KELEŞ’İN BAŞI KELMİ


LTB’deki grev de sona yaklaşıldı. Fakat şimdi de BES başkanının kendini kurtarma operasyonu başladı. Öyle ki BES başkanı Savaş Bozat, hükümete antlaşabilmek için 2 aylık grevin parasının ödenmesini şart koşuyor. Bu konuda da iki aydır maaş alamayan işçileri de bu emel doğrultusunda kalkan olarak kullanmaya devem ediyor.
Bakın bu ülkede ilk kez bir sendika bir belediyede grev yapmıyor. Daha öncede defalarca sendikalar belediyelerde grevler yaptı. Bugün 28 belediyenin 9’unda yetkili olan BEL-SEN 2004 yılının Ekim ayında örgütlü olduğu Güzelyurt Belediyesinde tam 22 gün grev yaptı. BEL-SEN o günün şartlarında üyelerine grevde oldukları 22 günün parası olan 55 milyarı şak diye kasasından ödedi. Bugün döviz değerlerine baktığınızda o para 250 Bin Türk lirasının çok ama çok üstünde bir para ediyor.

Kamuda yetkili sendikalardan bir diğeri Kamu-İŞ Sendikası. Başkanı Sami Dilek. Kamu-İş sendikası içinde olduğumuz 2012 yılında hiç ama hiç grev yapmamış. bu yüzden de kasasından para çıkmamış. Ancak 2009 yılında 40 Bin Türk Lirası, 2010’da 105 Bin Türk lirası ve 2011’de tam 170 Bin Türk lirasını yaptığı grevlerden ötürü üyesine ödemek zorunda kalmış. Yani toplamdan baktığınızda 3 yıllık grev gideri Kamu-İş’in 315 Bin Türk Lirası olmuş.

LTB’de yetkili olan sendika şuan BES. Ve 2 aydır bildiğiniz üzere LTB’de çalışan iş başı yapmıyor. Normalde çalışanların grevde olduğu günleri sendika öder. Çünkü sendika çalışandan her ay önemli bir kesinti gerçekleştiriyor. Bu kesintiler, sendika giderleri için ve olası grevlerde çalışana ödenmesi için kesiliyor çalışanlardan.
BES LTB’de sağlanan çözümün önüne şimdi çalışanların almadığı iki aylık maaşları koyuyor. Kendisinin yapması gereken bir işi Hükümete havale ediyor yani. Peki, hükümet BES’in ödemesi gereken parayı öderse bu diğer sendikalar içinde bir örnek teşkil etmeyecek mi? 2004’te Güzelyurt’ta 55 milyar ödeyen BEL-SEN’e bir haksızlık değil mi? Gerçekleştirdiği grevler için kasasından 315 bin Türk Lirası ödeyen Kamu-İş enayi mi?
BEL-SEN Başkanı Fikret Keleş “eğer hükümet ödeme yaparsa BES’e tepkimiz çok sert olacak” diyor. Kamu-İŞ Başkanı Sami Dilek ise “Eğer bu ülkede yasalar varsa BES yaptığı grevin karşılığını üyesine öder. Eğer bu parayı sendika değil de hükümet öderse bizde bundan sonra aynı yöntemi uygulamak zorunda kalacağız” diyor.
BES Başkanı Savaş Bozat elini cebine atmaktansa topu taca atmayı tercih ediyor. Ve haksız olduğu bu kavgada kalkan olarak zor durumda olan çalışanı kullanıyor. Hükümet yıl içerisinde LTB’yi kurtarmak adına birçok kez elini cebine zaten attı. Süt parasını üreticiye zamanında ödemedi sırf belediye bataktan kurtulsun diye. Şimdi BES gene hükümetin elini cebine atmasını bekliyorsa çok yanılıyor. Çünkü hükümetin böyle bir adım atmasına başta diğer sendikalar olmak üzere birçok kesim karşı.

Tek başına İkti”DARDAYIZ”
2009 erken genel seçimlerinden bu yana ilk kez bu kadar bir tepki var ülkede UBP’ye. en tepedeki kavgalardan tutunda hükümetin belirsizliğine kadar yaşananlardan herkes etkilendi, etkilenmeye de devam ediyor. Yaşanan güvensizlik bürokrasiden ekonomiye kadar her yere yayılmış durumda. Kimse elektrik su telefon parasını ödemiyor. Tüccar, çarşıda “sıcak paranın” peşinde. Ancak vatandaş temkinli davrandığı için sirkülasyonda sıkıntı yaşanıyor. Hal böyle olunca sıcak paraya sıkışan “sıcak para tedarikçisine” koşuyor. Yani Tefecilere. 10 liralık borcu için tefecinin eline düşen çok kısa bir sürede 100 liralık borca sahip oluyor. Arkasından da mazbata olayları yaşıyoruz. Yani kısır bir döngünün içinde dönüp duruyoruz. Biran önce yitirilen “güven” ortamı yeniden kazandırılmalı. Çok geç olmadan.

Hamza Ersan SANER: Demek artık bizimde bir posta kodumuz olacak. Vay be

Dilek KIRICI: O nasıl bir aşureydi. Diyette olmasam 3 tabak yiyecektim. Allahtan diyet yapıyorum da iki tabakla yetinmek zorunda kaldım.

Oğuz KÖSE: Geçen gece kontörle yakalanmışsınız. Alkol çıkmayınca kurtulmuşsunuz. Birde alkol çıkmış olsaydı hem ceza yiyecektiniz hem de basına malzeme olacaktınız.

Haydar CAKKO: Şehircilik ile ilgili söylediklerinizi yıllar önce uygulamış olsaydık bu sel felaketlerinin hiç birini yaşamazdık her halde.

Hakan Efe YILDIRIM: Geçen sabah stüdyoda üşüyormuş gibi bir haliniz vardı ekranda. Çok üşüyorsanız ayaklarınıza bir polar battaniye örtün bari.

Erdoğan KANİOĞLU: Çok geçmiş olsun. Sizin gibi acı patlıcanı karağı çalmaz merak etmeyin.

Kenan AKIN: Toruna doğum günü hediyesi olarak ne aldınız? Bu arada Mengü gene cezeryeleri bitirmiş, haberin olsun.

Alican KABAKCI: AB yardımları ile yeni bir projeye çok yakında start verecekmişsiniz. Bakalım çiftçiler bu projeniz için ne diyecekler?

Aslan MENGÜÇ: Seni hiç bu kadar öfkeli görmemiştim son zamanlarda. Allah yardımcınız olsun ne diyeyim.

Tekin KÖSE: Durumun ne? Hani bu hafta buluşup bir kahve içecektik.

Ahmet KAPTAN: Sen gel şu istifa işini bence bir kez daha düşün.

Ali Özmen SAFA: Bakırköy Belediye Başkanı önümüzdeki günlerde adaya geliyormuş ve daha gelmeden sizi sormuş.

Deniz GÜRGÖZE: Bir ses ver derinlerden…

Bertan ZAROĞLU: Suriye’den gelen selamları aldım. Keşke şu kötü günler geride kalabilse ve yeniden bir Suriye gezisi yapabilsek.

Cemal DAĞLIKOCA: Geçen hafta siyasetçileri ve sivil toplum örgütü temsilcilerini bir araya getirmişsiniz. Bari bir kamera kuralım eve de vatandaşta izlesin ne konuşuluyor diye.

Serhat AKPINAR: Gelen giden hep söz veriyor ama görüyorsunuz icraata gelince kimse ortalıkta yok. siz en iyisi kendi yolunuzda emin adımlarla yürümeye devam edin.

Gamze YÜCEL: Aralık başında çok önemli bir organizasyona hazırlanıyormuşsunuz. Duyduğumuz kadarı ile ilk kez TBMM’den bu kadar geniş kapsamlı bir katılım olacak galiba.

Ahmet Melih KARAVELİOĞLU: Şu asansör yapıldı mı? Bir türlü kahvenizi içmeye gelemiyoruz.

Hüseyin ÇAKIR: Çok yakında yeni kitabınız çıkıyormuş. Merakla bekliyoruz.



GÜNÜN TWİTTİ
‏@edactnkaya
Pahalı parfümleri bir kenara bırakın. İnsan dediğin Güven Kokmalı !

GÜNÜN SÖZÜ
“Orta direk yok olmuştur. Bu yanlışlar, hatalar, halka olan sorumsuzlukları, insanca yaşam hakkımızın, sağlık hakkımızın alındığını vurguluyoruz ve itiraz ediyoruz.”
Sade Vatandaş Gülay Köşe

BİZİM TEMEL
Dursun ile Temel yolda karşılaşırlar,
Dursun arkadaşı Temel'e :
-Ula Temel, 3'lü sextenhoşlanirmisun?
Temel : -Evet, en sevdiğim fantazimdur da.
Dursun: -İyi o zaman, acele sizin eve yetiş...