz konusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen, hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya

(c) Söz konusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organları veya makamları bağlar. Karar, ilgili organ veya makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(6) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalin, kendisine zarar verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ, makam veya kişi tarafından, istemi kendisini tatmin eder şekilde yerine getirilmediği takdirde, zararların tazmini veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açmak ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat almak ve söz konusu mahkemenin vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminat almak hakkına sahiptir.

 

Meclisten Oy Birliğiyle Geçen Madde

(1) İdarenin hiçbir idari işlem, ihmal ve eylemi, hiçbir hâlde idari yargının denetimi dışında bırakılamaz.

(2) İdari işlemlerin ve ihmallerin hukuka aykırılığına ilişkin başvuruları incelemeye, bu madde kuralları çerçevesinde, idare mahkemeleri münhasıran yetkilidir.

İdari eylemlerden doğan zararların giderilmesi istemiyle açılacak tazminat davaları münhasıran idare mahkemelerinde açılır.

(3) İdare mahkemesinin görev alanına giren bir konuda başka mahkemelerde dava açılması ve bu davaların görev noktasından reddi halinde, başka mahkemede açılan davanın idare mahkemesinde dava açma süresi içerisinde açılmış olması koşuluyla, görev noktasından ret kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içerisinde idare mahkemesinde dava açılabilir.

(4) Yüksek İdare Mahkemesi, idare mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı başvurulabilecek istinaf mahkemesidir.

(5) Dava konusu idari işlem veya ihmalle ciddi ve makul ilgisi olanlar idare mahkemesine başvurma hakkına sahiptirler.

Bir idari eylemden dolayı kişisel bir hakkı ihlal edilen kişi, zararının giderilmesi istemiyle idare mahkemesinde tazminat davası açabilir.

(6) İdare mahkemesi, bir idari işlemin ya da ihmalin hukuka aykırılığı iddiasıyla yapılan bir başvuru üzerine, kararında:

a) Dava konusu idari işlemi, tamamen veya kısmen iptal edebilir veya,

b) Dava konusu idari ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine hükmedebilir.

İdare mahkemesi, dava konusu idari işlem veya ihmalle kişisel bir hakkı ihlal edilmiş olan davacının talep etmesi halinde, (a) ve (b)’deki kararlarla birlikte veya onlardan ayrı olarak, bir idari işlem veya ihmalden kaynaklanan zararın tazminine de hükmedebilir. Mahkemenin tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine, kusuru oranında rücu eder.

(7) İdare mahkemesi, bir idari eylemden dolayı kişisel bir hakkı ihlal edilen kişinin açtığı tazminat davasında, tazminat talebini kısmen veya tamamen kabul ederek tazminata hükmedebilir. Mahkemenin tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine kusuru oranında rücu eder.

(8) İdare mahkemeleri, davacının iddiasında haklı olduğunu gösteren belirtilerin bulunması ve geçici emrin verilmemesi durumunda ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğacağına veya eski duruma dönüşün çok zorlaşacağına kanaat getirilmesi durumunda geçici emir verebilirler. Geçici emrin verilmemesi hâlinde ileride verilecek nihai kararın uygulanmasının fiilen imkansız olacağı durumlarda, mahkemeler, önceki cümlede yer alan iki şartın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmaksızın geçici emir verebilirler.

(9) Bu madde gereğince mahkemelerce verilen herhangi bir karar veya emir, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organ ve makamları bağlar. Karar veya emir, ilgili organ, makam ve kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(10) İdare mahkemesi veya Yüksek İdare Mahkemesi kararını veya emrini yerine getirmeyen idare aleyhine, mahkeme kararının veya emrinin yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesi istemiyle, kararı veya emri veren mahkemeye başvurulabilir. Mahkemenin idare aleyhine tazminata hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine, kusuru oranında rücu eder.

(11) Bir idari yetkinin kullanılması için emirname (mandamus), herhangi bir idari makamın hukuka aykırı bir işleminin uygulanmasını önlemek için emirname (prohibition) ve herhangi bir idari makamın hukuka aykırı bir idari işleminin iptali için emirname (certiorari) çıkarmaya münhasıran Yüksek İdare Mahkemesi yetkilidir. Bu emirnamelerin ısdarı için yapılan başvurularda, mahkeme aksine karar vermedikçe, duruşma yapılmaz. Bu başvurulara ilişkin usul ve esaslar yasada düzenlenir.

(12) İdare mahkemelerinde ve Yüksek İdare Mahkemesi’nde uygulanacak yargılama usulü, idari yargının işlevi göz önünde bulundurularak yasayla düzenlenir.

(13) İdari yargıda dava açma süresi yasayla düzenlenir. Dava açma süresi, idari işlemin, ihmalin ya da eylemin öğrenilmesi tarihinden itibaren başlar ve yasayla daha uzun bir süre öngörülmemiş olması halinde, yetmiş beş gündür. Yasada düzenlenecek dava açma süresi geçtikten sonra açılacak davalar, mahkemenin davanın görülmesinde kamu yararı bulunduğuna karar verdiği istisnai durumlar saklı kalmak kaydıyla, mahkemelerce reddedilir.

 

152’inci Maddede Yapılan Değişiklik Neler Getirdi?

1. Yeni (1)’inci fıkra ile, idarenin hiçbir idari işlem, ihmal ve eyleminin, hiçbir hâlde idari yargının denetimi dışında bırakılamayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle yasa koyucunun çıkaracağı bir yasayla idarenin herhangi bir idari işlem, eylem veya ihmalinin yargı organının denetimi dışında olduğunu düzenlemesi engellenmiştir.

 

2. Yeni (2)’nci fıkra ile, idarenin idari eylemlerinin de idari yargının denetimine tabi olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle idarenin idari eylemlerinin özel kişilerin haksız fiillerinden tamamen farklı bir değerlendirmeye tabi tutulmasının ve idari yargı tarafından geliştirilen kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk gibi ilkelerin Yüksek İdare Mahkemesi tarafından benimsenmesinin önü açılmıştır. İdari yargının geliştirdiği kusur sorumluluğu ilkesine göre, idarenin bir hizmeti hiç işlemez, geç işler veya kötü işler ve vatandaş bundan zarar görürse, ayrıca ortada kamu görevlisinin bir kusuru olup olmadığına bakılmaksızın idare zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Yine idari yargı tarafından geliştirilen kusursuz sorumluluk ilkesine göre, örneğin risk arz eden bir meslekte çalışan kamu personeli (örneğin polis, itfaiyeci, vb.) mesleğinin arz ettiği risk gerçekleştiği için zarar görürse, idarenin hizmeti işlese, zamanında işlese ve iyi işlese bile zarar görenin zararı idare tarafından karşılanır.

 

3. Yeni (3)’üncü fıkraya göre, davacı davasını idare mahkemesinde açması gerekirken, mahkemelerin görev alanlarını tam olarak bilmediği için kaza mahkemesinde dava açar ve kaza mahkemesi davasını görevsiz olduğu için reddederse, davacı, idare mahkemesinde dava açmak için 30 günlük ek süreye sahip olacaktır. Oysa bugün, davasını idare mahkemesinde açması gereken davacı, mahkemelerin görev alanlarını tam olarak bilmediği için kaza mahkemesinde dava açar ve kaza mahkemesi davasını görevsiz olduğu için reddederse, bu arada idare mahkemesinde dava açma süresini de kaçırdığı için hiçbir mahkemede dava açamamakta ve haklı dahi olsa, hakkını elde edememektedir.

 

4. Dördüncü fıkrada yapılan değişiklikle, ilk derece mahkemeleri kurulacağı için Yüksek İdare Mahkemesi istinaf mahkemesi haline getirilmiştir. Bugün tüm idari davalar Yüksek İdare Mahkemesi’nde açıldığı için mahkeme makul süre içerisinde karar verememekte ve idari davaların sonuçlanması çok uzun süreler almaktadır.

 

5. Bugün, idarenin bir idari işlemine karşı iptal davası ve bir idari ihmaline karşı ihmalin sonlandırılması davası açabilmek için davacının meşru bir menfaatinin doğrudan ihlal edilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme, Yüksek İdare Mahkemesi’nde açılan pek çok davanın davacının meşru menfaatinin doğrudan ihlal edilmediği gerekçesiyle reddedilmesi sonucunu doğurmakta ve davacı iddiasında haklı bile olsa mahkeme davacı lehine karar verememektedir. Beşinci fıkrada yapılan değişiklikle, davacının davasının kabul edilebilmesi için dava konusu idari işlem veya ihmalle ciddi ve makul bir ilgisinin bulunması yeterli kabul edilmiştir. Bu düzenleme hukuka aykırı işlem ve ihmallere karşı açılan davaların sırf şekli bir gerekçeyle reddedilmesini önlemeyi amaçlamaktadır.

 

6. Bugün, hukuka aykırı bir idari işlem ya da ihmal nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı, önce Yüksek İdare Mahkemesi’nde bir dava açıp onu kazanmak, sonra da kaza mahkemesinde bir tazminat davası açmak zorunda kalmaktadır. Bu düzenleme, bu tür durumlarda idareye karşı tazminat davası açılmamasına, açılırsa da yıllar sonra sonuçlanmasına yol açmaktadır. Altıncı fıkrada yapılan değişiklikle, bir idari işlem veya ihmal nedeniyle zarara uğrayan davacının tazminatı da Yüksek İdare Mahkemesi’nden istemesi sağlanmakta, böylece yargılama süreci ciddi biçimde kısalmakta ve davaların makul sürede sonuçlanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

 

7. Bugün, bir kamu görevlisinin kusuru dolayısıyla vatandaş bir zarar görürse, dava idareye karşı açılmakta, idare tazminatı ödedikten sonra ödediği tazminatı kusurlu kamu görevlisinden istememektedir. Yedinci fıkrada yapılan değişiklikle, idare, bu tür durumlarda ödediği tazminatı kamu görevlisinden istemek zorunda bırakılmakta, böylece kendi kusuruyla hazineyi zarara uğratan kamu görevlisinin devlet hazinesinde yarattığı eksilmeyi gidermek zorunda bırakılması amaçlanmaktadır.

 

8. Bugün Yüksek İdare Mahkemesi ara emri vermekte çekingen davranmakta, birçok davada ara emri verilmediği için mahkemenin nihai kararı çıkana kadar olan olmakta ve mahkeme davacı lehine karar verse dahi iş işten geçmiş olmaktadır. Sekizinci fıkrada yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinin verecekleri nihai kararın etkisiz kalmasını önlemek için herhangi bir koşul aramaksızın ara emri vermelerinin önü açılmıştır.

 

9. Bugün uygulanmakta olan idari yargılama usulüne göre, mahkeme bir bakışta idari işlemin veya ihmalin hukuka aykırı olduğunu açıkça görse dahi uzun duruşma usulleri uygulanmakta ve davaların sonuçlanması çok uzun zaman almaktadır. Oysa İngiliz hukukundan KKTC hukukuna geçen ve Türk hukukunda bulunmayan mandamus, prohibition ve certiorarinin esas amacı mahkemenin hukuka aykırılığı bir bakışta görmesi durumunda gereksiz yargılama usulü kurallarına boğulmadan hızla karar verebilmesinin sağlanmasıdır. On birinci fıkrada yapılan değişiklikle buna olanak tanınmış ve idare mahkemelerinin makul sürede karar verebilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

 

10. Bugün idari yargıda 75 günlük dava açma süresi vardır. 75 gün geçtikten sonra açılan davalar süre aşıldığı için reddedilmektedir. Oysa idarenin hukuka aykırı bir idari işlemi veya ihmali 75 gün geçti diye hukuka uygun hale gelmemektedir. Son fıkrada yapılan değişiklikle hem yasa koyucuya 75 günden daha uzun bir süreyi yasayla düzenleme olanağı tanınmakta, hem de mahkemelere, kamu yararı gördükleri durumlarda, 75 gün geçmiş olsa bile davayı kabul etme ve hukuka aykırı işlemi iptal etme, hukuka aykırı ihmali de ortadan kaldırma olanağı verilmektedir.

Son Güncelleme: 09.06.2014 08:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner162

banner146

banner157

banner68

banner164