Zaman geçtikçe ne çok şeyi unutuveriyor insan, geçmişe kuşbakışı izlenen bir manzara gibi çok uzaklardan bakmayı tercih ediyor.

Hayatımızda detaya girilmeyen, üzerine fazla kafa yorulmayan hatta hiç düşünülmeyen konuların başında ise tarihimiz yer alıyor.

Belki basmakalıp bilgiler, gerçeklikten uzak anlatımlar veya istismar edilmiş kahramanlıklar tüm bunlara sebep oluyor orası bilinmez ama bir şekilde es geçiliyor.  

Tüm bu kalabalık, kargaşa içerisinde istismar edilen kahramanlıklar bitmek bilmeyen anlatımlar arasında bazen vatana, toprağa ya da kurtuluşa dair değil iki satır okumak tek söz bile duymak istemez insan.

Nedeni basittir aslında. Kıbrıslı Türklerin tarihi bıktırmak istenircesine aynı insanlar ezberlenmiş ve benzer cümlelerle anlatılır durur bizlere.  

Oysa esas hatırlanması ve daima hatırlatılması gereken bu ülkede Kıbrıslı Türklerin gerçek anlamda verdiği toplumsal mücadele ve mücadelenin gizli kalmış bölümleridir.

Son zamanlarda Türk Mukavemet Teşkilatı’na ilişkin kaleme alınan her satır unutulan tarihimizi gün yüzüne çıkarırken, yıllardır süregelen ezberi bozarak, toplumu mücadelenin gölgede kalmış kahramanları ile buluşturuyor.

Törenlerle, şiirlerle, marşlarla konuşmalarla anılmayan bazı kahramanlar adeta kitaplarla ebediyete taşınıyor.  

Aral Moral tarafından kaleme alınan İki Kelime Tek Cümle: Kardeşini Vur isimli kitap da Kıbrıs’ın unutulmuş tarihinin kısa bir kesitini aydınlatırken hiç bilinmeyen nice hikayeden sadece birini okuyucularla paylaşıyor.  

Kitabı okuyup kenara koyarken birkaç satır yazmak istedim ve aramızdan ayrılan gerçek bir “Kıbrıslı Mücahit’i” daha tanıyamadığıma, elini sıkamadığıma hayıflandım doğrusu. 

Ama biraz daha düşününce sevinmeden de edemedim onlar adına yaşayıp da bu günleri göremedikleri için.

Bir bakın etrafınıza gençliklerini heba ederek, yokluk içinde bir ömür sürerek bu topraklara tutunan bir neslin ardından gelenleri düşünün…

Belki bazıları anlattı durdu ne çok savaşıldı, ne çok mücadele verildi bu topraklarda diye ama kaçı geçmişi anarken bu günü inşa etmek adına bir adım attı?

En azından dürüst olalım. Ülkeye sahip çıkamadığımızı, pervazıca harcadığımızı maddi ve manevi tüm değerlerimizi yitirdiğimizi kabul edelim.

Onların kahramanlık hikâyeleri ile büyürken, kendi çocuklarımıza bir tek hikaye bile yaratamadığımız gerçeği ile yüzleşelim.

Şikayet etmekten öteye gitmediğimizin artık farkına varalım.

Neresinden tutsanız lime lime dökülen bu düzenin içinde umursuz, yozlaşmış ve bencil insanlar olarak kaldığımızı, bir adım dahi öteye gidemediğimizi fark edelim.

Fark edelim de insanların hak ettikleri gibi yaşadıklarını hatırlayarak, biraz da kendimize kızalım….  

Biraz daha fazla okuyalım, farkına varalım.