Geçenlerde bir röportaj için Lefkoşa Devlet Hastanesi’ne gittim. Bildiğiniz üzere Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin ana binasının karşısındaki otomatik girişli park yeri hastane doktorlarına ve diğer çalışanlara ayrılmış durumda. Bu nedenle arabamı hastane girişinden uzaktaki bir park yerine park etmek zorunda kaldım ve uzun sayılabilecek bir yürüyüşün ardından hastane girişine vardım. Hasta olmadığım için benim açımdan iyi bir yürüyüş oldu diyebilirim. Ama ya hasta olsaydım? Ağrı sızı çekerken o kadar yolu nasıl yürüyecektim?
Bu sabah görüştüğüm, tıp ve etik üzerine çalışmaları ile de tanınan Kıbrıs Türk Tabipleri Odası eski Başkanı, Op. Dr. Mustafa Hami’den Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde girişe yakın park yerinin sağlık çalışanlarına ayrılmasını değerlendirmesini rica ettim. Hami, uzun yıllar Almanya’da doktorluk yaptığını hatırlatarak, “Avrupa’da tam tersi uygulanır. Avrupa’da ve ABD’de hastanelerin park alanları arasında en uzak olan park yerleri doktorlara ve sağlık personeline ayırılır. Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde ise en yakın alan, doktorlar ve diğer personele ayrılmıştır. Tam tersi olması gerekir. Doktorlar da, hizmet veren personel de sağlıklıdır; en uzak yerden hastaneye gelebilir ama hasta en yakın yerdeki park alanına arabasını park etmelidir. Hasta sağlıksızdır ve uzun yol yürüyemez. Bizde hastaneler hasta merkezli değil, doktor merkezli olduğu için hasta hakları önemsenmiyor. Sağlık profesyonelleri hasta haklarını öncelikli olarak korumalıdır. Devletler toplumlarına en üst düzeyde sağlık hizmetini ulaşılabilir şekilde programlayıp, uygulamaya zorunludur. Sağlık profesyonellerinin hasta hakları için mücadele etmesi gerekirken bizde tersi olabiliyor. Bunu hasta hakları açısından hiçbir şekilde doğru bulmuyorum” dedi.
Dr. Mustafa Hami’nin ardından Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkanı Emete İmge’ye aynı soruyu yönelttim. Park yerlerinin uzakta olması nedeniyle hastaların mağdur edildiğini belirten Emete İmge, duyarlılığından ötürü Dr. Mustafa Hami’ye teşekkür etti ve Hami’nin açıklamalarına tam destek belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu konu bize de sıkıntı veren bir durum. Hasta açısından uzak yerlere park etmek problemdir. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde park yerlerinin yeniden düzenlemesi gerekiyor. Sağlık çalışanlarının birinci sırada, yani girişe en yakın park yerine sahip olması ve hasta park yerlerinin en son sırada, uzakta bir yerde konumlanması çok ciddi sıkıntılar yaratıyor. Hafta başlarında, pazartesi ve salı günlerinde neredeyse tarlaların içinde park etmek zorunda kalıyoruz. Hafta başlarında park meselesinde ciddi bir kaos yaşanıyor.”
Emete İmge Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde bilgi levhaları konulmadığı için de sıkıntı yaşandığını ifade ederek, parklara giriş çıkışların levhalarla gösterilmemesi nedeniyle birçok hasta aracının lastiklerinin delindiğini vurguluyor ve hastanede engelliler ve Thalassemia Merkezi hastaları için ayrılan park yerlerinin de hasta dışındakiler tarafından kullanıldığına dikkat çekiyor…
Ben yaparım olur anlayışının her taşın altından çıktığı ülkemizde ısrarla etiğe ilişin yazılar yazıyorum. Çünkü KKTC’nin temel sorununun etik olduğunu düşünüyorum. Bir arada yaşamanın ana bağlacı etiktir. Diğerini düşünmekte, başkasının haklarını gözetmekte içsel bir çaba göstermiyor ve her şeyi salt kendi çıkarlarımızı korumakla ilişkilendirerek, savunmanın bir ‘erdem’ olduğuna inanıyoruz.
Halbuki başkasının haklarını kendi haklarımızdan önce savunabilmektir etik. Erdemli olan da kendinden önce diğerini düşünmektir. Etik, kendi haklılığımız için mücadele edebilmenin ön koşuludur aynı zamanda. İyi niyet ve karşınızdakinin haklarına saygı göstermeden size ve sizin haklarınıza saygı gösterilmesini beklememelisiniz. Hasta haklarını çiğneyebiliyorsanız, sağlık çalışanlarının haklarını çiğneyenlerle nasıl mücadele edeceksiniz?
Modern görüntümüz altında halihazırda ilkel ve vahşi bir toplumsallaşma sergiliyoruz. Doktor olmak da yetmiyorsa vesselam, belli ki bu iş eğitim işi değil, görgü ve etik işidir!