Keser Döner – Sap Döner
Her zaman haklının yanında olduğunu savunan sevgili Ada TV bu kez güçlünün yanında olarak beni susturdu, üstelik bunu basın özgürlüğü hakkını ihlal ederek yaptı. Sustum, çünkü saygım vardı. İsim babası olduğum programın adının telif hakkını aldığımda ise hakarete uğradım. Tüm dünyanın önünde beni fırsatçı ilan ettiler, kaldı ki bunu yapan kendi menfaatleri uğruna beni beş dakikada gözden çıkartan kişiydi. Üstelik programımın adı Ada TV ile olduğu kadar benimle de bütünleşmişti. Patronum bana iş fırsatı verirken, aynı zamanda izleyici kitlem sayesinde kendisi de para kazanıyordu. Sonuçta kimse kimseye iyilik olsun diye program yaptırmaz. “Kendi kişisel ihtirasları için…” de kimse kanalını kullandırmaz. Patronlar iş adamıdır neticede. Herkes olayları kendi penceresinden görüyor elbette, ancak hakarete hiç gerek yoktu. Kimseyi dolandırmadım, yalan söylemedim, ülkemin menfaatlerini savundum, bir çok kişi susarken haksızlıklara karşı durdum ve bu kez de sadece kendi haklarımı kullandım. Alı Kırca’nın A TV’de yıllar önce sunduğu “Siyaset Meydanı” adlı programı, telif hakkını aldığı için, şu anda aynı isimde Show TV’ de izleyicilerin karşısına çıkabiliyor. Buna şaytanlık değil, profesyonellik denir. Lütfen olayları çarpıtmayalım.
2009’dan bu yana Ada TV ve Star Kıbrıs’ın bünyesinde bulunduğum için çok mutlu günlerim geçmişti. Ada TV sayesinde manevi çok şey kazanmışımdır. Maddi olarak tatminkar olmamasına rağmen, bu kurumu ailem gibi gördüğüm için de, tüm gücümü ve zamanımı bu kurum için ortaya koyarak harcadım. Değerim kimi zaman bilinmiş, kimi zaman ise göz ardı edilmiştir. Gelin görün ki, “Gündeme Bakış” programını bıraktığımdan bu yana üç program yapımcısı değişmiş, dördüncüsü ile ise şu an pazarlık edilmekteymiş. Programa konuk ayarlarken dahi, arada geçen görüşmelerin tamamını her zaman kendi cebimden harcamışımdır ki, her gün program yaptığımdan ve bir çok kişiyi aramam gerektiğinden dolayı gelen kabarık faturalar da menfaatçi olmadığımı göstermek için yeterli bile gelebilir.
Hiçbir şekilde suçlandığım üzere, kişisel ihtiraslarımla hareket etmedim, etmem de. Her zaman halkımın menfaatleri ön plandaydı, çünkü ben halk adamıyım, çünkü ben de halktan biriyim. İzleyicilerim bunu her zaman fark etmiştir ve bana gereken değeri vermişlerdir. Bunun için buradan onlara teşekkür ediyorum. Bir gün gelecek, bu reklam arası bitecek ve kendi ilkelerim doğrultusunda program yapmaya devam edeceğim. Her zaman halktan yana olan tavrım sürmeye devam edecektir. Şimdilik bir takım pazarlıklara kurban gitmiş görünüyor olamama rağmen, gün gelecek, devran dönecek ve hak yerini bulacaktır.
Yeşilırmak’tan Karpaz’a kadar, köylüsünden muhtarına çok iyi insani ilişkiler kurmam sayesinde programım başarılı olmuştu. Belki bir veda dahi edemedim, ama yakın zamanda yine “merhaba” diyeceğim.
Bu arada uğruna susturulduğum konuda tamamen haklı olduğumu bilmenizi isterim. Büyükelçiliğin yaptırmış olduğu bir sosyal tesisi, yasal olarak 49 yıllığına kimse kiralayamaz. Köy muhtarı ve bazı belediye meclis üyeleri sözleşmelerin iptal edilmesi için, gazetelere mülakat vermeye devam ediyorlar. Bu konu ilerleyen zamanlarda derinlemesine gün yüzüne çıkacaktır. Boşuna iki haftadır gerek muhalefetteki parti başkanları, gerekse köylüler bunu gündemde tutmuyorlar.
Türkiye Büyükelçiliğinin yardım heyeti tarafından yapılan tabelayı dahi söküp kaldıran zihniyet, sıkışınca tabelayı bakıma aldıklarını söylemek zorunda kalmıştır. Bu tabelanın aylık mı, yıllık mı, yoksa 49 yıllık bakıma mı gittiğini lütfen birileri açıklayıversin. Halkın bu konuyla ilgili kafasında oluşan soru işaretlerine Belediye Başkanı, Meclis Üyeleri ve İçişleri Bakanlığının Basın Danışmanı tatmin edici cevaplar versinler bir zahmet.
İşte ülkedeki “biz yaparız ve olur” zihniyetinin gelmiş olduğu nokta sevgili okurlar. Kuru kuruya memleket sevgisi olmuyormuş. Birazcık ıslatmak gerek. Kendi değerlerine sahip çıkmayan, ülkenin değerlerine hiç sahip çıkamaz. Bu yüzdendir ki, bencillik aldı başını gidiyor.